Ulukışla'nın Ömerli köyü civarında yedi Müslümanın, Çiftehan civarındaki Ermeni Fransız askerleri tarafından katli dolayısıyla bu gibi hallerin tekrarına meydan verildiği takdirde aynen karşılığına girişileceğinin Kilikya Fransız Başadministratörlüğü'ne tebliği lüzumu Harbiye Nazırı Cemal Paşa'dan istirham olundu.
Heyet-i Temsiliye Bildirisi
Niğde Ulukışla'da Fransız askeri olarak gönderilen bazı Ermeniler halka terör estiriyordu.
Sürekli Türk köylerine saldırıyor, çarşıda Müslüman kadınların yüzünü zorla açmaya çalışıyordu.
Ulukışla, milli mücadelede büyük bir önem taşıyordu. Öyle ki 10 Kasım 1918’de Adana’dan İstanbul’a trenle hareket eden, Ulukışla’da mola veren Mustafa Kemal Paşa, burada bir bayram şenliği içinde coşkuyla karşılandı. Paşa sevk edilen silah ve mühimmatını kervansarayda depolanmasını bizzat denetledi. Ulukışla halkı ve şehrin ileri gelenleriyle görüşüp, ülkenin kurtuluşu için düşüncelerini onlarla paylaştı ve Ulukışla ilçesinin stratejik konumunu görerek Başkumandanlık Erkanıharbiye Riyasaseti Ulukışla ve Toros tünellerinin Sevr Anlaşmasından çıkartılmasını istemişti.
Mustafa Kemal Paşa, 20 Temmuz 1920 tarihinde yanında Fevzi (Çakmak) Paşa ile birlikte trenle yeniden Ulukışla’ya gelmiş, iki gün süren Milli Teşkilatlar Güney Cephesi Konferansı’na başkanlık yapmıştır.
Bundan bir müddet sonra Mustafa Kemal Atatürk, arkadaşı Albay Arif Bey’i Ulukışla İlçesinde Kuva-i Milliye Örgütünün başına komutan olarak gönderdi. Daha sonra Mustafa Kemal Paşa Ulukışla’ya birkaç kez gizlice gelerek denetimlerde bulundu.
Böyle milletten nasıl ayrılırsın! Bu eski püskülerin içinde perişan gördüğün insanlar yok mu? Onlarda öyle yürek, öyle cevher vardır ki, olmaz şey!
Çanakkale'yi kurtaran bunlardır. Kafkas'ta, Galiçya'da, şurda burda aslan gibi çarpışan, mahrumiyete aldırmayan bunlardır.
Şimdi bu adamcağızların seviyesini toplumsal olarak yükseltmek, herhangi bir hükümetçilik mevki hırsından daha iyi değil midir?
Atatürk'ün, Ruşen Eşref Ünaydın'la konuşmasından
Siz milliyetçi zümre, halkla konuştuğunuz vakit yüksek sesle söylemeyi unutmayınız.
Yüksek ses, inancın ifadesi olduğu vakit tesir yapmaktan geri kalmaz.
Yolunda çalıştığımız büyük mefkureyi halkın kalbinde bir fikir halinden, bir his haline geçirmelisiniz.
Demokrasinin ne olduğunu halka anlatmak ,bilhassa sizin vazifenizdir. Birtakım kelimeler var ki, sık sık telaffuz edildiği halde, hatta aydınlarımız arasında onu tamamıyla anlayanlar çok değildir.
Halkçılığın ne olduğunu, esasları neden ibaret bulunduğunu, halkçıların halka karşı ne gibi vazifeler üstlenmek mecburiyetinde kalacaklarını madde madde izah etmek lazımdır.
Cumhuriyet'i, onun icaplarını yüksek sesle anlatınız. Cumhuriyet prensiplerini sevdiriniz. Bunu kalplere yerleştirmek için hiçbir fırsatı ihmal etmeyiniz.
Atatürk'ün, İstanbul'da Türk Ocağı'na yaptığı ziyaret sırasında konuşması
Bu dakika zihnimde hiçbir acının karanlığı olduğunu kabul etmek istemiyorum.
Zira, işte şen ve keyifli bir haldeyim.
Şimdi takdir etmek isterim ki, hayatın saadeti ve sevincin zamanı, anlayış tarzına bağlıdır. Bu teori genel olmasa bile benim için takibi lazımdır.
Çünkü bu felsefi teori olmadıkça hayatımın son nefesine kadar bir an sevinç görmek anlamsız olur.
Vatan, Türk ulusunun eski, yüksek tarihiyle ve topraklarının derinliklerindeki izerleriyle üstünde yaşadığı, bugünkü siyasal sınırlarımız içindeki kutsal yurttur.
Vatan hiçbir bağ ve şart altında ayrılık kabul etmez bir küldür.
1939 CHP Kongresi için program çalışmalarından
Not: Kül, bütün anlamına geliyor.
