Padişahlar halka acımadılar, Anadolu'ya acımadılar, onu sadece soydular.
Osmanlı ve padişahlar hakkında
Milli yurdumuzun her köşesi azizdir. Fakat hatıraların çok olduğu yerde kalp her yerden fazla hassas olur.
Bursa'ya girerken içimde çok mesut heyecanlar duydum. Bursa halkı bana bütün ömrümde unutamayacağım samimi ve coşkun bir kabul gösterdi.
O gün kuvvetle dokunulmuş bir tel gibi baştan başa titreme halinde olan millettaşlarımın hakkımda gösterdiği şükrana daha tamamıyla hak kazanamadığıma eminim.
Atatürk'ün Bursa'da yayımlanan "Millet Yolu" gazetesine verdiği röportajdan
Kabul etmekle maruz bulunacağımız zararlarla, askeri faaliyete geçmekle elde edeceğimiz neticeleri çok dikkatle karşılaştırmak mecburiyetindeyiz.
Her halde kararımız olumlu olmaya mahkum ise, bunu mutlaka konferans tatil edilmeden ve İsmet Paşa dönmeden vermek lazımdır.
İsmet Paşa'nın dönmesi halinde verilecek tek bir karar vardır; o da askeri faaliyete geçmektir.
Atatürk'ün Lozan Müzakereleri hakkında Rauf Bey'e mektubu.
20 Kasım 1922'de başlayan Lozan görüşmelerinde özellikle kapitülasyonların kaldırılması, İstanbul'un boşaltılması ve Musul konularında anlaşma sağlanamadı.
Bunun üzerine görüşmeler 4 Şubat 1923'de kesildi ve sonrasında 23 Nisan 1923'de tekrar başlayan görüşmeler, 24 Temmuz 1923'de Lozan'ın imzalanmasıyla son buldu.
Atatürk, bu mektubu Rauf Bey'e dönemin en sancılı günlerinden birinde, görüşmeler kesilmeden yaklaşık 1 hafta önce göndermişti.
Bugün de aynı hisler aynı kuvvetle devam ediyor.
Atatürk'ün Sivas Lisesi hatıra defterine yazdığı not.
Sivas Kongresi 4 Eylül-11 Eylül 1919 tarihinde düzenlendi. Atatürk, Sivas'a 2 Eylül'de geldi ve 18 Eylül'e kadar burada kaldı.
Sivas Kongresi, Sivas Valisi Mazlum Paşazade Mehmet Memduh Bey tarafından 5 Ekim 1892 yılında inşa edilen ve görkemli bir mimariye sahip olan Sivas Lisesi'nde düzenlendi.
Kongreye katılanlar Sivas'ta yaşayan insanların evinde kalırken, Mustafa Kemal'in kalması ve çalışması için lisede bir oda ayarlandı.
Sivas Lisesi, 1981 yılında kapatıldı ve 1990 yılında müze olarak ziyarete açıldı.
Müzede, kongre salonu ve Atatürk'e ait çalışma ve dinlenme odası, kongrenin yapıldığı günlerdeki hali ile muhafaza edilmektedir.
Kara taassup seni parçalamaya bile kalksa, başını vereceksin, fakat eğilmeyeceksin.
Falih Rıfkı Atay anlatıyor:
Atatürk sağ iken, büyük İslam kongrelerinden birine biz de çağrılmıştık.
Kongre Mekke'de toplanacaktı. Atatürk'ün bir delege göndermeye razı olup olmayacağını merak ediyorduk.
Hiç tereddütsüz karar verdi. Türklüğünden kibir denecek kadar gurur duyan büyük adam, milleti ile aynı dinden olanları da gerilik ve kölelikten kurtulmuş görmek için elinden geleni yapmak istemiştir.
Müslümanlık yeniden şereflendikçe nasıl Türklerin bunda manevi bir hissesi olacaksa, on milyonlarca Müslüman ya geri, ya köle kaldıkça bundan Türklere de bir utanç payı düşmemek ihtimali var mı idi?
Biliyordu ki Mekke'ye şapka ile gidilemez. Amma daha iyi biliyordu ki başlık ve kıyafet değiştirmekle din değiştireceğini zanneden bir cemiyet de ne gerilik, ne de kölelikten sıyrılabilir. Milletvekillerinden Edip Servet Tör'ü çağırdı:
Mekke'ye gidip beni temsil edeceksin. Türksün ve Müslümansın. Türklük, Müslümanlığın öncüsü ve kılavuzudur. Müslüman milletleri medenileşmekten alıkoyan bâtıl itikatları yıkmak için Mekke'ye şapka ile gireceksin. Kara taassup seni parçalamaya bile kalksa, başını vereceksin, fakat eğilmeyeceksin.
Edip Servet Tör, Mekke'ye şapka ile girdi. Müslüman delegelerinin en fazla itibarlısı o idi. Kongrenin sonuna kadar, Mustafa Kemal mucizesine hayranlık duyan heyetler arasında, Kemalist Türkiye'yi efendice temsil etti.
