Osmanlı siyaseti yerine yeni bir siyaset çıktı. O siyaset milli siyasettir. Türkçülük siyasetidir.
Kırklareli Türk Ocağı ziyareti sırasında Türkçülük ve Osmanlı hakkında
Sahil seyahatine devama imkan yoktur. Erzurum halkını, maruz kaldıkları acı felaket içinde ziyareti pek münasip ve lüzumlu görüyorum. Acı bir lisanla da davet ediyorlar. Hemen harekete karar verdimse de, Trabzon-Erzurum yolu bozuk, güvenilir otomobil yoktur.
Yarın öğlende buradan hareket ederek yalnız çok hazırlıkla davet edilmiş olduğum Rize ve Giresun'a çıkmak ve oraya Ankara'dan gelecek otomobillerle Sivas-Erzincan üzerinden Erzurum'a gitmeyi ve orada halkla bizzat meşgul olmayı düşündüm. Görüş ve cevabınızı makine başında bekliyorum.
Atatürk'ün, İsmet Paşa'ya yolladığı telgraf.
13 Eylül 1924 günü Erzurum Pasinler'de büyük bir deprem meydana geldiği sırada Atatürk, Karadeniz gezisindedir ve Hamidiye Kruvazörü'yle Trabzon'a yeni ulaşmıştır.
Atatürk hemen geziyi iptal edip Erzurum'a gitti.
Pasinler Depremi'nde ne yazık ki 60 vatandaşımız hayatını kaybetti.
Memleketimizde yaşayan Müslüman olmayan unsurların başına ne gelmiş ise, kendilerinin yabancı entrikalarına kapılarak ve imtiyazlarını suistimal ederek vahşiyane surette takip ettikleri ayrılma siyaseti neticesidir.
Atatürk'ün Ankara'da eşraf ve ileri gelenlerle konuşması
Hakkı Bey haklı!
Ben de saraya gideceklerden değilim.
Padişahlarınkine benziyen merasime lüzum yok.
Hakkı Kılıçoğlu, Hür Fikir isimli gazetede Atatürk'ün bazı törenlerdeki halini beğenmediği için sert bir dille eleştirmişti ve yazısını "Bu yol saltanat yoludur, saraya gider, biz artık saraya gideceklerden değiliz!" diyerek bitirmişti.
Bu durumu hemen Atatürk'e ilettiler ve şikayet ettiler. Atatürk, Hakkı Bey'i haklı buldu. Özeleştiri yaptı. Ve Meşrutiyetten beri en ilerici aydınlardan biri olduğunu bildiği Hakkı Kılıçoğlu için Atatürk kendisine şikayete gelenlere görseldeki sözleri söyledi.
Hakkı Kılıçoğlu 1924 yılında Mustafa Kemal'in isteğiyle Hür Fikir gazetesini kurmuş ve 1927-46 yılları arasında CHP milletvekilliği yapmıştı.
Bir millet ki, bir akidenin, bir ananenin mantıki deliller olmaksızın sırf manevi birtakım sebeplerden dolayı muhafazasına düşkündür, o milletin aydınlanması ve ilerlemesi tabiatıyla geç olur ve belki de hiç olmaz.
Yenilik ve ilerleme bahsinde kayıtlara ve şartlara tabi olan bu gibi milletlerdir ki, daha makul düşünen, hayat felsefesini daha geniş manasıyla idrak eden milletlerin hakimiyeti altına girerler.
