Her şeye rağmen kesinlikle bir aydınlığa doğru yürümekteyiz.
Bende bu inancı yaşatan kuvvet, yalnız aziz memleket ve milletim hakkındaki sonsuz sevgim değil, bugünün karanlıkları, ahlaksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan ve gerçek aşkıyla ışık serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik görmemdir.
Atatürk'ün Ruşen Eşref Ünaydın'a 24 Mayıs 1918'de hediye ettiği fotoğrafın üzerine yazdığı yazı.
Dikkat edilmesi gereken nokta, Atatürk bu yazıyı 1. Dünya Savaşı'nın son günlerinde, Osmanlı bozguna uğramak üzereyken yazmıştı.
Resmi hediye ettikten bir gün sonra böbrek rahatsızlığı yüzünden Avusturya'ya tedavi olmaya gitti.
Atatürk, yıllar sonra resmi Ruşen Eşref'in evinde gördüğünde gülerek "İyi yazmışım" diyecekti.
Ruşen Eşref Ünaydın'ın soyadı ise bizzat Atatürk tarafından kendisine verilmiş ve bu sözdeki "aydınlıktan" gelmektedir.
Orada subay sıfatlı haydutlar vardı. Elleri tabancalarında idi. Fedayi ve kabadayı. Bunlar kızınca öldürmekle tanınmışlardı.
Benim için ya ölmek, ya bunlara emretmek lazımdı. Silahıma tutundum. Çadır alanında şiddet gösterdim. Sert davrandım.
Emirlerimi kendilerine geçirdim. En sonunda hepsine hükmettim.
Atatürk'ün Libya'da yaşadıkları hakkında Falih Rıfkı Atay'a anlattıkları...
Bir milletin asli kuvvetleri kendi hayatını ve mevcudiyetini müdafaa içindir. Fakat kendi mevcudiyetini unutup da kuvvetini herhangi yabancı bir gaye için kullanmak katiyen doğru değildir.
Harbi sevk ve idare edenler, Harbi Umumi'de kendi mevcudiyetimizi unutarak tamamen Almanların esiri olmuşlardır, esasen memleketi müdafaaya kafi olmayan kuvvetlerimiz Galiçya'ya, Makedonya'ya, İran ovalarına gönderilerek serserilik etmişlerdir.
Bu sebeple harp idaresinde sayılamayacak kadar hatalar vardır. Bu hataların yegane mesulü Enver Paşa'dır. Enver Paşa'dan başka mesul aramak lazım gelirse, milletin kendisidir.
Atatürk'ün İzmit Kasrı'nda İstanbul'dan gelen gazetecilerle mülakatından...
Silahıyla olduğu gibi beyniyle de mücadele mecburiyetinde olan milletimizin birincisinde gösterdiği kudreti ikincide de göstereceğine asla şüphem yoktur.
Atatürk'ün Milli Eğitim Kongresi açılışında yaptığı konuşmadan.
Mustafa Kemal savaşı kazanacağından öylesine emindi ki Büyük Taarruz'dan 1 sene önce eğitim ve kültür işlerini başlatmıştı.
Ekselans! Ekselans!
Şu Maginot maskaralığından vazgeçip, ordunuzu yenilemeye uğraşınız.
Hakkınızda daha hayırlıdır.
Damar Arıkoğlu anlatıyor: Ankara Palas'ta verilen cumhuriyet balolarından birindeydik. Geç saatlerde Atatürk geldi ve bir ara Fransız büyükelçisiyle karşılaşıp sohbet etmeye başladılar.
Bir anda Atatürk bu sözleri söyleyip hızla büyükelçinin yanında ayrıldı.
Damar Arıkoğlu olaya yakın olmadığı için konuşmaları duymamış ama büyük ihtimal Fransız büyükelçisi sabit hatlara kesinlikle karşı olan Atatürk'le tartışmaya başlamış ve Maginot hattını abartarak anlatmış ve bu da Atatürk'ü sinirlendirmişti. Tarih büyük ihtimal 1937 veya 1936.
Atatürk'ün haklılığı 2. Dünya Savaşı'nda Almanların 34 günde Paris'e girmesiyle ortaya çıktı.
