Panislamizm, din ortaklığını temel alan bir federasyon demekti.
Panturanizm ise, ırkı temel alan aynı çeşit bir çaba ve ihtiras ortaklığını temsil ediyordu.
Her ikisi de yanlıştı.
Panislamizm fikri, asırlar önce Viyana kapılarında, Türklerin Avrupa'da ulaştıkları en kuzey noktada öldü.
Panturanizm de, Doğu ovalarında mahvolup gitti.
Bu hareketlerin her ikisi de yanlıştı; çünkü, kuvvet ve emperyalizm anlamına gelen fetih fikrine dayanıyorlardı.
Atatürk'ün "The Saturday Evening Post" yazarı Isaac Marcosson'un "ümmetçilik ve turancılık hakkında ne düşünüyorsunuz?" sorusuna verdiği cevap.
22 Ekim 1923 tarihli telgrafnamenizi aldım. Mescidi Aksa'da yapılacak tamirat için vaki olan yardım toplama teşebbüslerine Halife Hazretleri'nin iştirakinden haberdar değilim.
Bahis buyurulan mühendis de tarafımızdan memur edilmiş değildir.
Ankara için bugün en mühim olan meselenin Yunanistan'dan gelmeye başlayan felaketzede muhacir kardeşlerimizin iskan ve refahı keyfiyeti olduğunu bu vesile ile de beyan eder, hamiyetli din kardeşlerimize selamlarımı hediye eylerim, Efendim.
Hindistan'da bulunan Bombay Hilafet Komitesi, Kudüs'deki Mescid-i Aksa'nın tamiratı için Atatürk'ten yardım ister.
Oysa yeni kurulmuş Türkiye fakirdir ve o sırada Atatürk'ün çok daha önemli öncelikleri vardır.
Atatürk, ülkenin kaynaklarını mağdur durumda olan Türk milleti için harcamayı tercih eder ve Komitenin isteğini kibarca reddeder.
Şu ve bu tarzda birtakım kuş beyinli kimselere kendinizi beğendirmek hevesine düşmeyiniz, bunun hiçbir kıymeti ve önemi yoktur.
Atatürk'ün 1914-1919 yılları arasında tuttuğu hatıra defterinden...
Atatürk'ün, Cemal Bey'in kendisini eleştiren bir adam için yazdığı yazı sonrası söylediği sözler.
Veya Voltaire'in dediği gibi: Hayatımda sadece bir kere dua ettim. "Tanrım" dedim "düşmanlarımı gülünç kıl". Ve tanrı isteğimi yerine getirdi.
Bu adamlar, filmde gördüğümüz gibi tiyatral bir atılışla işe girişti. Bugün Almanya'nın bütün askeri gücü onun elinde. Yarın savaşa girişecekler. O ve onun taklitçisi Mussolini savaş hazırlıkları ile meşguller.
Evet, savaşı başlatacaklardır, çünkü asker değiller, savaş nedir bilmezler. Savaş bir felakettir, hele bu iki müttefik için kesin ölümdür. Tarih Almanya'ya öyle bir toprak vermiştir ki, daima iki ateş arasında kalmaya mahkumdur.
Körü körüne hesapsız, kitapsız bir kendine güvenme, tamamen mekanik bir ordu sistemi, ilk hamlede korkunç bir kuvvet etkisi yapacaktır.
Fakat bir kere bir tarafı sakatlandı mı, darmadağın olacak, o çalışkan millet yere serilecektir.
Ortada ne Hitler, ne örgütü kalacaktır. Mussolini'den ise söz etmeye hiç gerek yoktur, efendisinin ortadan kalktığı gün, o da yok olacaktır.
Atatürk'ün Hitler ve Mussolini hakkındaki görüşleri
Ali Canip Yöntem anlatıyor: Atatürk bir akşam konuklarına dedi ki: “Hitler bana bir film yollamış, yukarı çıkalım da seyredelim.”
Atatürk ortaya bir mesele attığı zaman, o mesele hakkında kendi fikrini söylemeden etrafına sormak âdeti idi. Film bitince, “nasıl buldunuz” diye sordu. Herkes kendi fikrini açıkladıktan sonra Atatürk bu sözleri söyledi.
Düşünce akımlarına karşı düşünceye dayanmayan güçle karşılık vermek, o akımı yok etmedikten başka; herhangi bir kişiyle, herhangi bir insanla konuşulduğu zaman, onun herhangi bir düşüncesini güç zoruyla reddederseniz o direnir.
Direndikçe kendi kendini aldatmakta çok daha ileri gidebilir. Bu nedenle düşünce akımları, baskıyla, şiddetle, kuvvetle reddedilemez. Tam tersine güçlendirilir. Buna karşın en etkili çözüm, gelen düşünce akımına, karşı bir düşünce akımı vermektedir.
Atatürk'ün TBMM Gizli Oturumunda komünizm propagandası hakkında yaptığı konuşmadan
