Yıllar
Konular
Favoriler

Efendiler! Sofra tertibi, sofra hizmeti cidden mühimdir. En ehemmiyetli medeni ihtiyaçlarımızdandır.

Bunun için esas, şef garsonlar ve garsonlardır. Ne yazık ki zikretmek lazımdır ki, memleketimizde bu nevi sanatkarlar ihtiyaç ile orantılı tarz ve miktarda yetiştirilmemiştir.

Evlerimizde, lokantalarımızda, otellerde bu hususları medeni insanlara yakışacak surette yapmaya mecburuz.

Mustafa Kemal Atatürk - 3 Ekim 1925
Buraya tıklayarak sayfayı yenileyin ve her yenilediğinizde Atatürk'ün bir başka sözüyle karşılaşacaksınız
X

Atatürk'ün Bursa'da lokantacılarla yaptığı sohbetten...

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 18. Cilt, s.32

Tarihin inkar ve itiraz kabul etmez hakikatlerindendir ki, Antakya, İskenderun ve havalisinde bugün oturmakta bulunan Türkler oraların en aşağı kırk asırlık sahip ve sakinleridir.

Şu iman dolu bekleme günlerinde bu tarihi hakikati hatırlamak ne kadar zevkse, hatırlatmak da o kadar vazifedir.

Mustafa Kemal Atatürk - 9 Ekim 1936

"Tarihten Bir Yaprak, Bir Türk Camiasının Adı" başlıklı makale Atatürk tarafından yazdırılmış ve İsmail Müştak Mayakon imzasıyla 10 Ekim 1936 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde yayınlanmıştı.

O günün gazete sayfasına ulaşmak için tıklayınız.

O döneme kadar bölgeye İskenderun ve Antakya deniyordu. Hatay ismini 1936 yılında bizzat Atatürk verdi.

Atatürk makalede Hatay'daki Türklerin o bölgeye yüzlerce yıl önce Çin'in kuzeyinde "Hatay" adı verilen bölgeden geldiğini yazıyor ve Hatay ismini de bu nedenle uygun görüyor.

Afet İnan anlatıyor:

Montrö'de Boğazlar meselesi konuşulmaya başlandığı zaman, ben de Cenevre'de idim. Son oturumlarda baktım kritik birtakım şeyler var. İstanbul'a dönecektim. Tevfik Rüştü Aras endişeli bir durumda idi. Anlattı bana durumu. Bazı meselelerde tam anlaşma olmamıştı.

Gelişim bir iki gün sürdü. Geldiğim zaman baktım Atatürk gayet neşeli. Halbuki Montrö'de pek iyi havadisler yoktu. Tevfik Rüştü Bey böyle anlattı dedim.

Atatürk 'Yok!' dedi, 'O mesele bitti artık!' Hakikaten 20 Temmuz'du işte, ben geldiğim anda anlaşma imzaya girmiş.

Ben birdenbire 'Aman, çok memnun oldum! Artık bir dış mesele kalmadı!'

Atatürk 'Hayır!' dedi, 'Var, mühim bir meselemiz var! Şimdi İskenderun ve Antakya meselesi var! Bunun üzerinde duracağız.

Ben şaşırıp kaldım: Ne olacak? diye sordum.

Alacağız dedi...

İşte Hatay meselesi o günden sonra (21 Temmuz 1936) konuşulmaya başlandı.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 28. Cilt, s.297

Gençler için vatan işlerinde ölmek olabilir; korkmak asla!

Mustafa Kemal Atatürk - 2 Eylül 1919

Mustafa Kemal ve beraberindekiler 2 Eylül akşamı Sivas'a ulaşır. Büyük bir kalabalık onları karşılar. O sırada bir Fransız subay kalabalığa bağırır ve gençlerden biri telaşlanır. Atatürk bu görseldeki sözleri söyler.

Kaynak: Falih Rıfkı Atay, Çankaya, s.284

Muhterem Ordu ahalisi! Hakkımda gösterdiğiniz samimi tezahürat bende pek derin hissiyat bıraktı. Maalesef ciddi bir sebep, aranızda fazla kalmama mani oluyor.

Bunun için üzgünüm. Fakat vaat ediyorum: İlk fırsatta aranızda daha fazla kalmakla bu üzüntüyü gidereceğim. Gönül arzu ederdi ki, burada günlerce kalayım ve sevimli köylerinizi gezerek zevk alayım.

Arkadaşlar, sizin gibi şuurlu bir millete sahip olan bu devlet, bütün cihana karşı iftihar etmek hakkına sahiptir. Büyük üzüntüyle sizlerden ayrılıyorum. Fakat vaadimi yaptığım zaman bu üzüntülerim sona erecektir. Allahaısmarladık.

