Efendiler, hepiniz milletvekili olabilirsiniz, başbakan olabilirsiniz, hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz.
Fakat sanatkâr olamazsınız.
Hayatlarını büyük bir sanata vakfeden bu çocukları sevelim
Muhsin Ertuğrul anlatıyor:
1930 senesi Nisan'ının 12. akşamı Türk tiyatrosu fakir tarihini çok şerefli ve nurlu hir sayfa ile taçlandırdı. Gazi bizi huzuruna kabul etti. Bu, Türk tiyatrocularını her
hatırlayışlarında sevinç ve saadetle heyecanlandıracak emsalsiz ve yüksek hir hatıradır.
O akşam Türk tiyatrosunun hükük hoynu düzeldi. Başı doğruldu, alnı yükseldi ve parladı."
Atatürk'ün tiyatrocularla konuşmasından...
Yollarda birçok göçebe gördük. Bitlis'e dönüyorlar. Hepsi aç, sefil, ölüme mahkum bir halde.
4-5 yaşlarında bir çocuğu ebeveyni yol üzerinde terk etmiş. Bu da bir karı-kocanın peşine takılmış.
Onları ağlayarak yüz metreden takip ediyor.
Kendilerini niçin çocuğu almadıkları için azarladım. "Bizim evladımız değildir" dediler.
1. Milli gururun bahşettiği azim ve kuvvet
2. Atalete hınç ve nefret
3. Kanaatkar oluş
4. Hayatın ucuzluğu süslemelerin basitliği
5. Şehvet düşkünlüğü gibi zevklere rağbet etmemek.
6. Medeni fikirlerin, asri ilerlemelerin, dini ve ananevi engellere maruz kalmaksızın hızla gelişmesi ve yayılması.
7. Hükümetin kabiliyetli kişiler hakkında teşvik edici bir siyaset takip edişi.
Atatürk'ün not defterinde bu 6 madde yazılı. Ama altında veya üstünde herhangi bir şey yazmıyor.
Demokrasi, insan ırkının ümididir.
Atatürk'ün "The Saturday Evening Post" yazarı Isaac Marcosson'un "ümmetçilik ve turancılık hakkında ne düşünüyorsunuz?" sorusuna verdiği cevap.
Milleti kurtarmaya çalışanların aynı zamanda mesleklerinde de birer namuskâr mütehassıs, faal birer alim olmaları lazımdır.
