Dünyaya hakim olan milletleri idare edenlerin arasında ne yazık ki birinci derece devlet adamı çıkmıyor.
Avrupa'da birkaç maceraperest Almanya ile İtalya'nın başında cebren bulunuyorlar.
Karşı karşıya geldikleri zayıf devlet adamlarının aczinden cüret alıyorlar.
Bunlar bugün dünyayı kana bulamaktan çekinmeyeceklerdir.
Atatürk, hastalığının son günlerde çocukluk arkadaşı Ali Fuat Cebesoy'a Hitler ve Mussolini'yi kastederek bu sözleri söyler.
Ve sonra yaklaşmakta olan savaşta ülkeyi idare edemeyeceği konusundaki endişelerini dile getirir.
İnsanlar gariptir.
Bazen en akıllılarının bile, hakikatlerin basitliği karşısında görüşleri yanlışlığa doğru gider
Eskişehir'in düşmesi acıdır; fakat bu düşüş sıfırdır. Maksat ordudur. Ordu ayaktadır; yenilmemiştir; onu bu gece Porsuk gerisine çekebilirlerse, düşmanın bizimle temasını kesebilirlerse, mesele yoktur.
Çekebileceklerdir, kesebileceklerdir. Çekiliş iyi idare ediliyor. Düşmanı bir ay oyalayabilelim, sonra behemahal mahvedeceğim.
Atatürk'ün Eskişehir-Kütahya Muharebesi'nden sonra sözleri
Memleketin kaynaklarının genişliği, halkın emek ve kabiliyeti ve ordularının süngüleri barış vaktinde de her türlü neticeleri elde edecektir.
Üç buçuk sene süren bu mücadeleden sonra ilim bakımından, maarif bakımından, iktisadiyat bakımından mücadelelerimize devam edeceğiz ve eminim ki, bunda da muvaffak olacağız.
Fabrikacı olacağız. Sanatkar olacağız. Bundan sonra zihniyetimizi hep buna hasredelim.
Atatürk'ün Bursa belediye heyetine yaptığı konuşmadan.
Montesquieu'nün "Bir halkın müzikalitesine önem verilmezse, ıslahat mümkün olamaz" dediğini okumuştum.
Bu çok doğru. Onun için bunu uyguluyorum.
Atatürk'ün "Vossische Zeitung" gazetesi muhabiri yazar Emil Ludwig'le görüşmesinden...
