Türk milletimiz eski ve şerefli bir millettir. Zaten Orta Asya'nın yüksek Altay yaylasında doğup yetiştiği için, kartalın meziyetlerini, uzak görüş, süratli uçuş ve bu ruhu barındıracak beden kuvvetini daha ilk başta kazanmıştır.
Esasen fiziki ya da zihinsel, sınırlayıcı hiçbir ortamda kalamaz.
Bu sebeple o yüksek merkezi doğum yerinin tecrit vaziyetine isyan etmiştir.
İşte o ilk Türkler sonra hem batıya, hem doğuya, her ikisine doğru ilerlemeye cesaret etti.
Atatürk'ün, Amerikan elçisi Scherril'le yaptığı konuşmadan...
Hakikaten vatan ve milletimizi kurtarabilmek için yegane çare askerliği bırakıp serbest olarak milletin başına geçmek ve milleti yekvücut bir hale getirmekle ortaya çıkacak kudret ve milli hareketi iyi kullanmaktan başka çare düşünülmüş değildi.
Dolayısıyla ben de böyle yaptım.
Allah'a şükür başarılı da oluyorum.
Pek yakında maddi neticeyi bütün cihan görecektir.
Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'a yazdığı mektuptan
Sovyetler Birliği'ne karşı asla bir saldırı politikası gütmeyeceksiniz.
Doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak Sovyetler'e yöneltilmiş herhangi bir antlaşmaya girmeyecek ve böyle bir anlaşmaya imza koymayacaksınız.
Atatürk'ün ölmeden birkaç gün önce arkadaşlarına söyledikleri
Bir milletin kültürü arttıkça, bireysel özgürlüğün sahası genişler ve çoğalır. Mesela ilkel bir insanla, medeni bir insanın özgürlük ihtiyaçları aynı değildir.
İnsan cemiyetleri medenileştikçe; türlü şekilde, biribirinden ayrı ve müstakil bireysel özgürlükler meydana çıkar.
Paris'ten alınan sağlam malumatla, başlangıçta Clemenceau'nun, Kuvayi Milliye'den ürkerek tamamen lehimize döndüğü ve fakat tahminen bir buçuk ay evveli Sivas'tan geçen bir zatın verdiği raporda, Kuvayi Milliye'nin bir blöf şeklinde gösterilmiş olmasından dolayı, Clemenceau'nun, eski Türk ve Müslüman düşmanlığını gösterdiği ve meylettiği bildirilmektedir.
Dolayısıyla asayişin tamamen muhafazası ve her fırsattan istifade ederek Kuvayi Milliye'nin azamet ve sağlamlığının dosta düşmana gösterilmesi ehemmiyetle tavsiye kılınır.
Blöf değilmiş sanırım :)
Atatürk'ün Reşat Paşa'ya telgrafı
