Biliyorsunuz ki, samimiyetin lisanı yoktur. Samimiyet ifade edilemez. O, gözlerden ve yüzlerden anlaşılabilir. İşte size yüzümü, gözlerimi çeviriyorum. Bakınız, görünüz. Oradan anlayacaksınız ki, kalbim çok şiddetli bir muhabbetle çarpmaktadır.
Kastamonu'da halka nutuk...
Merkezi hükümetin benimsediği ve takip etmekte olduğu gerici gidişe ve yaşamakta olduğumuz günlerin büyük tehlikelerine ve korkularına karşı, haklarımızı müdafaa ve mevcudiyetimizi muhafaza için, Milli Meclis'in seçimini ve toplanmasını temin etmek ve süratlendirmek, bugünün en mühim vazifesidir.
Atatürk'ün Erzurum Kongresi için tüm askeri birliklere yolladığı telgraftan
Suriyeliler zeki, modern ve nazik insanlardır.
Suriye başbakanı Cemil Mardam ve Adil Arslan ile görüşmeden
İstanbul'a benden çok çok selam. Yakında birbirimizi kucaklarız. Milli emeller dahilinde barış elde edilecektir. Elde edilmesi yakındır. Her şeyde orduyu kullanmaya lüzum yoktur.
Artık bütün cihan bizimle beraberdir. İnsanlık bizimle beraberdir. İngiliz milletinin aklıselimi bizim tarafımızdadır. Hatta şimdiye kadar yanlış yola gitmiş olan bazı Batı ricali bile nihayet hakikati görmüşler, bizimle beraber olmuşlardır.
Atatürk'ün İstanbul'da yayınlanan Vakit Gazetesi başyazarına verdiği demeçten.
Bir milletin asli kuvvetleri kendi hayatını ve mevcudiyetini müdafaa içindir. Fakat kendi mevcudiyetini unutup da kuvvetini herhangi yabancı bir gaye için kullanmak katiyen doğru değildir.
Harbi sevk ve idare edenler, Harbi Umumi'de kendi mevcudiyetimizi unutarak tamamen Almanların esiri olmuşlardır, esasen memleketi müdafaaya kafi olmayan kuvvetlerimiz Galiçya'ya, Makedonya'ya, İran ovalarına gönderilerek serserilik etmişlerdir.
Bu sebeple harp idaresinde sayılamayacak kadar hatalar vardır. Bu hataların yegane mesulü Enver Paşa'dır. Enver Paşa'dan başka mesul aramak lazım gelirse, milletin kendisidir.
Atatürk'ün İzmit Kasrı'nda İstanbul'dan gelen gazetecilerle mülakatından...
