Biz yabancılara karşı herhangi düşmanca bir his beslemediğimi gibi, onlarla samimane münasebetlerde bulunmak arzusundayız.
Türkler bütün medeni milletlerin dostlarıdır.
Atatürk'ün Fransız gazeteci Maurice Pernot'a verdiği röportajdan
Bu muharebe ile pek çok şey kurtarılmıştır.
Hayır, her şey kurtarılmıştır!
Atatürk'ün 1. İnönü Muharebesinden sonra söyledikleri
Milli siyaset dediğim zaman kastettiğim mana ve öz şudur: Milli sınırımız dahilinde, her şeyden evvel kendi kuvvetimize dayanarak mevcudiyetimizi muhafaza ederek millet ve memleketin hakiki saadet ve bayındırlığına çalışmak.
Rastgele sonu gelmez emeller peşinde milleti meşgul etmemek ve zarara uğratmamak.
Medeni cihandan, medeni ve insani muamele ve karşılıklı dostluk beklemektir.
İki üç kişi dışında, iktidarımızın başında bulunan kişilerin hemen hepsi emekçiler arasından çıkmıştır.
Ve herhangi bir servete sahip değillerdir. Bundan dolayı elbette bizim korkmamıza ve komünist harekete karşı düşmanca tavır almamıza gerek yoktur.
Atatürk'ün Türkiye'yi ziyarete gelen Sovyet Delegasonu üyeleri Mihail Frunze ve İbrahim Abilov'la görüşmesinden...
Ve hakikaten bir gün Sirenayka harekat sahasından Balkan yangınına koşarken ...
Bir gün Afrika sahilinden vatanıma ulaştıracak yolların kapanmış olduğunu görürken...
Bir gün işittim ki, baba ocağım Selanik ve oradaki anam, kardeşim, bütün akraba ve yakınlarım, -mahiyetlerini anlattığım için vatanımdan kovulduğum zevat tarafından- düşmana hibe edilmiştir.
Bir gün, duydum ki, Horacı Süleyman Camisi'nin minaresine çan taktırılmış ve orada yatan babamın kemikleri Yunan palikaryalarının kirli ayakları altında çiğnetilmiştir.
Ne garip ruh halidir. Dertli insanlar muhatabının derdini dinlemekten çok kendi yaralarını açmaktan zevk alıyor.
Ben de, Nuri!
