Azeri Türklerinin dertleri kendi dertlerimiz ve sevinçleri kendi sevinçlerimiz olduğu için, onların muratlarına nail olmaları, hür ve bağımsız olarak yaşamaları bizi pek ziyade sevindirir.
Atatürk'ün Azerbaycan büyükelçisi İbrahim Abilof'la konuşmasından
Biz, ne zor kullanmak, ne de fetih istiyoruz.Yalnız bırakılmamızı ve kendi ekonomik ve siyasal kaderimizi kendimizin tayin etmesine müsaade edilmesini istiyoruz.
Yeni Türk demokrasisinin tüm binası, bunun üzerine kuruludur.
Atatürk'ün "The Saturday Evening Post" yazarı Isaac Marcosson'la yaptığı röportajdan.
Efendiler, hiçbir millet, milletimizden ziyade yabancı unsurların inançlarına ve adetlerine riayet etmemiştir.
Hatta denilebilir ki, başka dinler erbabının dinine ve milletine riayetkar olan yegane millet bizim milletimizdir.
Fatih, Istanbul'da bulduğu dini ve milli teşkilatı olduğu gibi bıraktı. Rum patriği, Bulgar eksarhı ve Ermeni kategigosu gibi Hıistiyan dini reisleri imtiyaz sahibi oldu. Kendilerine her türlü serbesti bahşedildi.
Istanbul un fethinden beri, Müslüman olmayanların mazhar bulundukları bu geniş imtiyazlar, milletimizin dinen ve siyaseten dünyanın en müsaadekar ve civanmert bir milleti olduğunu ispat eder en açık delildir.
Atatürk'ün Ankara'da eşraf ve ileri gelenlerle konuşması
Ermeniler aleyhine kazanılan Sarıkamış muzafferiyeti, temin ettiği askeri ve iktisadi menfaatlerden başka, Doğu'daki siyasi vaziyeti de lehimizde geliştirecek mahiyettedir.
Vaki olan harekatın sürat ve intizamı ile muvaffakiyeti şükran ve takdirle yad olunur.
878 Berlin Antlaşması ile Rusya'ya bırakılan Sarıkamış'ın 42 yıl sonra, 29 Eylül 1920'de ele geçirilmesinin ardından Atatürk'ün Doğu Cephesi Komutanlığı'na yazdığı telgraftan
Efendiler, bilirsiniz ki, hayat demek, mücadele, çarpışma demektir. Hayatta başarı, mutlaka mücadelede başarıyla mümkündür.
Bu da, manen ve maddeten kuvvete, kudrete dayanır bir şeydir.
Bir de, insanların meşgul olduğu bütün meseleler, maruz kaldığı bütün tehlikeler, elde ettiği başarılar, ortaklaşa, genel bir mücadelenin dalgaları içinden doğa gelmiştir.
