Yüzlerce yıl boyunca Türk Imparatorluğu, Türklerin azınlıkta olduğu karmaşık bir insan yığınıydı.
Daha başka sözde azınlıklarımız da vardı ve bunlar, sıkıntılarımızın büyük kısmının kaynağı olmuşlardı; bu azınlıklar ve eski fetih düşüncesi.
Türkiye'nin gerilemesinin bir sebebi, bu ziyadesiyle zor hükümdarlık meselesi yüzünden kendisini tüketmiş olmasıydı.
Atatürk'ün "The Saturday Evening Post" gazetesi muhabiri Isaac F. Marcosson'la yaptığı röportajdan
Efendiler! Haşmet ve debdebe içinde hayat geçirmeye alışan bu padişahlar ve yakınları ve sarayları ve bütün erkanı artık ne olursa olsun bütün bu debdebe ve gösterişi devam ettirmenin zaruri olduğu kanaatinde bulunuyorlardı.
Onun için devletin hakiki kaynaklarını kuruttuktan sonra muhtaç oldukları parayı hariçten tedarike kalkıştılar ve bunun için birçok borçlanmaya girdiler.
Milletin bütün menfaatlarını sınırlamak suretiyle ve haysiyet ve şerefini feda etmek suretiyle birçok borçlanmaya girdiler.
O kadar ki, bunların faizlerini ödeyemeyecek bir hale geldi ve bir gün devlet, dünya gözünde iflas etmiş sayıldı.
Osmanlı Padişahları hakkında, İzmit sinema binasında konuşma.
Padişahlar halka acımadılar, Anadolu'ya acımadılar, onu sadece soydular.
Osmanlı ve padişahlar hakkında
Şimdi gayet dostane münasebetlerde bulunduğumuz Yunanlılar bir zaman Cumhuriyet merkezi Ankara'ya top menzili bir mesafeye kadar gelmişlerdi.
Milletin mevcudiyetini muhafaza için Yunanlıları geri sürmek vazifesi bana verilmişti. Vazifemi başarıyla yaptım. Fakat sonradan tekrar Yunanlılar ile dost olduk.
Bunu size söylemekten maksadım, Türklerin savaştıkları herhangi milletle ebedi düşman kalmak istemediklerini göstermektir.
Ben askeri hayatımda asla mağlubiyet görmedim. Bunun sebebi yalnız milli bütünlüğümüzün savunması için savaşmış olmamdır.
Atatürk'ün İngiliz gazeteci Edwin Keliher'le yaptığı görüşmeden
Ordularımız 9 Eylül 1922 sabahı İzmir'imizi ve yine 9 Eylül 1922 akşamı Bursa'mızı muzafferen kurtardılar.
Akdeniz, askerlerimizin zafer teraneleriyle dalgalanıyor.
Asya imparatorluğuna yeltenen küstah bir düşmanın muharebe meydanlarına gelmek cesaretinde bulunan ordu kumandanları ile kumanda heyetleri, günlerden beri Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetinin harp esiri bulunuyorlar.
Atatürk'ün, İzmir'in kurtuluşundan 3 gün sonra millete beyannamesi.
