Yıllar
Konular
Favoriler

Batı medeniyetinin öncüsü olduğunu iddia eden Fransızların zulüm ve baskıları­na ve on asırdan beri milletimizin geçerli olan fiili hakimiyetinin ortadan kaldırılmasına ve imhasına karşı silah müdafaasını kullanmaya mecbur olup, yirmi güne yakın bir zaman zarfında Ermenilerle birleşen düşman kuvveti ile her türlü mahrumiyetler içinde çarpışan ve nihayet başarılı olan kahraman Maraşlıları, bütün memleket namına tebrik ve tazize koşarız.

Maraşlılar, bu kahramanca müdafaaları ile milli davanın yüceliğini ve milletimizin yaşamak. bağımsız olarak yaşamak hususundaki yüksek iradesini bütün cihana gösterdiler.

Şehitlerimize dualar, selamlar.

Mustafa Kemal Atatürk - 12 Şubat 1920
Buraya tıklayarak sayfayı yenileyin ve her yenilediğinizde Atatürk'ün bir başka sözüyle karşılaşacaksınız
X

Atatürk'ün Maraş Müdafai Hukuk Cemiyeti'ne, Maraş Belediyesi'ne ve Kuvayi Milli Kumandanı Kılıç Ali Bey'e gönderdiği telgraf.

Taziz kelimesi değer verme, şereflendirme, kutlama anlamına geliyor.

Atatürk, Maraş'taki direnişi örgütleyen Arslan Bey'e sonraları "Siz sadece Maraş'ı kurtarmakla kalmadınız. Siz Türk kurtuluş mücadelesinin de kazanılmasını sağladınız. Biz Maraş'tan ismen bir Arslan bekliyorduk, cismen de bir Arslan geldi." der.

İşgal yıllarında, 28 Kasım 1919 tarihinde Maraş kalesindeki Türk bayrağı indirilerek yerine Fransız bayrağı asılmıştı.

Bunun üzerine Ulu Cami'de namaz öncesi halk "Bayraksız namaz kılınmaz" diye Maraş kalesine akın etmiş ve Fransız bayrağını indirmişti.

1936'da bizzat Atatürk'ün emriyle Maraş Kalesi'ne "Bayrak Tutan Bozkurt" heykeli dikildi.

Heykelin üzerinde "(28 Kasım 1919) Cuma Günü Türk Maraş, Silah Gücü İle İnen Bayrağını İman Gücü İle Yenden Dalgalandırdı" yazıyordu.

Heykel sonraki yıllarda kaldırıldı. Şu an nerede olduğu bilinmiyor. Maraş'a 7 Şubat 1973 tarihinde TBMM tarafından Kahraman ünvanı verildi.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 6. Cilt, s.316

Her şeye rağmen kesinlikle bir aydınlığa doğru yürümekteyiz.

Bende bu inancı yaşatan kuvvet, yalnız aziz memleket ve milletim hakkındaki sonsuz sevgim değil, bugünün karanlıkları, ahlaksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan ve gerçek aşkıyla ışık serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik görmemdir.

Mustafa Kemal Atatürk - 24 Mayıs 1918

Atatürk'ün Ruşen Eşref Ünaydın'a 24 Mayıs 1918'de hediye ettiği fotoğrafın üzerine yazdığı yazı.

Dikkat edilmesi gereken nokta, Atatürk bu yazıyı 1. Dünya Savaşı'nın son günlerinde, Osmanlı bozguna uğramak üzereyken yazmıştı.

Resmi hediye ettikten bir gün sonra böbrek rahatsızlığı yüzünden Avusturya'ya tedavi olmaya gitti.

Atatürk, yıllar sonra resmi Ruşen Eşref'in evinde gördüğünde gülerek "İyi yazmışım" diyecekti.

Ruşen Eşref Ünaydın'ın soyadı ise bizzat Atatürk tarafından kendisine verilmiş ve bu sözdeki "aydınlıktan" gelmektedir.

Kaynak: Ruşen Eşref Ünaydın, Atatürk'ü Özleyiş, 1. cilt, s.6

Efendiler; asri ilerlemeler, milletlerin medeni ihtiyaçlarını genişletir, çoğaltır, çe­şitlendirir ve bu medeni ihtiyaçlar ile orantılı medeni hakların vücudunu lüzumlu kı­lar.

Her devletin, mensup olduğu toplumun medenileşme derecesiyle orantılı, hukuki mevzuatı vardır. Dünyada mevcut bütün medeni devletlerin medeni kanunları hemen yekdiğerinin pek yakınıdır.

Bizim milletimiz ve hükümetimiz adalet fikri ve adalet zihniyeti noktasında hiçbir medeni kavimden aşağı değildir.

