Efendiler! Bir şeyi çok iyi hatırlatmak isterim: Hiçbir noktada, en küçük ve en büyük meselelerde milletimi sözlerimle, hareketlerimle aldatmamış olmakla iftihar ediyorum.
Atatürk'ün Bursa Şark Sineması'nda halka yaptığı konuşmadan
Kendimizi aldatmayalım!
Çağdaş dünya çok ileri gitmiştir. Elde ettiğimiz başarılar ve yaptığımız inkılaplar ile yetinemeyiz.
Yaptığımız her türlü inkılapların temellerini her gün daha fazla güçlendirmek zorundayız.
Bunda başarılı olmak için, zihniyetimizin eski zihniyet olmadığını tam anlamıyla kanıtlayacağız.
Safsatalarla uğraşmaya zaman ayıramayız.
Örneğin, şapka giyilir mi, giyilmez mi gibi dünün mantıksızlıklarını tekrar etmek gafletini devam ettiremeyiz.
Son mektupların bana büyük bir memnuniyet verdi. Beni daima hatırladığını öğrenmekle çok bahtiyarım.
Ben de her an seni düşünüyorum ve senin tatlı arkadaşlığında geçirdiğim güzel anları zevkle hatırlıyorum.
Atatürk'ün Sofya'dan Madam Corinne'e mektubu
Yunan-Türk Pacte d'entente cordiale'ı çok doğru olarak işaret buyurduğunuz gibi Yakındoğu için bir barış ve sükun vasıtasıdır.
Bu suretle yalnız memleketlerimizin kendi ihtiyaçlarını karşılamakla kalmayacak aynı zamanda vazifelerini müdrik her devlet adamı tarafından en ziyade mukaddes tutulması ve inatla müdafaası lazım gelen ve davaların en yükseği olan barış davasına hizmet etmek suretiyle bu mıntıkadaki bütün milletlerin menfaatlarına da faydalı olacaktır.
Dolayısıyla hükümetlerimiz bu söz konusu antlaşmayı müzakere etmek ve iyi suretle neticelendirmekle iyi bir surette ilham kaynağı olmuşlardır. Kendilerini hararetle tebrik etmek isterim.
Atatürk'ün Atina'daki beşvekalet vekili Kondilis'e yolladığı telgraf.
Pacte d'entente cordiale yani "Samimi Uzlaşma Anlaşması" Türkiye ve Yunanistan arasında 14 Eylül 1933 tarihinde imzalandı.
Türkiye ile Yunanistan, 1930 yılında yaptıkları antlaşma ile temelini attıkları dostluk ilişkilerini daha ileri götürmek için 14 Eylül 1933’te, Yunanistan Başbakanı Çaldaris ile Dışişleri Bakanı Maksimos’un Ankara’yı ziyaretleri sırasında “Yürekten Uyuşma Paktı” (Pacte d’Entente Cordiale) imzalamışlardır. Yakın bir zamanda savaşmış olan iki ülke arasındaki Antlaşma, yeni kurulan Cumhuriyet’in çevresi ile uyumlu ve barış içinde olduğunu gösteren “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesinin en önemli örneklerinden biridir.
Yunanistan Başbakanı Panagis Tsaldaris, 10 Eylül 1933’te, Yunanistan donanmasına ait Helli Kruvazörü ile İstanbul’a geldi. İstanbul’da kendisine tahsis edilen özel bir tren ile 11 Eylül’de Ankara’ya geçen Panagis Tsaldaris, burada Başbakan İsmet İnönü tarafından resmi tören ile karşılandı ve Ankara ziyaretinin ilk gününde Cumhurbaşkanı Atatürk tarafından kabul edildi. 14 Eylül’de ise Türkiye ile Yunanistan arasında dostluk ve işbirliğini öngören Samimî Anlaşma Misakı’nın imza törenine katıldı.
Atatürk barışa öylesine önem veriyor ve bu uğurda öylesine mücadele ediyordu ki 1919 yılında Anadolu'yu işgal eden Yunanistan başbakanı Venizelos, Atatürk'ü 12 Ocak 1934'te Nobel Barış Ödülü'ne aday göstermişti.
Hazırlık tamam...
İsmet Paşa anlatıyor: 28 Ekim akşamı Atatürk bizi Çankaya'ya çağırmıştı. Yemeği birlikte yedik. Misafirler giderken Atatürk bana kalmamı söyledi. Masa başına geçtik.
Evvela Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun metnini görüştük. Her madde üzerinde eskisi ile yenisi arasında mukayeseler yapıyorduk. Atatürk neticeyi dikte ediyordu. Ben yazıyordum. Bu suretle tamamlandıktan sonra bütün metni bir kere baştan aşağıya okudum. Atatürk dikkatle dinledi.
Bittikten sonra biraz düşündü ve "Hazırlık tamam" dedi. O gece köşkte misafiriydim. Odama çekildim.
Ertesi sabah metni bir kere daha gözden geçirdik ve beraberce Meclis'e gittik. Oldu, bitti...