Mustafa Kemal Atatürk - 19 Eylül 1924

Ordu halkına nutuk

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 17. Cilt, s.32

Güney vilayetlerinizin uğradığı felaket sebebiyle İtalyan halkının yasına Türk halkı tamamen katılmaktadır.

Milletimizin hislerine tercüman olarak. Türkiye Milli Meclisi 30 Eylül 1920 celsesinde, zarar gören bölgelerin çabuk kurtarılması için temennilerini sunmaya karar verdi.

Meclis'imizin hislerine kendi üzüntülerimi ve temennilerimi de ekleyerek derin saygılarımı sunarım, Sayın Başkan.

Mustafa Kemal Atatürk - 1 Ekim 1920

Atatürk'ün 7 Eylül 1920 Garfagnana Depremi nedeniyle İtalya başkanına gönderdiği mesaj.

Şimdi bu çok ilginç, çünkü o tarihte İtalya, Türkiye'yi işgal etmişti. Yani düşmanımızdı. Ama Atatürk yine de böyle bir telgrafı yolladı.

Bunun temel nedeni ortak düşmanın Yunanlılar olmasaydı.

İtalyanlar Antalya, Konya, Menteşe bölgesi, Fethiye, Bodrum, Marmaris ve Kuşadası'nı işgal etti. Sonra Söke, Afyon, Akşehir ve Çine'ye yöneldiler. Sonra ise Burdur ve İsparta işgal edildi.

Isparta’da İtalyan işgaline karşı ciddi bir tepki ortaya çıktı. İşgale karşı miting tertip edildi. Halkın tepkisi konusunda hassas olan İtalyanlar buradan vazgeçerek, tüm güçlerini Burdur’a yöneltti.

1. Dünya Savaşından sonra Anadolu’daki Fransız, Ermeni ve Yunan işgallerine karşı ciddi bir halk direnişi olmuşken, İtalyan işgallerine karşı bölge halkından ciddi bir karşı koyma gerçekleşmemiştir. Bunun sebeplerinden birisi İtalyanların halka çok iyi davranıp kalplerini kazanmaya çalışmasıdır. Hastane açıp bölge halkını tedavi ediyorlar, köylülere işlerinde yardım ediyorlardı. İtalyanların işgal ettiği yerlerde halka iyi davranılması ciddi bir direnişin çıkmamasının en önemli sebeplerinden birisidir.

Damar Arıkoğlu anılarında "Hiçbir şeye karışmamışlar, ellerinden geldiği kadar halka hoş görünmeye çalışmışlardı. Konya'da Mevlevilere gerekli saygıyı göstermeye özen göstermişlerdi. Ülkeye zarar verecek ve halkı üzecek hiçbir harekette bulunmadılar" diye anlatır.

Burdur'da bir dispanser açıp halkı ücretsiz tedavi etmeye başladılar ve çocuklara İtalyan çikolataları hediye edip halkı kendi yanlarına çekmeye çalıştılar.

Bir diğer önemli sebep bölge halkı açısından İtalyanların Yunan işgallerine karşı bir nevi kalkan görevi görmesidir. Yunanlar, İtalyanlarla hemen hemen aynı dönemde İzmir ve çevresini işgal ederek, Ege’nin iç bölgelerine doğru ilerlemeye başlamışlardı. Yunan askerleri halka kötü muamele ediyorlardı. İtalyanların işgal ettiği bölgelere Yunan askerleri girmediği için, bu durum halk açısından Yunan işgalinden korunmanın bir yolu olmuştu. Hatta İtalyanlar, Yunan işgal bölgesinden kaçan halka yardım ediyorlardı. Bu durum İtalyanlara karşı duyulan tepkiyi azaltıyordu.

İtalyanların işgal ettiği yerlerden çekilme kararı Milli Mücadelenin gücünün ve kararlılığının ortaya çıktığı 2. İnönü savaşı sonrasında alındı. Ancak arkasından gerçekleşen Kütahya-Eskişehir Muharebesinde Türk birliklerinin Yunanlar karşısında yenilgiye uğraması üzerine İtalya çekilme işlemlerini durdurdu. Sakarya Savaşından sonra Kurtuluş Mücadelesinin başarıya ulaşacağı ortaya çıkınca İtalyanlar işgal ettiği bölge ve şehirlerden kesin olarak çekildi. Böylece İtalyanların işgal ettiği şehirler ve bölgeler düşman işgalinden kurtulmuş oldu.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 10. Cilt, s.24

Veritabanında
719 söz
bulunuyor.
Arama
Görüş Bildir

ve Arasında