Enver Paşa bana Hindistan'a doğru sefer yapmak isteyip istemediğimi sordu.
Emrime üç alay vereceklerdi. İran'dan halkı ayaklandıra ayaklandıra Hindistan'a kadar gidecektim.
Ben o kadar kahraman değilim, dedim.
Enver Paşa'nın isteği hakkında
Benim burada kendi vatanımda olduğumu bilmiyor musunuz? Bu gerçeği hala görmüyor musunuz?
Siz hala o zihniyette iseniz birbirimizle esasen savaş halindeyiz demektir.
Öyle ise, evet, bir kere, on kere, yüz kere daha savaş ilan ediyorum!
Atatürk, İzmir'e girdikten hemen sonra Kordon Boyu'nda demirli İngiliz torpidolarından iki adım ötede karargah kurdu. Bu durum İngilizleri kuşkulandırdı.
Ve Atatürk kendisine küçümser ve gözdağı verircesine "bize savaş mı ilan ediyorsunuz?" diye soran İngiliz konsolosa bu yanıtı verdi.
Tüm bunlar olurken, konsolosun hemen arkasında duran beyaz üniformalı genç İngiliz deniz subayları hayranlıkla Atatürk'e bakıyordu.
Hakikaten vatan ve milletimizi kurtarabilmek için yegane çare askerliği bırakıp serbest olarak milletin başına geçmek ve milleti yekvücut bir hale getirmekle ortaya çıkacak kudret ve milli hareketi iyi kullanmaktan başka çare düşünülmüş değildi.
Dolayısıyla ben de böyle yaptım.
Allah'a şükür başarılı da oluyorum.
Pek yakında maddi neticeyi bütün cihan görecektir.
Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'a yazdığı mektuptan
Eski sistemlere bağlanan ve geriye dönük münasebetler tesis eden birinin modern bir devlet inşa etmesi mümkün değildir.
Atatürk'ün "Vossische Zeitung" gazetesi muhabiri yazar Emil Ludwig'le görüşmesinden...
Tarık Zafer Tunaya'nın söylediği gibi: "Az gelişmiş kafalarla, az gelişmişlikten kurtulamazsınız".
O gazetecinin bana kafasıyla kalemi lazım.
Geri kalanı kendisine aittir. Ne seni ilgilendirir, ne de beni.
Anladın mı?
Bir gazeteciden bahsedilirken, Atatürk'ün yanındakiler bu gazetecinin çok ahlaksız bir yaşam tarzı sürdüğünü, özel hayatında çok çeşitli ve farklı insanlarla beraber olduğunu şikayetçi bir dille Atatürk'e anlatır.
O sırada Recep Zühtü şöyle der: "Paşam, bu gazeteci nin gidişatı hiç de iyi değil. Bence sizin yakınınız olması dolayısıyle yaşantısına biraz dikkat etmesi gerek."
Atatürk hayretle sorar: Ne varmış onun hayatında sanki?
- Paşam, bu zat geceleri pavyona gidiyor, mevkiiyle bağdaşmayan davranışlarda bulunuyormuş.
Atatürk kaşlarını çatarak sorar: Ne var bunda garip olan? Ne olmuş gidiyorsa? Pavyona gittiyse kıyamet kopmadı ya...
Sonrasında Atatürk görseldeki sözleri söyler...
