Paşa, biliyor musun, ben Cumhurbaşkanlığını bırakıp Hatay'a çete reisi olacağım.
Fahrettin Altay'ın anısından
" 1937 yılında Ocak ayında İstanbul'a gelen Atatürk beni Park Otel'e çağırttı. Gittiğimde kendisini sıkıntılı bir halde buldum. Biraz da terli idi. İç salona geçtikten sonra balkona çıktı; sert rüzgarın karşısına göğsünü vermişti. Saçları rüzgardan uçuşuyor ve o dalgın dalgın Marmara'yı seyrediyordu. Mutlaka kafasını kurcalayan bir şey vardı. Üşütmesinden korktuğum için:
'Hava çok sert, soğuk alırsınız, içeri buyrun'
Bunun üzerine Atatürk, Fahrettin Altay'a döner ve bu sözleri söyler...
Savunma için silahlanmaktan başka yol yoktur. Milletin şerefi, haysiyeti, özgürlüğü, bağımsızlığı gerçekten tehlikeye düşmüştür.
Bu felaketten kurtulmak gerekirse, vatanın son ferdine kadar ölmeyi göze almasına bağlıdır.
Atatürk'ün Havza'da halka hitabesinden
Uçurum kenarında yıkık bir ülke... Türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar... Yıllarca süren savaş..
Ondan sonra, içeride ve dışarıda saygı ile tanılan yeni vatan, yeni sosyete, yeni devlet ve bunları başarmak için arasız devrimler...
İşte, Türk genel devriminin bir kısa diyemi...
Atatürk'ün CHP'nin 4. Büyük Kurultay açılış konuşmasından
Efendiler, bu vaziyet karşısında bir tek karar vardı. O da milli hakimiyete dayalı, kayıtsız şartsız bağımsız yeni bir Türk devleti tesis etmek!
İşte, daha İstanbul'dan çıkmadan evvel düşündüğümüz ve Samsun'da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz tatbikatına başladığımız karar, bu karar olmuştur.
Saltanat ve hilafetin payitahtının ve hükümeti seniyenin ne gibi baskı ve kısıtlamaların acıları altında bulunduğu zaten herkesçe ve her tarafça bilindiği ve açık olduğu için işbu baskı ve kısıtlamalann daha fazla genişlemesine yer kalmamak üzere büyük bir aşk ile bağlı bulunduğum mübarek yüce askerlik mesleğinden de istifamı takdim ile arzı veda eylerim.
Atatürk'ün Harbiye Nezareti'ne yolladığı telgraf...
