Yıllar
Konular
Favoriler

Bu kıymetli diyarın en yüksek makam ve vazifesini kazanmış ve üstlenmiş olmanızdan dolayı sizi tebrik ederken, gelişmesini daima alaka ve muhabbetle takip edeceğim Hatay'daki faaliyetinizde muvaffakiyetinizi temenni eyler ve Hatay'ın yeni idare altında pek çok saadet ve refahlar görmesini yürekten dilerim.

Mustafa Kemal Atatürk - 4 Eylül 1938
Buraya tıklayarak sayfayı yenileyin ve her yenilediğinizde Atatürk'ün bir başka sözüyle karşılaşacaksınız
X

Hatay Devlet Başkanı seçilen Tayfur Sökmen'e gönderdiği telgraf.

Tayfur Sökmen, 1892 yılında Adana'da doğdu. Rüştiyeyi bitirmiş, ayrıca hususi eğitim almıştır. 2. Kolordu emrinde Kuvâ-yi Milliye komutanlığı, Hatay Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti temsilciliği, İskenderun ve havalisi Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruculuğu ve başkanlığı, Antakya-İskenderun muaveneti İçtimaiye cemiyeti başkanlığı, Hatay Erkimlik Cemiyeti Reisliği yapmıştır.

Milli Mücadele sırasında Hatay'da Fransızlara karşı direnişi örgütledi.

1937'de Milletler Cemiyeti'nin Hatay için kabul ettiği anayasadan sonra kurulan Hatay Devleti'nin ilk ve tek devlet başkanı seçildi. Bu görevi, Hatay 29 Haziran 1939'da Millet Meclisi'nin kararıyla Türkiye'ye katılma kararı alıncaya kadar sürdürdü.

Hatay'ın Türkiye'ye katılması sonrasında TBMM'ye giren Sökmen, 1943, 1946, 1950, 1954 ve 1957 genel seçimlerinde Hatay milletvekili seçildi. 1961'de Cumhuriyet Senatosu'na seçilen Sökmen, 1975'te yaş haddinden emekliye ayrıldı.

Tayfur Sökmen, 3 Mart 1980 tarihinde İstanbul'da vefat etti.

Tayfur Sökmen, Hatay'ın Türkiye'ye katılmasında önemli rol oynayan bir lider olarak kabul edilir. Hatay'ın kurtuluşu için verdiği mücadeleden dolayı kendisine "Hatay'ın Fatihi" unvanı verilmiştir.

Sökmen'in çocukları arasında eski TBMM Başkanvekili Murat Sökmenoğlu ve eski Hatay milletvekili Bahir Sökmenoğlu da bulunmaktadır.

Tayfur Sökmen'in 21 akrabası 6 Şubat 1923 depreminde hayatını kaybetti.

Mekanı cennet olsun...

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 30. Cilt, s.264

Montesquieu'nün "Bir halkın müzikalitesine önem verilmezse, ıslahat mümkün olamaz" dediğini okumuştum.

Bu çok doğru. Onun için bunu uyguluyorum.

Mustafa Kemal Atatürk - 30 Kasım 1930

Atatürk'ün "Vossische Zeitung" gazetesi muhabiri yazar Emil Ludwig'le görüşmesinden...

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 23. Cilt, s.272

Dışişleri ve İçişleri bakanlarımızı gönderdik.

Bütün insani hissiyatımızla barış istediğimizi cihana ispat ettik.

Fakat muhataplarımız insaniyetten değil, kanlı manzaralardan zevk alan insanlar tesadüf etti ve öyle oldu.

Bu sebeple çok fazla Yunan kanı aktı ise kabahat bizde midir?

Mustafa Kemal Atatürk - 1922

Atatürk'ün not defterinden

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 13. Cilt, s.22

Üçüncü Ordu Müfettişi Cevad Paşa'yı telgraf başına çağır. Depremde yaralanmış vatandaşlarımızı hemen ordu sağlık kurulları bakım altına alsın.

Evi yıkılmış vatandaşlara ordu çadırları verilsin. Ordu gezgin fırınları hemen deprem bölgesine gönderilip halka ekmek pişirmeye başlasın.

Erzurum Valiliği ile sıkı bir işbirliği kurulsun ve gelişmelerden beni haberdar etsin

Mustafa Kemal Atatürk - 1924

Mustafa Kemal ve beraberindekiler Hamidiye Kruvazörü'yle Trabzon'a ulaştıkları an çok tatsız bir haberle karşılaştı. Erzurum'da büyük bir deprem olmuştu.

Sahil Bozok anlatıyor:

"Erzurum'da bir deprem olmuş, evler çökmüş, insanlar ölmüştü... Yıkıntı büyüktü...

Mustafa Kemal Paşa hemen Samsun'a dönüleceği ve oradan Erzurum'a geçileceği emrini verdi. O akşam içki içilmedi."

Mustafa Kemal sonra telsizle görseldeki emri yolladı.

"Erzurum'a ulaşınca Mustafa Kemal Paşa, çadırları bir bir gezdi; hastalan, yaralıları yokladı, ço­cuklarla ilgilendi.

1924'de meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki deprem, 60 vatandaşımızın canına mal oldu. Erzurum'a Türkiye'nin her yerinden yiyecek, kıyafet ve para yardımı gönderildi.

İstanbullu bir kitapçı, İbrahim Hilmi Bey ise depremzede çocuklar için 1000 adet kitap yolladı! Bunun üzerine Mustafa Kemal kendisi bizzat kitapçıya telgraf yolladı ve teşekkür etti.

Atatürk, deprem sıkıntısını 1902 yılında yaşamıştı. O yıl Temmuz ayında Selanik'te 6.6 büyüklüğünde bir deprem oldu. Atatürk, İstanbul'daydı.

Çok sayıda ölü ve yaralı olduğu haberleri geliyordu ve Atatürk annesine ve kız kardeşine ulaşamıyordu. Telefon veya telgraf yoktu.

Neyse ki 1 hafta sonra depremde şehir merkezinde can kaybı olmadığı anlaşıldı.

Atatürk de deprem endişesini yaşamıştı.

1. görsel, Mustafa Kemal, Erzurum Vilayet Konağı'ndan çıkarken (9 Ekim 1924)

2. görsel, Mustafa Kemal Pasinler'de depremzedelerle beraber (2 Ekim 1924)

Kaynak: İsmet Bozdağ - İki Aşk Arasında Atatürk s.157

Arkadaşlar! Hiç bir zaman baş eğmeyeceğiz. Tuttuğumuz yolda sonuna kadar yürüyeceğiz, teslim olmayacağız ve muvaffak olmaya çalışacağız. Yerli ve yabancı düşman karşısında hakkımızı müdafaa edeceğiz.

Son vardığımız sınırda da eğer galebe etmek ümidimiz kalmamışsa, o zaman, bir Türk bayrağının altına sı­ğınarak, orda istiklal uğrunda canımızı vereceğiz

Mustafa Kemal Atatürk

Celal Bayar'ın anılarından

Kaynak: Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam II.Cilt, s. 321

Veritabanında
717 söz
bulunuyor.
Arama
Görüş Bildir

ve Arasında