Yıllar
Konular
Favoriler

Türk, Bulgar aynı köken olan Orta Asya yaylasından gelmiş, aynı kanı muhafaza etmiştir. Daha o zamanlar bu noktayı en özlü Bulgarlara söylemişimdir.

Bunlardan tarih cereyanlarını, insanlık safhalarını takip etmiş. anlamış olanlar beni teyit etmişlerdir.

Bulgaristan'da yaşadıkça onlara sevgim arttı.

Size son sözüm, Bulgaristan'a gidiniz. Onları seveceksiniz. Samimi görüşünüz ve hatırlatınız ki ben, 1913'de Sofya'da bulunmuş, kan kardeş Bulgarlarla yüksek dostluk yapmış adamım.

Mustafa Kemal Atatürk - 22 Temmuz 1930
Buraya tıklayarak sayfayı yenileyin ve her yenilediğinizde Atatürk'ün bir başka sözüyle karşılaşacaksınız
X

Hakkı Tarık Bey anlatıyor:

22 Temmuz saat 21. Gazi Hazretleri'yle bir sofradayız. Ben bir gece evvel Gazi'ye günün halleri ve haberleri olarak hatırıma gelenleri arz ederken Sofya Gazeteciler Cemiyeti'nden Matbuat Cemiyeti'ne gelen bir davetten bahsetmiştim.

Sofya Gazeteciler Cemiyeti, Bulgar Gazetecileri Federasyonu namına, Matbuat Cemiyeti'nden bir heyeti Bulgaristan'ı ziyarete ve kendilerinin misafiri olmaya çağırıyorlar.

Gazi Hazretleri hu gece kendilerine arz ettiğim hu malumatı dinledikten sonra bütün sofra halkını muhatap kılarak bu sözleri söyler.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 23. Cilt, s.326

Tevhidi tedrisat mı istemiyorsunuz? Bu millet okul yapmayacak mı? Şimdiye kadar geri kalmamızda en büyük etkenin ne olduğunu bilmiyor musunuz? Hayır medreseler açılmayacak!

Mustafa Kemal Atatürk - 18 Eylül 1924

Atatürk'ün Rize ziyareti sırasında kendisinden medreselerin açılmasını isteyen müftülere verdiği cevap

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 17. Cilt, s.24

Tarihin inkar ve itiraz kabul etmez hakikatlerindendir ki, Antakya, İskenderun ve havalisinde bugün oturmakta bulunan Türkler oraların en aşağı kırk asırlık sahip ve sakinleridir.

Şu iman dolu bekleme günlerinde bu tarihi hakikati hatırlamak ne kadar zevkse, hatırlatmak da o kadar vazifedir.

Mustafa Kemal Atatürk - 9 Ekim 1936

"Tarihten Bir Yaprak, Bir Türk Camiasının Adı" başlıklı makale Atatürk tarafından yazdırılmış ve İsmail Müştak Mayakon imzasıyla 10 Ekim 1936 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde yayınlanmıştı.

O günün gazete sayfasına ulaşmak için tıklayınız.

O döneme kadar bölgeye İskenderun ve Antakya deniyordu. Hatay ismini 1936 yılında bizzat Atatürk verdi.

Atatürk makalede Hatay'daki Türklerin o bölgeye yüzlerce yıl önce Çin'in kuzeyinde "Hatay" adı verilen bölgeden geldiğini yazıyor ve Hatay ismini de bu nedenle uygun görüyor.

Afet İnan anlatıyor:

Montrö'de Boğazlar meselesi konuşulmaya başlandığı zaman, ben de Cenevre'de idim. Son oturumlarda baktım kritik birtakım şeyler var. İstanbul'a dönecektim. Tevfik Rüştü Aras endişeli bir durumda idi. Anlattı bana durumu. Bazı meselelerde tam anlaşma olmamıştı.

Gelişim bir iki gün sürdü. Geldiğim zaman baktım Atatürk gayet neşeli. Halbuki Montrö'de pek iyi havadisler yoktu. Tevfik Rüştü Bey böyle anlattı dedim.

Atatürk 'Yok!' dedi, 'O mesele bitti artık!' Hakikaten 20 Temmuz'du işte, ben geldiğim anda anlaşma imzaya girmiş.

Ben birdenbire 'Aman, çok memnun oldum! Artık bir dış mesele kalmadı!'

Atatürk 'Hayır!' dedi, 'Var, mühim bir meselemiz var! Şimdi İskenderun ve Antakya meselesi var! Bunun üzerinde duracağız.

Ben şaşırıp kaldım: Ne olacak? diye sordum.

Alacağız dedi...

İşte Hatay meselesi o günden sonra (21 Temmuz 1936) konuşulmaya başlandı.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 28. Cilt, s.297

Ordularımız 9 Eylül 1922 sabahı İzmir'imizi ve yine 9 Eylül 1922 akşamı Bursa'mızı muzafferen kurtardılar.

Akdeniz, askerlerimizin zafer teraneleriyle dalgalanıyor.

Asya imparatorluğuna yeltenen küstah bir düşmanın muharebe meydanlarına gelmek cesaretinde bulunan ordu kumandanları ile kumanda heyetleri, günlerden beri Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetinin harp esiri bulunuyorlar.

Mustafa Kemal Atatürk - 12 Eylül 1922

Atatürk'ün, İzmir'in kurtuluşundan 3 gün sonra millete beyannamesi.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 13. Cilt, s.274

Lozan Konferansı'na delegelerimiz gitti. Konferans devam ediyor. İnşallah arzu ettiğimiz neticeyi alacağız.

Gerçi düşmanlarımız çok çetindir. Memleketimizi bir sö­mürge haline getirmeye uğraşıyorlar.

Fakat bu defaki delege heyetimiz her vakit kar­şılarına çıkanlar gibi değildir. Neticeyi emniyetle bekleyelim.

Bu hususta hayatımıza kastetmekte inat edilecek olursa ordularımız hukukumuzu müdafaaya daima hazırdır.

Mustafa Kemal Atatürk - 16 Ocak 1923

Arifiye'de halka yaptığı konuşmadan

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 14. Cilt, s.260

Veritabanında
717 söz
bulunuyor.
Arama
Görüş Bildir

ve Arasında