Belki tarih bu noktada yüksek olduğumuza şahadet eder. Dolayısıyla; bizim dahi hukuki mevzuatımızın bütün medeni devlet lerin kanuni düzenlemelerinden eksik olması uygun değildir.

Mustafa Kemal Atatürk - 1 Mart 1922

Adalet ve hukuk hakkında.

Meclisin üçüncü toplantı yılı açılış konuşmasından...

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 12. Cilt, s.278

Biliyorsunuz, bir düşmanı­mız var. Bu düşmanın topraklarımızda gözü var. Korkumuz yok. Her zaman için, onu cesaretle karşılayabilir ve bu topraklarda boğabiliriz; bundan zerre kadar şüphemiz yoktur.

Ancak sizden bir ricam var: Arkadaşlar, Türk Ocaklarının başlıca iştigal mevzularından biri, inkılabımızdır. Bu, şu şekilde prensipleştirilmiştir: Terbiye ya milli olur, ya dini olur. Biz, dini terbiyeyi aileye bıraktık. Milli terbiyeyi de devlete aldık.

Mekteplerimizde ve bütün kültür müesseselerimizde milli terbiye esas kabul edilmiştir.

Tuttuğumuz yol budur: Çocuk, dini terbiyesini ailesinden alacaktır. Bu arada, İlahiyat Fakültesi gibi, dini terbiyeyi takviye edecek müesseseler de kurmak üzereyiz. Fakat bu, zaman meselesidir.

Halbuki, inkılabımızın tam dönüm anında topraklarımıza göz dikerek saldırmak isteyen düşmanın, dini ele alarak birçok fitne ve fesatla halkı aldatmaya kalkıp, türlü entrikalar çevirmekten çekinmeyeceği de muhakkaktır.

Biliyor musunuz ki, Mussolini peşindekilerle buraya gelirse, nasıl gelecektir?

Önünde dervişler, hacılar hocalarla gelecektir. Din adamlarını elinde silah olarak kullanacaktır.

Mustafa Kemal Atatürk - 28 Nisan 1927

Tevfik Noyan anlatıyor:

1927 senesinde idi. Türk Ocaklarının en verimli devri. 23 Nisan'da, Ankara'da, Türk Ocaklarının mutat toplantısı vardı.

Aynı günlerde, Laros'ta büyük yığınak yapan Mussolini'nin, Romalıların ilk ayak bastıkları Anadolu kıyılarında, Anamur ve Antalya havalisine saldıracağı söylentileri kuvvetle yayılıyordu.

Hükü­met de, her ihtimale karşı tedbirli bulunmak maksadıyla kısmi seferberlik ilan etmişti. Zafer neşesiyle çalkalanan bütün Anadolu, bu seferberlik davetine özlemle koşarak icabet ediyordu.

Askerlik şubeleri muameleleri yetiştirmekte güçlük çekiyordu. Toprak, bayrak ve millet sevgisi bütün kalpleri sarmıştı. Bu, Mussolini'nin hülyalarına, muhtemel teşebbüsüne karşı idi.

Fakat o sırada, beyaz atına binerek, bir serdar azamet ve edasıyla, iileme meydan okuya okuya Roma sokaklarında gösteriler yapan Mussolini, uğradığı bir tecavüzle burnundan yaralanmış ve yine caka satıp, tehditler savurmak üzere Trablusgarp'a gitmişti.

Türk Ocaklarının kurultayı da bugünlere tesadüf ediyordu. Türkiye'nin her tarafından gelen üç yüz kadar delegenin iştirakiyle toplanan Kurultay, Türk milletinin şahlanmış millet sevgisini heyecanla temsil ve bütün dünyaya bunu telkin ediyordu.

Gösterilen arzu üzerine, Mustafa Kemal Paşa da, Kurultay üyelerini Büyük Millet Meclisi'ndeki salonunda kabul etti ve delege olmayanlarla gazetecilerin salondan çıkmaları nezaketle hissettirildi.

Böylece salonda yalnız delegeler kalınca kapılar kapandı. Ve Atatürk bu sözleri söyledi.

Bu sözlerden hemen sonra söyledikleri için bkz (Gizli yobazlar)

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 18. Cilt, s.182

İstanbul'a benden çok çok selam. Yakında birbirimizi kucaklarız.

Mustafa Kemal Atatürk - 29 Eylül 1922

Atatürk'ün İstanbul'da yayınlanan Vakit Gazetesi başyazarına verdiği demeçten.

İstanbul, 1 yıl sonra, 6 Ekim 1923'de kurtuldu.

Atatürk, cumhuriyetin kuruluşundan sonra İstanbul'u ilk kez 1 Temmuz 1927’de ziyaret edebildi.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 13. Cilt, s.355

Veritabanında
717 söz
bulunuyor.
Arama
Görüş Bildir

ve Arasında