Doğudan şimdi doğacak olan güneşe bakınız. Bugün günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün Doğu milletlerinin de uyanışlarını öyle görüyorum.
Bağımsızlık ve hürriyetine kavuşacak daha çok kardeş millet vardır. Onların yeniden doğuşları şüphesiz ki ilerlemeye ve refaha yönelik olarak vuku bulacaktır. Bu milletler bütün güçlüklere ve bütün engellere rağmen manileri yenecekler ve kendilerini bekleyen geleceğe ulaşacaklardır.
Sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerlerine milletler arasında hiçbir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir ahenk ve işbirliği çağı geçecektir.
Atatürk'ün Mısır Büyükelçisiyle yaptığı konuşmadan
Ordu harbin ilk dönemlerine göre fevkalade zayıftır. Birçok orduların kuvveti, olması gerekenin beşte biri kadardır. Memleketin nüfus kaynakları eksileni tamamlamaya yeterli değildir.
Dünyanın en güç işleri görmek üzere biner kişilik taburlarla bana gönderilen 59. tümenin yüzde ellisi ayakta duramayacak kadar zayıf olduğundan ayıklanmış ve sağlam kalan erat 17-20 yaşında gelişmemiş çocuklarla, 45-55 yaşındaki işe yaramazlardan ibaret kalmıştır.
Atatürk'ün 20 Eylül'de yazdığı ve ülkenin genel halini yansıtan rapor.
Hukuk, sırf akıl ve mantığa dayalı birtakım eski teorik kurallardan ibaret olmayıp, zaman ve mekanın ihtiyacına göre değişir.
Atatürk'ün hukuk hakkındaki notlarından...
Geçen gece iyiden iyiye dalmışım. Bir rüya gördüm. Rahmetli annemi, o her zamanki giysileri içinde ve mutlu. Ama ne kadar mutlu anlatamam sana. Kollarını açmış beni çağırıyordu. Ben de kendisini hemen iki adım ötemdeymiş gibi görüyordum.
Başladım ona doğru ilerlemeye. Fakat iki adım sandığım yol, bir türlü bitmiyordu. Bu sefer koşmaya koyuldum. Uzun uzun koştum da koştum. Kan ter içinde, bitap kalmıştım ki, anacığımın kolları arasında buldum kendimi
Dudaklarını alnıma değdirerek: Hoş geldin Mustafa'm dedi. Uyandım.
Ama ne güzel, ne güzel bir kavuşma idi...
Atatürk'ün ölmeden birkaç ay önce Sabiha Gökçen'e anlattığı rüyası...
Kendimizi aldatmayalım!
Çağdaş dünya çok ileri gitmiştir. Elde ettiğimiz başarılar ve yaptığımız inkılaplar ile yetinemeyiz.
Yaptığımız her türlü inkılapların temellerini her gün daha fazla güçlendirmek zorundayız.
Bunda başarılı olmak için, zihniyetimizin eski zihniyet olmadığını tam anlamıyla kanıtlayacağız.
Safsatalarla uğraşmaya zaman ayıramayız.
Örneğin, şapka giyilir mi, giyilmez mi gibi dünün mantıksızlıklarını tekrar etmek gafletini devam ettiremeyiz.
