Bir aydır buradayım ve Çanakkale Boğazı'nı müttefiklerin çıkarma teşebbüsünde bulunan donanmalarına ve kuvvetlerine karşı müdafaa ediyorum.
Bu ana kadar, sevgili Corinne, hep başarılı oldum ve aynı yerde kalırsam, kuvvetle ümit ediyorum ki daima başarılı olacağım.
Burada benim ismimin duyulmamasına şaşırmamalı, çünkü ben, mühim bir muharebenin kahramanı olarak Mehmet Çavuş'a şeref kazandırmayı tercih ettim.
Tabi şüphe etmezsiniz ki, muharebeyi idare eden sizin dostunuzdu ve savaş gecesi muharebelerin saflarında Mehmet Çavuş'u bulan da o idi.
Atatürk'ün Madam Corinne'e yazdığı mektup
Mektupta bahsi geçen Mehmet Çavuş, Çanakkale Savaşı'nın ilk günlerinde Seddülbahir'de çıkarma yapan düşmana karşı elindeki az sayıdaki kuvvetiyle ve az sayıdaki silah ve mühimmatıyla kahramanca karşı koyan ve şehit olan Bigalı Mehmet Çavuş'tur.
Milleti padişahına maruzatta bulunmaktan men ediyorsunuz.
Alçaklar, cariler, hainler!
Düşmanlarla millet aleyhinde hainane tertibatta bulunuyorsunuz.
Milletin kudret ve iradesini takdirden aciz olduğunuza şüphe etmiyordum. Fakat vatan ve millete karşı hainane ve boğazlarcasına harekette bulunacağınıza inanmak istemiyordum.
Aklınızı başınıza toplayın. Güvendiğiniz şahısların ve kuvvetin akıbetini öğrendiğiniz zaman kendi akıbetinizle karşılaştırmayı unutmayınız.
Atatürk'ün, Dahiliye Nazırı (İçişleri Bakanı) Adil Bey'e yazdığı telgraf
Ve fakat yazı nedir?
Yazı; bu Türk kelimesi şu anlamı işaret eder: Her şey bilhassa bir şey...
O da insan zekasının, düşüncesinin, kafasındaki geniş parlaklığın ve o zeka parlaklığının bütün buluş ve görüşlerinin, yapışlarının ifadesine yarayan bir şeydir, objedir.
Atatürk'ün "tarih ve yazı hakkındaki notu"
İstila fikri ile açılmış olan Cihan Harbi'ni sona erdiren galipler, teklif ettikleri barış şartları ile ana topraklarımızı, bağımsızlık ve hürriyetimizi elimizden almaya, asırlardan beri İslam'ın ve Türklüğün fedakar muhafızı olan milletimizi esir derekesine indirmeye kalkıştılar.
İki senedir Rumeli ve Anadolu'da görülen hareketlerimiz, bu gaddarane tecavüze tepkiden, her mevcudun yaratılıştan sahip olduğu nefsi müdafaa hakkının kullanılmasından başka bir şey değildir.
Atatürk'ün Azerbaycan elçisi İbrahim Abilof'a yaptığı konuşmadan.
Bir milletin bağımsızlığının temini ve geleceğinin devamı nasıl hazırlıklı ve kuvvetli bir orduya ihtiyaç gösterirse, o miletin refah ve saadet içinde yaşayabilmesi de kuvvetli bir iktisat ordusu ile mümkündür.
Atatürk'ün Yüksek Ticaret ve Ekonomi Okulu gecesinde "Ulusta Gençlik" hakkında konuşmasından...
