Memleketler muhteliftir, fakat medeniyet birdir ve bir milletin ilerlemesi için de bu yegane medeniyete iştirak etmesi lazımdır.
Atatürk'ün Fransız gazeteci Maurice Pernot'a verdiği röportajdan
Fransa'da bir onbaşı, ordu başına geçip Harbiye Nazırı oldu. Ekselans Mösyö Maginot. Bu adamın aklına uyarak koca Fransız devleti kuzeydoğu sınırına bir Maginot Hattı kurdu. Milyarlar döküldü topraklara, milyarlar...
Almanya bir Avusturyalı manyak onbaşıyı başbuğ edindi. O da boş durmadı. Alman onbaşısı Hitler de çelik, çimento, taş ne bulduysa ortaya attı ve milyarlarca markla Siegfried Hattı'nı yaptı.
Komşumuz Yunanistan'ın başında bir erkanıharp general vardı. Sayın Metaksas Hazretleri. Eh, onbaşılar hat yaparken durur mu? Hemen o da kendine bir müstahkem hat inşa ettirdi. Metaksas Hattı...
Şimdi Mareşal Çakmak da buna dayanıp bir Çakmak Hattı kurmak istiyor.
Yağma yok. Ancak üç beş günlük ömrü olan bu hatlar için ben milletimin parasını toprak altına atamam. Harp, oldum olasıya toprak üstünde yapılmıştır. Kazanmak isteyen milletler toprak üzerinde dövüşürler. Söyleyin Mareşal'a bu sevdadan vazgeçsin.
Atatürk'ün Bursa'da Çelik Palas'ta arkadaşlarıyla yaptığı sohbetten
Türklerin bugüne kadar yaptığı en büyük hata, asırlar önce, hiçbir milletin yabancılara vermeyi asla hayal edemeyeceği imtiyazları ve müsamahayı Türk hakimiyetine giren Hristiyanlara ihsan etmesi olmuştur.
Atatürk'ün "The New York Herald" gazetesine verdiği röportajdan
Afet, Hatay üzüntüsüne, Conker'in ölümü acısı karıştı.
Bu acının açtığı yaranın derinliğini tahmin edersin.
Atatürk'ün, Afet İnan'a mektubu
Nuri Conker, Atatürk'ün en yakın dostlarından biriydi.
Çocukluk arkadaşıydı. Ona "Kemal" diye hitap eden - Latife Hanım'la beraber - tek insandı. Selânik'te mahalle arkadaşı, sonra Askeri Rüştiye'de, Manastır İdadisi'nde, İstanbul Harbiye Mektebi'nde, Harp Akademisi'nde okul arkadaşlığı ettiler.
Selânik'te Üçüncü Ordu, Hareket Ordusu, Arnavutluk Harekâtı, Afrika'da Trablusgarp ve Bingazi Muharebeleri, Çanakkale Anafartalar ve Conkbayırı Muharebeleri, Doğu'da Muş Cephesi, İstiklâl Harbi ve inkılâplar devrinde hep birlikte görev yaptılar
Anlatılanlara göre ölüm haberi geldiğinde "Ah Nuri, bizi nasıl bırakıp gidersin" diyip hüngür hüngür ağlamıştı Atatürk. Sonra ise arabasına binip dolaşmış, saatlerce haber alınamamıştı kendisinden.
Ben ve vekiller milletin en kısa ve seri yoldan saadet ve refaha kavuşmasına çalışıyoruz.
Memleketimizde büyük değişiklik yaptık.
Yakında Türkiye'de minare kadar çok okul olacağını göreceksiniz.
Atatürk'ün İngiliz gazeteci Edwin Keliher'le yaptığı görüşmeden
