Azeri Türklerinin dertleri kendi dertlerimiz ve sevinçleri kendi sevinçlerimiz olduğu için, onların muratlarına nail olmaları, hür ve bağımsız olarak yaşamaları bizi pek ziyade sevindirir.
Atatürk'ün Azerbaycan büyükelçisi İbrahim Abilof'la konuşmasından
Efendiler, bu kurtuluş gününü size tebrik ederken, bu dağlarda, bu ovalarda kanlarını döken muhterem şehitlerimizi ve vatanları için, milletleri için mihnet ve meşakkat bilmeyen kahraman gazilerimizi hürmetle ve tazimle yad ederim.
Bursa'nın kurtuluşunun 2. yıldönümünde Bursa halkına nutuk
Balkan birliğini isteyenler ve onu kendilerine şiar edinenler, savaş ile barışın ne olduğunu tecrübe ile bildikten sonra barışsever olmayı tercih edenlerdir.
İnsanlığın hakiki saadet ve refahının barış içinde yaşamakla mümkün olacağı inancına kani olanlardır.
Bütün barış ve selamet isteyen medeniyet alemi karşısında şüphesiz ki Balkan Anlaşması'nın birleştirdiği çehre, insanlık, barışseverlik, kardeşlik çehresidir. Nurlu çehredir.
Atatürk'ün Balkan Anlaşması ve dünya barışı üzerine yaptığı konuşma
Balkan Antantı, 9 Şubat 1934 tarihinde Atina'da Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında imzalanan anlaşmadır.
1933’ten sonra Almanya’da Nazi Partisi’nin iktidara gelmesi, İtalya’nın Akdeniz’de ve Balkanlar’da genişleme çabası ve Avrupa devletlerinin silahlanma yarışına girmesi dünya barışını tehdit etmeye başladı. Bu gelişmeler sonucunda Balkan devletleri arasında bir yakınlaşma meydana geldi.
Balkanlar'ı ele geçirmek isteyen İtalya ve Almanya tehlikesi karşısında dört Balkan devleti Yunanistan, Yugoslavya, Romanya ve Türkiye 9 Şubat 1934’te Atina’da Balkan Anlaşma Yasası imzaladılar.
O millet aşkı ki, her şeye rağmen sinemizde sönmez bir kuvvet, metanet ve ateş kaynağıdır!
İstanbul gazetecilerine verilen yemek sırasında söyledikleri
Bir millet, varlığını ve istiklalini sağlayıp korumak için, akla gelebilecek bütün teşebbüsleri ve fedakarlıkları yaptıktan sonra başarılı olur.
Ya başaramazsa demek, o milletin ölmüş olduğunu kabul etmek demektir.
Öyleyse millet, yaşadıkça ve özverili girişimlerini sürdürdükçe başarısızlık söz konusu olamaz.
Amerikan hükümetinin Kafkasya'da incelemelerde bulunması için gönderdiği General James G. Harbord'la Sivas'ta görüşme yapan Mustafa Kemal'in, kendisine "Millet akla gelebilecek bütün teşebbüsleri ve fedakarlıkları yaptıktan sonra başarısız olursanız, ne yapacaksınız" diye soran generale verdiği cevap.
