Paris'ten alınan sağlam malumatla, başlangıçta Clemenceau'nun, Kuvayi Milliye'den ürkerek tamamen lehimize döndüğü ve fakat tahminen bir buçuk ay evveli Sivas'tan geçen bir zatın verdiği raporda, Kuvayi Milliye'nin bir blöf şeklinde gösterilmiş olmasından dolayı, Clemenceau'nun, eski Türk ve Müslüman düşmanlığını gösterdiği ve meylettiği bildirilmektedir.
Dolayısıyla asayişin tamamen muhafazası ve her fırsattan istifade ederek Kuvayi Milliye'nin azamet ve sağlamlığının dosta düşmana gösterilmesi ehemmiyetle tavsiye kılınır.
Blöf değilmiş sanırım :)
Atatürk'ün Reşat Paşa'ya telgrafı
Biz bu milleti, bugünkü şeklinden daha yüksek mertebelere çıkarmakla mükellef adamlarız.
Bu yükseliş, yalnız ve yalnız meydan muharebelerinde kazandığımız şereflerle olamaz. Bu, buna kafi değildir.
Asıl yükseliş iktisat sahasında yükseliş olacaktır.
Atatürk'ün plağa kaydedip Celal Bayar'a hediye ettiği konuşmasından...
Celal Bayar bu plağı 'Atatürk İnkılap Müzesi'ne hediye etmişti. Plak halen müzede camekan içinde durmakta ve yanında, üstünde 'Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal'in Mahmut Celal Bey'e armağanı; 1934 yazılı matbu bir kağıt görülüyor.
Plak bir gramofona yerleştirilip çalındığı zaman Atatürk'ün malum gür sesi duyuluyor.
Plağı dinlemek için tıklayın:
Biliyorsunuz, ben Makedonyalıyım. Selanik'te çocukluğumdan beri milletinizin çocuklarıyla tanıştım, dostluk ettim. Onlardan da aynı karşılığı gördüm ve şunu da sezdim ki, her iki milletin çocuklarında birbirlerine karşı daha fazla ve daha özel mahiyette bir yakınlık ve sokulganlık vardır.
Demek istiyorum ki, daha o yaşlardan beri milletinize muhabbetim vardır. Bu tabii eğilime bakarak her iki milletin daima birbirine yakın dost olmasını ve öyle kalmasını daha gençliğimden düşünmüştüm.
Daha sonra hadiselerin zorlaması dolayısıyla ayrı ayrı saflarda bulunduğumuz zamanlarda dahi, fırsat çıktıkça temas ettiğim subaylarınıza, bu ayrılığın geçici olduğunu, esasta, dikkatle bakılacak olursa bu iki milletin birbirine dost olması her ikisinin de büyük ve hayati menfaatları gereği bulunduğunu, zamanla bu hakikatin anlaşılacağını ve bu dostluğun kurulacağını ve daima buna çalışmanın uygun olacağını söylemişimdir.
Atatürk'ün Yunanistan elçisi Metaksas'la yaptığı görüşmede söyledikleri.
Doğruluk, metanet ve nefisten fedakarlık zafere ulaştırır.
Tanrı, sadece insan toplumunun zirvesidir.
Atatürk'ün Vossiche Zeitung gazetesi muhabiri, yazar Emil Ludwig'le yaptığı söyleşiden.
