Yıllar
Konular
Favoriler

Tarihi hadiselerin etkenleri başlıca siyasi, askeri, toplumsal ve iktisadi olabilir. Çoğunlukla bu etkenler karışık olarak tesirlerini gösterir. Şüphe yok ki bütün bu etkenler çok mühimdir.

Fakat bence bir milletin doğrudan doğruya hayatıyla, yükselmesiyle, düşkünlüğüyle alakadar olan en mühim etken, milletin ekonomisidir.

Mustafa Kemal Atatürk - Ağustos 1930
Buraya tıklayarak sayfayı yenileyin ve her yenilediğinizde Atatürk'ün bir başka sözüyle karşılaşacaksınız
X

Tarih hakkında sorular ve cevaplar

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 24. Cilt, s.17

Hayır, her şeyi unuttum, bildiğin gibi, arkadaşım ve kardeşimsin.

Mustafa Kemal Atatürk - 21 Eylül 1937

Atatürk ve İsmet İnönü 1937 yılının sonlarında çeşitli konularda anlaşmazlık yaşadı ve sonuç olarak İsmet Paşa, bir tartışma sonucunda 20 Eylül'de başbakanlık görevinden istifa etti.

Bundan bir gün sonra düzenlenen 2. Türk Tarih Kurultay'ında Atatürk'le aralarında bu yazışma geçti.

İnönü bir kağıda "Akşama benimle gelebilecek misin?" diye yazıp Atatürk'e uzattı. Atatürk olumlu yanıt verince "Demek bana çok dargın değilsin" diye cevap verdi. Atatürk ise kağıda bu sözleri yazdı.

İsmet İnönü bu kağıdı ölene kadar sakladı.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 29. Cilt, s.332

Almanya'da Hitler'in yaratarak geliştirmekte olduğu nazilik de faşizmin bir başka, bir büyük tehlikeli benzeridir.

Hitler bir ırkçıdır. Dikkat buyurunuz, milliyetçidir demiyorum, ırkçıdır diyorum.

Alman ırkını en üstün ırk olarak gören bir delidir.

Bütün Alman gençliğini peşine takmış, onlara bu ideali aşılamıştır.

Mustafa Kemal Atatürk

Atatürk'ün, nazizm hakkındaki görüşleri.

Kaynak: Sabiha Gökçen, Atatürk'ün İzinde Bir Ömür Böyle Geçti s. 167

İstanbul'u biz hiç unutmadık ve unutamayız!

Orası bizim, yani anavatanın başıdır. İrfanımız, sanatımız, her şeyimiz oradadır, oradan yetişmiştir.

İstanbul'u iyi tanırız. Bilhassa orada gençlik bizimledir; bizi bekler, galeyan halindedir.

Mustafa Kemal Atatürk - 21 Ekim 1922

Atatürk'ün, Bursa'da İstanbullu gençlere yaptığı konuşmadan...

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 14. Cilt, s.27

Türkiye Cumhuriyetinde kimsesiz bir birey yoktur. Cumhuriyet, böyle bir kavramı asla kabul edemez.

İnsan hakları, yasalarımızın güvencesi altındadır. En güçsüz ve en kimsesizlerin yardımcısı devlet ve onun kamu hukuku temsilcileri olan Cumhuriyet Savcılarıdır.

Kendilerini kimsesiz görenlerin, yanlarında her an haklarını aramakla görevli Cumhuriyet Savcıları bulunduğunu asla unutmamaları ve bundan emin olmaları gerekir.

Mustafa Kemal Atatürk - 9 Ekim 1925

Atatürk'üm Cumhuriyet savcılarına seslenişinden.

Lozan'da doktora yaptıktan sonra Atatürk tarafından "Hukuk Reformu yapmakla" görevlendirilen Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, savcılar için "Cumhuriyet Savcısı" unvanının isim babasıdır.

Atatürk'ün huzurunda "Hukuk Reformu" için fikir fırtınası yapılırken, Mahmut Esat Bozkurt çok tepki alır ve sıkıştırılır:

"Neden sadece savcılara Cumhuriyet Savcısı denilir?

- Cumhuriyet Başbakanı,

- Cumhuriyet Bakanı,

- Cumhuriyet Müsteşarı,

- Cumhuriyet Valisi,

- Cumhuriyet Büyükelçisi olmuyor da,

Neden Cumhuriyet Savcısı?

Savcılara neden bu imtiyaz?

Atatürk, Bozkurt'a "Ne diyorsun?" diye sorar.

Bozkurt'un cevabı çok net olur:

"Çünkü öyle zaman olur ki, cumhuriyeti korumak için başbakandan, bakandan, müsteşardan, validen, büyükelçiden bile hesap sormak gerekebilir. İşte o hesabı soracak olan Cumhuriyet Savcısı'dır."

Atatürk, gülümseyerek hoşnut kaldığını belli eder. "Devam et Bozkurt" der.

Cumhuriyet Savcısının bu cumhuriyeti korumak ve kollamak yetkisi hukuk reformuna ve Atatürk'ün yorumuna kadar uzanır.

Kaynak: Doç. Dr. Ali Birinci, Yeni Türkiye Dergisi, Cumhuriyet Özel Sayısı I, 1998, s. 23-24

Veritabanında
717 söz
bulunuyor.
Arama
Görüş Bildir

ve Arasında