Biz, bizimle beraber yaşayan Müslüman olmayan unsurları aynı hukuk ve aynı salahiyette kabul ediyoruz.
Hepimiz bu devletin Müslüman ve Müslüman olmayan unsurları dahil olarak aynı şekilde tebaasıyız.
Ve bu itibarla hepimizin hukuku birdir.
Atatürk'ün, Ankara'da eşraf ve ileri gelenlere yaptığı konuşmadan
Biliyorsunuz, ben Makedonyalıyım. Selanik'te çocukluğumdan beri milletinizin çocuklarıyla tanıştım, dostluk ettim. Onlardan da aynı karşılığı gördüm ve şunu da sezdim ki, her iki milletin çocuklarında birbirlerine karşı daha fazla ve daha özel mahiyette bir yakınlık ve sokulganlık vardır.
Demek istiyorum ki, daha o yaşlardan beri milletinize muhabbetim vardır. Bu tabii eğilime bakarak her iki milletin daima birbirine yakın dost olmasını ve öyle kalmasını daha gençliğimden düşünmüştüm.
Daha sonra hadiselerin zorlaması dolayısıyla ayrı ayrı saflarda bulunduğumuz zamanlarda dahi, fırsat çıktıkça temas ettiğim subaylarınıza, bu ayrılığın geçici olduğunu, esasta, dikkatle bakılacak olursa bu iki milletin birbirine dost olması her ikisinin de büyük ve hayati menfaatları gereği bulunduğunu, zamanla bu hakikatin anlaşılacağını ve bu dostluğun kurulacağını ve daima buna çalışmanın uygun olacağını söylemişimdir.
Atatürk'ün Yunanistan elçisi Metaksas'la yaptığı görüşmede söyledikleri.
Çocuklar, Çankaya'da rahat ediyorsam, İsmet sayesindedir.
Falih Rıfkı Atay anlatıyor:
Mustafa Kemal, her şeyi ve herkesi, kendisine kadar herkesi zaman zaman tenkit etmiştir. Fakat on beş yıl onun hususî meclislerinde bulunanlar bilirler ki, Mustafa Kemal, İsmet Paşa'yı bütün arkadaşlarından daima üstün tutmuştur.
Onun zekâsına, faziletine, devlet idaresine güvenmiştir. Nice defalar:
"Çocuklar, Çankaya'da rahat ediyorsam, İsmet sayesindedir" demiştir.
Bu sözü duymayan Çankaya davetlileri parmakla gösterilebilir.
Mustafa Kemal ve İsmet, aralarındaki nisbet daima ayrıca muhakeme edilmek üzere, birbirlerini tamamlamışlardı.
Orada subay sıfatlı haydutlar vardı. Elleri tabancalarında idi. Fedayi ve kabadayı. Bunlar kızınca öldürmekle tanınmışlardı.
Benim için ya ölmek, ya bunlara emretmek lazımdı. Silahıma tutundum. Çadır alanında şiddet gösterdim. Sert davrandım.
Emirlerimi kendilerine geçirdim. En sonunda hepsine hükmettim.
Atatürk'ün Libya'da yaşadıkları hakkında Falih Rıfkı Atay'a anlattıkları...
Bilim ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişmesini idrak etmek ve ilerlemelerini zamanında takip etmek şarttır.
Bin, iki bin, binlerce sene evvelki bilim ve fen lisanının çizdiği düsturları, şu kadar bin sene sonra bugün aynen tatbike kalkışmak elbette bilim ve fennin içinde bulunmak değildir.
Atatürk'ün Samsun'da öğretmenlere yaptığı konuşmadan
