İki gündür kesintisiz devam eden muharebeler neticesinde düşmanın Afyonkarahisar'ı mevzileri düşürülmüş ve Afyonkarahisar'ımız geri alınmıştır. Esirler, ağır ve hafif top ve mühimmat ve her nevi malzemeden ganimetler çoktur.
Hazırlıklarımız her nevi fenni vasıtalar ve daha başka engeller ile donatılan ve takviye edilen düşman mevzilerinin bazen bir saatten az bir zaman zarfında düşürülmesini temin ettiği gibi, asker ve subaylarımızın dünyaca bilinen yiğitlik ve kahramanlık harikaları bu defa dahi tezahür etmiş ve teyit olunmuştur.
Kumandanlarımızın sevk ve idarede düşman kumanda heyetine üstünlüğü bariz bir surette tecelli etmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi ordularının müstesna kıymet ve kabiliyeti sebebiyle yüce Meclis'i tebrik ederim.
TBMM başkanlığına gönderilen telgraf
Hacı Emin Efendi! Bu manzara benim için ve senin için ilk defa görülmüş değildir. Hatırlayınız ki, Deme'de İtalyanlarla yaptığımız birçok muharebede cephemizin bazı kısımlarındaki Araplar bugün gördüğünüz gibi kaçmışlardır.
Fakat bu kaçışlar bizim neticede başarılı olmamızı önleyememiştir. Müsterih olunuz, diğer kuvvetlerimiz tam bir metanetle düşman karşısında durmaktadırlar.
Şimdi bize düşen bu kaçanlara lanet etmek değil, onları tekrar toplayıp muharebeye sevk etmektir. Bunun için derhal tabancanızı çıkarınız ve maiyetinizde ve temasınızda bulunan bütün subaylara aynı yetkiyi verdiğimi tebliğ ediniz. Kaçanları vurunuz ve kuvvetlerinizi Kocadere'nin batısındaki dereye toplayınız.
Şimdi maiyetimde bulunan süvarileri de bu işe memur edeceğim, ben de bizzat sizin yanınıza geleceğim.
Atatürk'ün Çanakkale Savaşı sırasında "Yazık ki bütün alayımız çil yavrusu gibi dağılarak muharebe meydanından firar etmişlerdir" diyen 77. Alay Birinci Tabur Kumandanı Binbaşı Hacı Emin Efendi'ye verdiği cevap.
Arıburnu Muharebeleri Raporu
İsterdim ki, aranızda bulunayım, çocuk olayım, genç olayım ve sizin ışık saçan eğitim dairenizde bulunayım.
Sizden feyiz alayım, siz beni yetiştiresiniz.
O zaman zannediyorum ki, milletim için daha faydalı, çok faydalı olurdum.
Eğer İsmet Paşa hükümet teşkilini kabulden kati surette kaçınsaydı, başvekaleti bizzat üstlenmekten başka çare kalmazdı.
Ya ben, ya İsmet Paşa.
1930 yılında İsmet Paşa'nın görev süresi dolunca, Atatürk yine kendisini başvekil (başbakan) olarak atar.
Fakat ne var ki İsmet Paşa bu görevi kabul etmez. Çünkü devlet idaresinin başkaları tarafından üstlenilmesi ve başkalarının da tecrübe kazanmasını istemektedir.
İsmet Paşa, Atatürk'ün diretmesine rağmen görevi kabul etmemekte ısrarlı olmuş, nihayet bir saat süren ısrardan sonra başvekaleti kabul etmiştir.
Sonrasında Atatürk, Akşam gazetesine bunları söyleyecekti.
Yeni esaslar ve yeni anlayışlar dairesinde bütün cihan ile en yeni münasebetleri tesis etmiş olan Türkiye Cumhuriyeti barış yolunda sarf olunan büyük gayretlerin gelişmesini derin bir alaka ile takip etmekte ve insanlığın en büyük ideali olan barışın lazım ve esaslı unsurlarını iyi niyetle imzalanan ve bilhassa doğrulukla tatbik edilen karşılıklı taahhütlere riayetin teşkil ettiği kanaatinde bulunmaktadır.
Atatürk'ün itimatnamesini sunan Fransa Büyükelçisi Kont De Chamrun'un nutkuna verdiği cevap
