Türk milletimiz eski ve şerefli bir millettir. Zaten Orta Asya'nın yüksek Altay yaylasında doğup yetiştiği için, kartalın meziyetlerini, uzak görüş, süratli uçuş ve bu ruhu barındıracak beden kuvvetini daha ilk başta kazanmıştır.
Esasen fiziki ya da zihinsel, sınırlayıcı hiçbir ortamda kalamaz.
Bu sebeple o yüksek merkezi doğum yerinin tecrit vaziyetine isyan etmiştir.
İşte o ilk Türkler sonra hem batıya, hem doğuya, her ikisine doğru ilerlemeye cesaret etti.
Atatürk'ün, Amerikan elçisi Scherril'le yaptığı konuşmadan...
Süvari Kolordusu bütün kuvvetiyle İzmir'e yetişmeli ve İzmir'i işgal etmelidir.
1. Ordu takip kolları da şehre ilerlemekle beraber, 1. Kolordu'dan bir tümenin 9 Eylül 1922'de İzmir'e yürütülmesi ve 1. Kolordu'nun takibe devam etmesi lazımdır.
1. Kolordu "İzmir İşgal Kuvveti" olacak ve komutanı askeri valilik görevi yapacaktır.
İzmir'in kayıtsız şartsız teslim alınması mümkün olduğundan, temsilcilerin herhangi bir teklifi kabul olunmayacaktır.
1. Ordu Kumandanlığı'na 8 Eylül tarihli emir.
Düşman devletler Osmanlı devlet ve memleketine maddeten ve manen tecavüz halinde; imhaya ve parçalamaya karar vermişler.Padişah ve halife olan zat, hayat ve rahatını kurtarabilecek çareden başka bir şey düşünmüyor.
Hükümeti de aynı halde. Farkında olmadığı halde başsız kalmış olan millet karanlık ve belirsizlik içinde tecelliyatı beklemekte. Felaketin dehşet ve ağırlığını idrake başlayanlar, bulundukları muhit ve hissedebildikleri tesirlere göre kurtuluş çaresi gördükleri tedbirlere başvurmakta.
Ordu, ismi var cismi yok bir halde.
Kumandanlar ve subaylar, Harbi Umumi'nin bunca mihnet ve meşakkatleriyle yorgun, vatanın parçalanmakta olduğunu görmekle içleri kan ağlamakta, gözleri önünde derinleşen karanlık felaket uçurumu kenarında kafaları çare, kurtuluş çaresi aramakla meşgul...
Atatürk, Nutuk'ta Samsun'a çıktığında genel manzarayı özetliyor.
Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir.
Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeterki bu dil, şuurla işlensin.
Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.
Sadri Maksudi'nin "Türk Dili İçin" isimli kitabına yazdığı not
Afet, Hatay üzüntüsüne, Conker'in ölümü acısı karıştı.
Bu acının açtığı yaranın derinliğini tahmin edersin.
Atatürk'ün, Afet İnan'a mektubu
Nuri Conker, Atatürk'ün en yakın dostlarından biriydi.
Çocukluk arkadaşıydı. Ona "Kemal" diye hitap eden - Latife Hanım'la beraber - tek insandı. Selânik'te mahalle arkadaşı, sonra Askeri Rüştiye'de, Manastır İdadisi'nde, İstanbul Harbiye Mektebi'nde, Harp Akademisi'nde okul arkadaşlığı ettiler.
Selânik'te Üçüncü Ordu, Hareket Ordusu, Arnavutluk Harekâtı, Afrika'da Trablusgarp ve Bingazi Muharebeleri, Çanakkale Anafartalar ve Conkbayırı Muharebeleri, Doğu'da Muş Cephesi, İstiklâl Harbi ve inkılâplar devrinde hep birlikte görev yaptılar
Anlatılanlara göre ölüm haberi geldiğinde "Ah Nuri, bizi nasıl bırakıp gidersin" diyip hüngür hüngür ağlamıştı Atatürk. Sonra ise arabasına binip dolaşmış, saatlerce haber alınamamıştı kendisinden.
