Yıllar
Konular
Favoriler

Ülkede sağlam ve yeni bir hukuk sistemi kurma düşüncesinde olan seçkin hukukçularla beraber, acı özlemi tekrar ve tespit edelim.

Milletin en az üç yüz yıldan beri olan ilerleme atılımları, şimdiye kadarki yetersiz hukuk sistemiyle ve hukukçularla engellenmiştir.

Bu yarayı iyileştirmek gereklidir.

Mustafa Kemal Atatürk - 1925
Buraya tıklayarak sayfayı yenileyin ve her yenilediğinizde Atatürk'ün bir başka sözüyle karşılaşacaksınız
X

Atatürk'ün hukukla ilgili notlarından

Kaynak: Atatürk'ün Not Defterleri, ATASE, 12. Cilt, s. 20

Hangi livanın ahalisi Kürt ise onlar kendi kendilerini muhtar olarak idare edeceklerdir.

Bundan başka Türkiye'nin halkı söz konusu olurken onları da beraber ifade lazımdır.

İfade olunmadıkları zaman bundan kendilerine ait mesele çıkarmaları mümkündür.

Şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisi, hem Kürtlerin ve hem de Türklerin salahiyet sahibi vekillerinden meydana gelmiştir ve bu iki unsur bütün menfaatlerini ve mukadderatlarını birleştirmiştir.

Mustafa Kemal Atatürk - 17 Ocak 1923

Atatürk'ün İzmit Kasrı'nda İstanbul'dan gelen gazetecilerle mülakatından...

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 14. Cilt, s.302

Ben, büyük İsmet İnönü'nün karşısında bulunmakla mutlandığı manzaradan manen değilse bile maddeten uzak bulunmuş olmaktan üzüntü duymadığımı söyleyemem.

Ancak şununla teselli bulmaktayım ki, senin, hakikati, asaleti, millet ve devlet için gönülleri ateşlileri benim kadar ve belki benden daha parlak görür olduğunu bildiğimdir.

Mustafa Kemal Atatürk - 11 Aralık 1935

Atatürk'ün İsmet İnönü'ye yazdığın telgraf.

Mutlanmak kelimesi "mutluluk duymak" anlamına geliyor.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 28. Cilt, s.140

Aziz Manisalılar, ben Manisa'yı yangınlar içinde, harap ve türap bir halde görmüştüm. Muhterem Manisalılar, ben sizi karanlıktan, ateşten, esaretten henüz kurtulduğunuz bir zamanda görmüştüm.

Fakat o günkü halleri, itiraf ederim, hakiki üzüntüyle karşılamadım. Gerçi siz zalim bir taarruzun şiddetli darbelerinden henüz kurtulmuştunuz. Fakat ben emindim ki, bu kadar şiddetli darbeler insanların inançlarını takviye eder.

Kabiliyeti, cevheri olan bir millet öyle darbelerden uyanıklık kazanır. Maziye nispeten geleceğini daha çok parlak yapabilir.Muhterem arkadaşlar, felaketler insanları, akılları başında olan milletleri daima azimkar, iyi hamlelere sevk eder ve işte siz de o hamleleri yapmaktasınız.

Mustafa Kemal Atatürk - 10 Ekim 1925

Atatürk'ün Manisa'da halka yaptığı konuşmadan...

Yunan ordusu kaçarken, Atatürk'le beraber 5 Eylül 1922'de Manisa'ya giren Ruşen Eşref Ünaydın, Alaşehir'de gördüğü korkunç manzarayı 2. ve 3. görseldeki sözlerle ifade edecekti.

1922 Alaşehir yangını, Yunan ordusu tarafından geri çekilme sırasında başlatıldı ve 3 Eylül 1922'den 5 Eylül'e kadar devam etti.

Yangın ve katliamlar sonucu 3,000 kadar sivil öldü ve şehirdeki 4550 evin sadece 100 tanesi kurtulabildi.

300 kadar Türk çocuğu ve bir o kadar kadın, Yunan askerleri tarafından kurşuna dizildi.

38.000 nüfuslu Alaşehir'in nüfusu 4.000'e düştü...

Yangın sırasında dükkan ve evlerde yağma başladı ve yangından kaçmaya çalışan siviller Yunan askerleri tarafından vuruldu. Türk kadınlarına sıklıkla tecavüz edildi.

İngiliz raporuna göre 72 kadın diri diri ateşe atılarak yakıldı.

Orada bulunan Kızılhaç görevlisi 2 Amerikalı şunları yazmıştı:

Her ikimiz 1916 yılından beri birçok felaketlere tanık olduk. Şimdiye kadar buradaki harabelere yaptığımız ziyaretler kadar acı verici bir görevle karşılaşmadık. Hiçbir yerde halkın yüzlerinde okunan korku ve dehşet izlerine benzer acıklı bir görünüşe rastlamadık. Bu görünüş karşısında istemeyerek Pompei ve Mesina harabelerini hatırladık. Fakat bu iki şehrin harap oluşu doğal sebeplerden olduğu halde savaş meydanından çok uzaktaki Alaşehir ve civarının tahribatı, olayları gözleriyle görenlerin tanıdıklarına ve söylediklerine göre yirminci yüzyılın ortasında Hristiyanlar tarafından planlı bir biçimde yapılmıştır.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 18. Cilt, s. 50

Fransa'da bir onbaşı, ordu başına geçip Harbiye Nazırı oldu. Ekselans Mösyö Maginot. Bu adamın aklına uyarak koca Fransız devleti kuzeydoğu sınırına bir Maginot Hattı kurdu. Milyarlar döküldü topraklara, milyarlar...

Almanya bir Avusturyalı manyak onbaşıyı başbuğ edindi. O da boş durmadı. Alman onbaşısı Hitler de çelik, çimento, taş ne bulduysa ortaya attı ve milyarlarca markla Siegfried Hattı'nı yaptı.

Komşumuz Yunanistan'ın başında bir erkanıharp general vardı. Sayın Metaksas Hazretleri. Eh, onbaşılar hat yaparken durur mu? Hemen o da kendine bir müstahkem hat inşa ettirdi. Metaksas Hattı...

Şimdi Mareşal Çakmak da buna dayanıp bir Çakmak Hattı kurmak istiyor.

Yağma yok. Ancak üç beş günlük ömrü olan bu hatlar için ben milletimin parasını toprak altına atamam. Harp, oldum olasıya toprak üstünde yapılmıştır. Kazanmak isteyen milletler toprak üzerinde dövüşürler. Söyleyin Mareşal'a bu sevdadan vazgeçsin.

Mustafa Kemal Atatürk - 1 Şubat 1938

Atatürk'ün Bursa'da Çelik Palas'ta arkadaşlarıyla yaptığı sohbetten

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 30. Cilt, s.167

Veritabanında
717 söz
bulunuyor.
Arama
Görüş Bildir

ve Arasında