Tarihin en karanlık günlerinde sihirli kalemiyle daima Türk milletinin hakkını teyit ve müdafaa etmiş olan büyük üstad için, Türk milletinin beslediği derin, sarsılmaz sevgi hislerine, Kurtuluş Savaşı'nda şehit düşen erkeklerimizin yetim bıraktığı kızlarımız tarafından gözyaşları arasında dokunmuş olan bu halı tanıklık edecektir.
Atatürk'ün, Ankara Anlaşması'ndan sonra ünlü eşcinsel Fransız yazar Pierre Loti'ye yazdığı mektup. Kendisine mektupla beraber bir de halı hediye edilmiştir.
Pierre Loti, Fransa'nın en büyük gazetelerinde daima Türkleri savundu ve haklı olduklarını ispatlayarak yazılar yazdı. 1913 yılında Turquie Agonisante (Can Çekişen Türkiye) adlı kitabında yine Türkiye'yi savundu.
Ankara Anlaşması (20 Ekim 1921), TBMM ve Fransız Hükûmeti arasında imzalandı. Bu anlaşmayla Türk millî emellerinin haklılığı ilk defa olarak İtilaf devletlerinden birisi tarafından da resmen haklı görüldü ve onaylandı.
Ankara Anlaşması ile İtilaf Devletleri Cephesi bozuldu ve yeni Türk Devleti, Fransa tarafından tanındı. Bu anlaşma sonunda Güney Cephesindeki savaş resmen sona erdi ve Türkiye'nin Güney sınırı belirlendi.
İstanbul'da Eyüpsultan ilçesindeki Pierre Loti Tepesi ismini bu yazardan alır ve 1934 yılında Pierre Loti Tepesi olarak değiştirilmişti.
Kozan'da birçok Türk'ün kiliseye doldurulduğu tespit edildiği, Feke ilçesinin 80 Ermeni tarafından sarıldığı bildiriliyor, ayrıca Saimbeyli'ye az zamanda takviye yetiştirilmediği takdirde Türklerin sonunun fena olacağı, bu sebeple genel tedbirlerin acele olarak alınması ve Saimbeyli civarında Ermeniler üstün olduğundan Aziziye'den (Pınarbaşı) süratle tertiplenecek bir milli müfrezenin bu bölgeye gönderilmesi ve buradaki kıtaların da milli kıyafetle olaylara iştirak ettirilmesi ve Binbaşı Kenan Bey'in (Kozanoğlu Doğan Bey) derhal Develi'ye hareket ederek bu işleri düzenlemesi ve aynı zamanda bu hareketler sırasında yağma vesaire yapılmaması ve silahlı olmayan Ermenilere hiçbir sebeple taarruz edilmemesi isteniyor.
Atatürk'ün, Sivas'ta bulunan 3. Kolordu Komutanlığı'na gönderdiği telgraf
11 Haziran 1920'de sabahleyin, Hacıbayramkapısı'ndaki İslam mahallelerine hücum eden Ermeni göçmenleri, bütün İslamları cebren evlerinden sürüp çıkararak bütün eşyalarını gasp etmişlerdir. Neye uğradıklarını bilemeyen İslamlar, Kahyaoğlu Çifliği ve Küçükdikili yoluyla göçe mecbur olmuşlardır.
11 Haziran öğleden sonra saat üçte, bu biçare ahali yolda Kahyaoğlu Çiftliği'ne vardıklarında, otuz silahlı Ermeni'den meydana gelen bir çetenin taarruzuna uğrayarak, bütün erkekler bir eve, kadınlarla çocuklar diğer bir eve doldurulmuş, kırk üç erkek, yirmi bir kadın ve miktarı tespit edilemeyen çocuklar kamadan geçirilmişlerdir.
Ayrıca, dördü erkek ve on sekizi kadın olmak üzere yirmi iki yaralı vardır. Kadınların kollarını ve kulaklarını kesmek suretiyle bilezik ve küpelerini almışlardır.
Atatürk'ün General Gouraud'a yolladığı mektup.
Kahyaoğlu Katliamı, 11 Haziran 1920'de Adana'nın Yeşiloba ilçesinde en az 64 sivilin Ermeniler tarafından öldürüldüğü katliamdır. Katliam, Kaç Kaç Olayı sırasında gerçekleşti. Kaç Kaç Olayı, 1919-1922 yılları arasında Türkiye'nin çeşitli yerlerinde yaşanan Ermenilerin Türklere karşı gerçekleştirdiği saldırı ve katliamlar dizisidir.
Kahyaoğlu Katliamı'nda, Adana'dan Toros Dağlarına kaçmak isteyen 150 kişilik bir kafile, Karaisalı ve Belemedik arasında, Yeşiloba Tren İstasyonu civarında Ermeniler tarafından durduruldu. Esir alınan siviller Kahyaoğlu Çiftliğine götürüldü. Kadınlar ve çocuklar farklı bir bölüme, erkekler farklı bir bölüme dolduruldu, elleri bağlandı ve kurşuna dizildiler.
Bazı kurbanlar süngüler ile öldürüldü. Olaylar sırasında birçok kadına tecavüz edildi. Katliam, Ermeniler bir silah sesinden sonra Türklerin geldiğini zannedip dağılınca sona erdi.
General Gouraud, Çanakkale Savaşı sırasında Fransız birliklerinin komutanıydı. Sonrasında Suriye ve Güney Anadolu'da “Yüksek Komiser ve Fransız Kuvvetleri Komutanı” olarak atandı ve bunun yanı sıra Fransızların Doğu Orduları ve İşgal kuvvetleri Komutanı idi.
Demokrasi, memleket aşkıdır, aynı zamanda babalık ve analıktır.
Demokrasi hakkında
Vatandaş İçin Medeni Bilgiler kitabı için Atatürk'ün el yazısıyla yazdığı taslaktan
Kitapların cansız teorileriyle karşı karşıya gelen genç zihinler, öğrendikleriyle memleketin hakiki vaziyet ve menfaatları arasında irtibat yapamıyorlar.
Yazarların ve teorisyenlerin bir taraflı dinleyicisi vaziyetinde kalan Türkiye'nin çocukları hayata çıktıkları zaman bu irtibatsızlık ve intibaksızlık yüzünden tenkitçi, kötümser, milli şuur ve disipline riayetsiz kitleler teşkil ederler.
Atatürk'ün 26 Ocak-2 Mart 1931 yılında yaptığı yurtiçi gezisinden notları.
