Bu cennete düşman sokulur mu?
Atatürk, İzmir'in kurtuluşundan bir gün sonra İzmir'e girdi ve Kordonboyu'nda Salih Bozok'u beklemeye başladı.
Orası o anda bir savaş sahasından daha tehlikeliydi çünkü Ermeni fedaileri ortalığı ateşe vermişler, sağa sola rastgele bomba savuruyorlardı.
Salih Bozok anlatıyor:
Etrafımız ateş içinde idi. Ve Atatürk, parkta gezintiye çıkmış kadar sakin, denizi seyrediyordu. Bir aralık bana:
-Güzel memleket! dedi. Ve ilave etti:
-Bu cennete düşman sokulur mu?
Ben, onu bu ölüm yağmurunun altından uzaklaştırmaktan başka bir şey düşünemiyordum. Tehlikeyi anlatabilmek için:
-Paşam, dedim. Şimdi şu sokağın içinde bomba atan iki fedaiyi yakalayıp vurdular.
O gayet sakin eseflenip:
-Yazık, göremedik.
Şüphe yok ki, bizim milletimizin karakteri de bütün karakterler gibi yükselmeye, istenen şekle dönüşmeye müsaittir.
Fakat kendi kendine olması şartıyla...
Eğer bizim karakterimize, dışardan, bizim karakterimizden başka karakterlerdeki etkenler tarafından bir şekil verilmek istenirse, bundan sabit ve belirli hiçbir şekil, hiçbir netice ortaya çıkamaz!
Eskişehir'in düşmesi acıdır; fakat bu düşüş sıfırdır. Maksat ordudur. Ordu ayaktadır; yenilmemiştir; onu bu gece Porsuk gerisine çekebilirlerse, düşmanın bizimle temasını kesebilirlerse, mesele yoktur.
Çekebileceklerdir, kesebileceklerdir. Çekiliş iyi idare ediliyor. Düşmanı bir ay oyalayabilelim, sonra behemahal mahvedeceğim.
Atatürk'ün Eskişehir-Kütahya Muharebesi'nden sonra sözleri
Millet sevgisi kadar büyük mükafat yoktur. İstiklal Harbi'nde benim de milletime ettiğim birtakım hizmetler olmuştur zannederim.
Fakat bunlardan hiçbirini kendime mal etmedim.
Yapılanın hepsi milletin eseridir dedim; aranacak olursa doğrusu da budur.
Vatan sevgisi ve Türk milleti hakkında...
Ben herhangi bir işe giriştiğim zaman karşımdakinin ne yapabileceğini ve en kötü ihtimalleri düşünürüm.
Ona göre tedbirlerimi alarak hareket ederim.
