Bugün para durumumu inceledim. Harcamaları gelirin pek ziyade üzerinde buldum.
Şimdiye kadar cüzdanıma girip çıkan parayı hesap etmek hatırıma bile gelmemişti. Fakat bu hesapsızlığın vahim sonuçları olmak üzere pek büyük ıstıraplar altında manen ve maddeten ezildim.
Şimdi sarf olunan paranın harcandığı yerin ve zamanın kaydına baktığım zaman hareketimdeki düzensizlik dikkatimi çekiyor.
Her zaman bu defterimin gözden geçirilmesiyle hissettiğim pişmanlıklar ihtimaldir ki yaptığım hareketleri düzenlememe neden olacak.
Fakat ben henüz bunun tesirini anlayamıyorum. Masrafların sebebi fazlalığından ziyade, gelirlerin azlığıdır.
Atatürk'ün Harp Akademisi yıllarında not defterine yazdığı bir paragraf.
Saat 6 olarak geçiyor.
Son günlerde Hatay meselesi beni çok işgal etti, yordu, üzdü.
Aynı arkadaşlar, aynı sofra, ancak Hatay işi dil işini geri bıraktı. Kafam yalnız onunla meşgul.
Atatürk'ün, Cenevre'deki Afet İnan'a mektubu
Gerek zatıalinizin gerek Enver Paşa'nın Türkistan ve Afganistan ve Hindistan dahilinde büyük düşmanımız olan İngiltere'nin büyüklüğünü ve kudretini sarsmak ümitleriyle faaliyet icrasına karar vermiş ve devam ve sebat edildiği takdirde er geç şükredilecek neticeler vermesi Hakkın inayetinden ümit edilen bu fedakarane kararın derhal icraatına teşebbüs eylemiş olmanız keyfiyeti, cidden takdire ve şükrana değerdir.
Atatürk'ün Taşkent'te bulunan Cemal Paşa'ya yolladığı telgraf
Almanya, bir Avusturyalı manyak onbaşıyı başbuğ edindi.
Atatürk'ün, Adolf Hitler hakkında arkadaşlarına söyledikleri
Gerçi gayet geniş bir sınıra ve o sınır içinde muazzam bir imparatorluğa sahip bulunuyorduk. Fakat o sonsuz sınır içindeki insan kütleleri hiçbir vakit asli unsurun lehine bir mevcudiyet değillerdi; belki aleyhine.
Bu küçük unsur geniş bir sahaya dağılmaya ve hepsinin üzerinde bir baskı gibi bulunmaya, onları ve sınırları muhafazaya mecburdu. Yani bekçilik ediyordu.
Herhangi bir maddeyi gayet geniş bir sahada dağıttığımız zaman o madde yoğunluktan, kuvvetten mahrum olur. Fakat aynı unsuru kendisiyle, mevcudiyetiyle orantılı ebatta bir tabii muhite koyarsanız elbette daha yoğun ve kuvvetli olur.
Atatürk'ün Bursa Şark Sineması'nda halka yaptığı konuşmadan
