Yıllar
Konular
Favoriler

Ne iyi içki imiş bu!

İnsanın şair de olası geliyor!

Mustafa Kemal Atatürk - 1899
Buraya tıklayarak sayfayı yenileyin ve her yenilediğinizde Atatürk'ün bir başka sözüyle karşılaşacaksınız
X

Atatürk 1899 yılında İstanbul'da Harp Okulu'na başlar ve Ali Fuat Cebesoy'la arkadaş olur. Ali Fuat Cebesoy Kuzguncuk'da oturmaktadır ve Atatürk de sık sık onun evine gidip kalır.

Birgün ikisi beraber Büyükada'ya giderler ama lokantaya gidecek paraları yoktur.

Ali Fuat, bir şişe bira, bir şişe rakı ve ekmek alır. Atatürk birayı içer ve sonra ilk kez rakıyı dener.

O yaşına kadar hayatında biradan başka içki içmemiş Atatürk bu sözleri söyler.

Kaynak: Falih Rıfkı Atay, Çankaya, s.37

Bir millet, varlığını ve istiklalini sağlayıp korumak için, akla gelebilecek bütün teşebbüsleri ve fedakarlıkları yaptıktan sonra başarılı olur.

Ya başaramazsa demek, o milletin ölmüş olduğunu kabul etmek demektir.

Öyleyse millet, yaşadıkça ve özverili girişimlerini sürdürdükçe başarısızlık söz konusu olamaz.

Mustafa Kemal Atatürk - 22 Eylül 1919

Amerikan hükümetinin Kafkasya'da incelemelerde bulunması için gönderdiği General James G. Harbord'la Sivas'ta görüşme yapan Mustafa Kemal'in, kendisine "Millet akla gelebilecek bütün teşebbüsleri ve fedakarlıkları yaptıktan sonra başarısız olursanız, ne yapacaksınız" diye soran generale verdiği cevap.

Kaynak: Nutuk s.193 1927 Basımı

Hayır, asla. Bütün gelişmeyi; sonunda da böyle bir neticeye varacağını, en başından -elimizde hiçbir harp gereci bulunmadığı zaman bile- görmüştüm.

Geciktik; kan dökülmesini ve harabiyeti önlemek için Fethi Bey'i Londra'ya son bir çare olarak gönderdik; çünkü biz kanla değil, mürekkeple imzalanan bir barış istiyorduk.

Mustafa Kemal Atatürk - 23 Ocak 1923

Atatürk'ün kendisine "Başarınızdan hiç şüphe ettiğiniz oldu mu?" diye soran Morning Post Gazetesi yazarı Grace Ellison'a verdiği yanıt

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 14. Cilt, s.381

Askerlikte bir kaide vardır. Düşmanın harp cephesi çok kuvvetli olursa onu parçalamak lazım gelir. Biz milli mücadeleye başlarken karşımızda iki düşman vardı: Biri dahili düşman ki, bunu İstanbul hükümeti temsil ediyordu; diğeri harici düşmanlar ki, bunu da yabancı İşgal kuvvetleri teşkil eyliyordu.

Her iki düşman ile aynı zamanda mücadele etmek imkansızdı. Tabii olarak ilk önce harici düşmanlara karşı vaziyet aldık. Milli mücadele zafere ulaştıktan ve Lozan barışı imzalandıktan sonra da, dahili düşmanları tasfiye etmeye başladık.

Dahili düşmanları da parça parça ayırmak. sı­raya koymak. en mühim olanları ilk önce bertaraf etmek, ondan sonra diğerlerini ele almak icap ederdi. Yaptığımız budur

Mustafa Kemal Atatürk - 5 Şubat 1924

istanbul'da gazetecilerle beraber yenen yemekte anlattıkları.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 16. Cilt, s.207

Çok garip bulduğum bir şey var. Erkeklere huriler ve başka güzel eğlenceler vadeden Hazreti Muhammed, kadınlar için hiçbir taahhüde girmiyor.

Bu duruma göre ölümden sonra erkekler, cennetteki kadınlara sahip olarak hoş vakit geçirirlerken, kadınların dayanılmaz hale düşecekleri anlaşılıyor. Öyle değil mi?

Gördüğünüz gibi Madam, dağdağalı ve kanlı bir yaşama alıştıktan sonra da insan, cennet ve cehennemden söz etmek ve hatta yüce Tanrı'yı bile eleştirmek için zaman bulabiliyor.

Mustafa Kemal Atatürk - 20 Temmuz 1915

Atatürk'ün, Madam Corinne'e mektubu

Kaynak: Erdal İnönü, Anılar ve Düşünceler-3, Doğan Kitap, 1. baskı, İstanbul 2001, Sayfa: 334

Veritabanında
717 söz
bulunuyor.
Arama
Görüş Bildir

ve Arasında