Eğitimin milli, laik ve tek mektep esasına dayalı olması prensibimizdir.
Terbiyede hedefimiz, milli cemiyetin medeni ve toplumsal kıymetini yükseltecek ve iktisadi kudretini artıracak vatandaşlar yetiştirmektir.
İlk tahsilin parasız ve mecburi olması esasının en kısa müddet zarfında bilfill tahakkuk ettirilmesini birinci derecede önemle takip ediyoruz.
CHP'nin 1927 Kongresinde kabul edilen ve Atatürk'ün kürsüden okuduğu beyannamesi...
Tek mektep sistemi eğitimin merkezileştirmesi yani her kesimin kendi kafasına göre okul açmaması anlamına geliyor.
Cumhuriyet dönemininin en önemli eğitimcilerinden Kazım Nami bunu şu şekilde ifade ediyor:
“Biz varlık mücadelesi yaparken, umumi harpten yeni çıkmış milletler ortaya “tek mektep” nazariyesini attılar. Bilhassa Ruslar, tek mektebi fiilen tatbike başlamıştı. Tek mektep sistemi tam manasıyla demokrat bir devlet idaresinin prensiplerine dayanıyordu. Çünkü çeşitli sosyal sınıflar arasında büyük savaşın getirdiği anlaşma ve kaynaşmanın yeni bir eğitim sistemiyle esaslaştırılması zaruri görülüyordu"
Maarif Vekili Esat Bey ise 13.12.1931 tarihli genelgesinde eğitimin amacını; her Türk çocuğunu rejimin psikolojisi ve ideolojisini tamamen kavramış, Cumhuriyet için fedakarlık yapabilecek unsurlar olarak yetiştirmek şeklinde tanımlamaktadır.
Biz Osmanlı İmparatorluğu'nu yıkan ve bu imparatorluğun parçalanmasına zemin hazırlayan musibetlerin başında mali buhran etkeninin bulunduğu kanaatindeyiz.
Ancak hatalarını kabul edenler, affedilmeye layık olurlar. Çünkü bunlar hatalarını anlamış, pişman olmuş, bir daha aynı hatayı istememeye karar vermiş kimselerdir.
Fakat suçlarını saptırmaya ve savunmaya kalkışanlar aynı yolda devam edecekler demektir ki, bunları hoş görüp affetmek kesinlikle uygun değildir.
İnsanlarda kusur olur. Kusurlarımızı söylemek iyidir, yararlıdır.
Geçmişte yapılmış çok kusurlar ve noksanlar olmuştur.
Öyle olmasaydı zor durumlara düşmezdik.
Biz gerektiği oranda az kusurlu olmaya ve çok gayretli ve fedakar olmaya çalışmalıyız.
Atatürk'ün Kırklareli Türk Ocağı'nda yaptığı ziyaret sırasında banka müdürü Asım Bey'in Ocak'ta işbaşına gelenlerin yeterli derecede çalışmadıklarını söylemesi üzerine verdiği cevap.
Yunanlıların, Aydın vilayetinde Tahkik Komisyonu'nun dönmesinin ardından, tekrar Müslümanlar aleyhinde zulümlere ve baskılara başladıkları malumunuzdur.
Buna ek olarak. bu kere seçimleri fiilen engellemekte ve camii şeriflerin kapılarına kadar nöbetçiler yerleştirerek. Müslümanlara baskı yapmaktadırlar.
Bütün bu cinayetlerin ve hadiselerin maddi ve manevi mesuliyetinin, Yunan vahşet ve baskılarına karşı destekleyici bir hoşgörülü siyaset takip eden ve Aydın vilayetini bu hunhar kavimden kurtararak meşru ve asıl sahibine vermeyen İtilaf devletlerine ait olduğunu ilan eylemeyi vatani ve milli bir borç sayarım.
Atatürk'ün ABD, İngiltere, Fransa ve İtalya siyasi temsilcilerine gönderdiği telgraf
