Ah zavallıcıklar!
Sizlere kim söyledi buralara gelesiniz diye?
Kim söyledi Anadolu alınırmış diye?
Varın, kanınıza girenlere sorun!
Ben yurdumuzu, haysiyetimizi ve istiklalimizi korudum. Vazifemi yaptım.
Atatürk'ün, 30 Ağustos Zaferi'nden hemen sonra hayatını kaybeden genç Yunan askerlerinin naaşları arasında gezerken söyledikleri.
Yunanlıların, Aydın vilayetinde Tahkik Komisyonu'nun dönmesinin ardından, tekrar Müslümanlar aleyhinde zulümlere ve baskılara başladıkları malumunuzdur.
Buna ek olarak. bu kere seçimleri fiilen engellemekte ve camii şeriflerin kapılarına kadar nöbetçiler yerleştirerek. Müslümanlara baskı yapmaktadırlar.
Bütün bu cinayetlerin ve hadiselerin maddi ve manevi mesuliyetinin, Yunan vahşet ve baskılarına karşı destekleyici bir hoşgörülü siyaset takip eden ve Aydın vilayetini bu hunhar kavimden kurtararak meşru ve asıl sahibine vermeyen İtilaf devletlerine ait olduğunu ilan eylemeyi vatani ve milli bir borç sayarım.
Atatürk'ün ABD, İngiltere, Fransa ve İtalya siyasi temsilcilerine gönderdiği telgraf
Asıl eleştiriye layık olanlar bittabi bizim devlet reisimiz ve bilhassa devlet adamlarımızdır.
Türk ordusunun aciz ve kabiliyetsiz olduğu kanaatiyle, o heyeti, ayaklarına kadar giderek ve rica ederek memleketimize davet edenler onlardı.
Bu heyete Türk milletinin kabiliyetsizliğinden ve beceriksizliğinden açık olarak bahsedilmiş, kendilerine adeta gelip bizi adam etmeleri teklif olunmuştur.
Atatürk'ün 1926 yılında Hakimiyet-i Milliye gazetesinde yayınlanan 1. Dünya Savaşı hatıralarından..
Enver Paşa'nın Alman Heyetini ve komutanlarını Osmanlı'ya davet etmesi hakkında söyledikleri
Tekkeler mutlaka kapanmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti, her şubede yol gösterecek kudrete sahiptir. Hiçbirimiz tekkelerin yol göstermesine muhtaç değiliz.
Mukaddes topraklarımızı çiğneyerek Ankara'ya girmek ve memleket bağımsızlığının fedakar muhafızı olan ordumuzu imha etmek isteyen Yunan ordusu yirmi bir gün devam eden pek kanlı muharebelerden sonra Hakk'ın yardımıyla mağlup edilmiştir.
Atatürk, Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanıldığını millete beyan ediyor.
19 Eylül 1921 günü Mustafa Kemal'e TBMM tarafından Gazilik unvanı ve Mareşallik rütbesi verilmiştir.
