Bağımsızlık ve hürriyetlerini her ne pahasına ve her ne karşılığında olursa olsun, ihlale ve sınırlamaya asla müsamaha etmemek; bağımsızlık ve hürriyetlerini bütün manasıyla korunmuş bulundurmak; ve bunun için icap ederse son ferdinin son damla kanını akıtarak insanlık tarihini şanlı bir misal ile süslemek; işte bağımsızlık ve hürriyetin hakiki mahiyetini, geniş manasını, yüksek kıymetini vicdanında idrak etmiş milletler için esasi ve hayati prensip...
Ancak bu prensip uğrunda her türlü fedakarlığı her an yapmaya hazır ve kadir bulunan milletlerdir ki, medeni insanlığın hürmet ve riayetine layık bir toplum olarak değerlendirilebilirler.
Atatürk'ün Afganistan kralı Emanullah ve kraliçe Süreyya şerefine verilen ziyafette yaptığı konuşmadan...
Milli müfrezeler sabit ve seyyar olmak üzere iki türlüdür.
Genellikle mücadele ve emniyet ve asayişi temin ve idame icabında ordunun harekatını kolaylaştırma maksadıyla seyyar müfrezeler teşkil olunur.
Bundan başka eşkıyanın taarruzundan ve Müslüman olmayan unsurların ihtilal ve tecavüzlerinden kasaba ve köyleri muhafaza ve müdafaa için mahalle, köy ve mıntıkalarda sabit müfrezeler vücuda getirilir.
Gördüğünüz gibi düşman sadece İngiliz, Fransız ve Yunan orduları değildi. 1919 yılında Anadolu tam bir anarşi yuvasıydı.
Köylere saldıran eşkiyalardan tutan, Müslüman Türklere saldıran azınlık unsurlara kadar ne ararsan vardı.
Atatürk böyle bir ortamdan ülkeyi kurtardı.
Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Teşkilat Nizamnamesine Ek
Savaşta yağan mermi yağmuru, o yağmurdan korkmayanları, korkanlardan daha az ıslatır.
Elim kalem tutmaya, beynim fikir yürütmeye başladığı günden daha lise sıralarında bulunduğum zamandan beridir ki gönlümde hayatımın akışını kaydetmek için bir arzu duyarım.
Birçok defalar, cep defterlerimin boş yapraklarını hayatımın bölümlerinin bazılarıyla doldurdum. Asıl maksadım, ömrümün gerçek akışını yazmak iken, her nedense o yapraklarda, fazlaca duygusallık ve hayallere kapılmıştım.
Bunun için o karışık yapraklara rağbet etmedim. Onları karışıklıktan kurtarıp saklamak istemedim. Çünkü çok abartılı idiler.
Bizim milletimiz elbette dünyanın takdirlerine liyakat kazanmış bir toplumdur.
Fakat onu layık olduğu şeref mertebesine ulaştıracak sizlersiniz.
Millet, memleket, Cumhuriyet sizden yüksek hizmet beklemektedir.
Siz faaliyete geçtikten sonradır ki, milletin azami kabiliyeti fiiliyata dönüşmüş olacaktır.
