Bu cennete düşman sokulur mu?
Atatürk, İzmir'in kurtuluşundan bir gün sonra İzmir'e girdi ve Kordonboyu'nda Salih Bozok'u beklemeye başladı.
Orası o anda bir savaş sahasından daha tehlikeliydi çünkü Ermeni fedaileri ortalığı ateşe vermişler, sağa sola rastgele bomba savuruyorlardı.
Salih Bozok anlatıyor:
Etrafımız ateş içinde idi. Ve Atatürk, parkta gezintiye çıkmış kadar sakin, denizi seyrediyordu. Bir aralık bana:
-Güzel memleket! dedi. Ve ilave etti:
-Bu cennete düşman sokulur mu?
Ben, onu bu ölüm yağmurunun altından uzaklaştırmaktan başka bir şey düşünemiyordum. Tehlikeyi anlatabilmek için:
-Paşam, dedim. Şimdi şu sokağın içinde bomba atan iki fedaiyi yakalayıp vurdular.
O gayet sakin eseflenip:
-Yazık, göremedik.
Asıl mesele yıkılmak üzere bulunan imparatorluktan bir Türk devleti çıkarmaktır.
Atatürk'ün Beyrut'ta arkadaşlarıyla yaptığı toplantıda söylediği sözler. Tarih tahminidir.
2. Abdulhamit'i yıkmak isteyen çeşitli subay kadroları ihtilalin planlarını yapmıştı ama hiçbirisinin ihtilalden sonra ne yapılacağı hakkında en ufak bir fikri yoktu.
Oysa Atatürk'ün bambaşka planları vardı.
Büyük ve asil Türk milleti!
Anadolu'nun kurtuluşu zaferini tebrik ederken sana İzmir'den, Bursa'dan, Akdeniz ufuklarından ordularının selamını da takdim ediyorum.
Savaşları arzu etmiyorum, her türlüsünden kaçıyorum, ama bizi buna zorlarlarsa, bendeki güç, sadece savunmayla sınırlı değil.
Atatürk'ün Rus Sefareti'nde verilen ziyafette Rus Büyükelçisi Surits'le yaptığı görüşmeden...
O millet aşkı ki, her şeye rağmen sinemizde sönmez bir kuvvet, metanet ve ateş kaynağıdır!
İstanbul gazetecilerine verilen yemek sırasında söyledikleri
