Yıllar
Konular
Favoriler

On gün süren Birinci Türk Dil Kurultayı bugün milletimizi derinden sevindirecek verimli hızlara yol açan keskin, güzel, özlü sözler söylenerek senin yüce adın alkışlar içinde anılarak bitirildi.

Maarif Vekili Beyefendi kendisine olan buyruğunu çok güzel, tam yerinde Kurultay'a bildirdi. Sevinç yükseldi.

Ben Kurultay'ın değerli çalışmasından, yüksek duygular ortaya koymasından ne kadar sevindiğimi sana bildirmek istedim.

Seni çok özledim. işini bitir de çabuk kavuşalım.

Mustafa Kemal Atatürk - 5 Ekim 1932
Buraya tıklayarak sayfayı yenileyin ve her yenilediğinizde Atatürk'ün bir başka sözüyle karşılaşacaksınız
X

Atatürk'ün "Birinci Türk Dil Kurultayı" hakkında Başbakan İsmet İnönü'ye tebrik mesajı...

Birinci Türk Dili Kurultayı 26 Eylül - 5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı’nda gerçekleştirildi.

Dil ve tarih konusundaki duyarlılığını dile getiren ve dil konusuna önem veren Atatürk, Türkçe ile ilgili çalışmalar yapmak üzere Türk Dili Tetkik Cemiyetinin kurulması için 11 Temmuz 1932 akşamı talimat vererek, Cemiyetin kurucularını ve yapacağı işleri belirledi.12 Temmuz 1932 günü, Çanakkale Milletvekili Samih Rifat'ın başkanlığındaki yönetim kurulu üyeleri gerekli belgeleri İçişleri Bakanlığına sunarak o zamanki adıyla Türk Dili Tetkik Cemiyetini kurdular.

Cemiyetin kuruluşunun hemen ardından Atatürk, bir dil kurultayı toplanması talimatını verdi. Dil Kurultayı'nın toplanacağı haberi bütün basın organlarında duyuruldu, bilim adamlarının, yazarların, şairlerin, gazetecilerin, öğretmenlerin ve dile meraklı herkesin Kurultay'a katılabileceği, bunun için de kayıtlarını yaptırmaları gerektiği açıklandı.Yurdun dört bir köşesinden insanlar, Kurultay'a katılmak için başvuruda bulundular.

Atatürk, okunacak bildirilerin, yapılacak tartışmaların salonda kalmaması düşüncesiyle Kurultay'ın canlı olarak radyodan yayımlanmasını istedi. İstanbul Radyosu ile Dolmabahçe Sarayı arasında kablo bağlantısı kuruldu. Böylece bu salonda konuşulanlar, radyo aracılığıyla bütün Türkiye'ye duyurulacaktı. O dönemde herkesin evinde radyo olmadığı için şehir merkezlerine kurulan ses düzeni ile radyo yayını halka ulaştırıldı.

Kurultay, 26 Eylül 1932 Pazartesi günü saat 14.00'te Türk Dili Tetkik Cemiyeti Başkanı Samih Rifat Beyin konuşmasıyla açıldı. Başta Atatürk olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti'nin devlet yönetimi tam kadro hâlinde Dolmabahçe Sarayı Muayede Salonu'nda yerlerini almışlardı.

Dil uzmanlarının, Türkçe öğretmenlerinin yanı sıra Abdülhak Hâmit Tarhan, Samipaşazade Sezai, Halit Ziya Uşaklıgil, Reşat Nuri Güntekin, Ali Canip Yöntem, Fuat Köprülü, Hüseyin Cahit Yalçın, Celâl Sahir Erozan, Ruşen Eşref Ünaydın gibi Türk edebiyatının tanınmış şair ve yazarları ile gazeteciler Kurultay'a bildiriler sundular.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 26. Cilt, s.26

Bizim neslin gençlik yıllarına Osmanlılık telkin ve etkileri hakimdi.

İmparatorluk halkını meydana getiren Türk'ten başka uluslara; bu arada yanlış bir din anlayışıyla Araplara; sarayın, ordu ve devlet ileri gelenleri anısında bulunan ırktaşlarının etkisiyle Arnavutlara özel bir değer veriliyor, onlardan söz edilirken "kavmi necip" deyimiyle sıfatlandırılarak bu duygunun belirtilmesine çalışılıyor, memleketin sahibi ve devletin kurucusu olan Türkler ikinci planda gelen önemsiz halk yığınları sayılıyordu.

Mustafa Kemal Atatürk - 1931

Osmanlı'da Türkler

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 25. Cilt, s.208

Üç gün evvel yarım kalan bütün duygularımın hangi tecellilerle tamamlanması lazım geldiğini düşünüyorum.

Bütün mevcudiyetimi yokluyorum. Anlıyorum ki, hayatımda uyanıklık doğmasını gerektirecek hiçbir hal yoktur.

Lakin yine anlıyorum ki, kalbimin sayfaları her gün, her dakika yeni bir acının ortaya çıktığı saha oluyor.

Bu zıt düşüncelerin tek sebebi, duygularımın belirsizliklere ait olmasıdır.

Belirsiz... O kadar belirsiz ki...

Sağ iken oldum harap, helak oldum yeter!

Mustafa Kemal Atatürk - 15 Mart 1904

Atatürk'ün not defterinden

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 1. Cilt, s.20

Ve fakat yazı nedir?

Yazı; bu Türk kelimesi şu anlamı işaret eder: Her şey bilhassa bir şey...

O da insan zekasının, düşüncesinin, kafasındaki geniş parlaklığın ve o zeka parlaklığının bütün buluş ve görüşlerinin, yapışlarının ifadesine yarayan bir şeydir, objedir.

Mustafa Kemal Atatürk - 12 Ekim 1937

Atatürk'ün "tarih ve yazı hakkındaki notu"

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 30. Cilt, s.38

Üç gün evvel yarım kalan bütün duygularımın hangi tecellilerle tamamlanması lazım geldiğini düşünüyorum.

Bütün mevcudiyetimi yokluyorum. Anlıyorum ki, hayatımda uyanıklık doğmasını gerektirecek hiçbir hal yoktur.

Lakin yine anlıyorum ki, kalbimin sayfaları her gün, her dakika yeni bir acının ortaya çıktığı saha oluyor.

Bu zıt düşüncelerin tek sebebi, duygularımın belirsizliklere ait olmasıdır.

Belirsiz... O kadar belirsiz ki...

Sağ iken oldum harap, helak oldum yeter!

Mustafa Kemal Atatürk - 15 Mart 1904

Atatürk'ün not defterinden

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 1. Cilt, s.20

Veritabanında
717 söz
bulunuyor.
Arama
Görüş Bildir

ve Arasında