Medeniyetin esası, ilerleme ve kuvvetin temeli aile hayatındadır. Bu hayatta fenalık, muhakkak toplumsal, iktisadi, siyasi acze sebep olur.
Aileyi teşkil eden kadın ve erkek unsurların tabii haklarına sahip olmaları, aile vazifelerini idareye muktedir bulunmaları gereklidir.
Atatürk'ün 30 Ağustos'un 2. yıldönümünde Dumlupınar'da yaptığı konuşmadan.
Önemle belirtmem gerekir ki bu söz bazı gerici çevreler tarafından ne yazık ki çarpıtılıyor ve sanki Atatürk homofobik veya LGBT karşıtı izlenimi verilmek isteniyor.
Atatürk burada aileyi oluşturan kadın ve erkeğin eşit olması gerektiğini, eşit haklara sahip olmasını gerektiğini ima ediyor.
Aile hayatındaki fenalıktan kastı ise kadınların haklarının çiğnenmesi ve 2. plana atılmaları.
Yoksa kimsenin aile kurmaması veya farklı bir cinsel yönelime sahip olması kimsenin aile kurmasına engel olmaz veya ailesini etkilemez. Zaten iyi bir aile, her bireyine görüşü veya yönelimi ne olursa olsun kanat gerer ve destek olur.
Silahlarımızın elde ettiği zaferi barış işlerinde de, bilhassa eğitimde, ekonomide, sanayide dahi kazandığımız vakit büyük milletimizin takdir ve teveccühüne liyakat gösterdim diyebileceğim.
Bundan sonra o yeni zaferler için çalışmak en kutsi borcumdur.
Atatürk'ün Bursa'da yayınlanan "Millet Yolu" gazetesine verdiği röportaj.
Japonlar zaten cengaver bir millettir. Memleket, 800 sene derebeylik içinde geçti. En çok sevdikleri harptir. Onlarda da şehitlik inancı umumidir.
Tabiat önünde insan bir hiç, ama hiç!
Bu okulun tarihsel görevi oldukça büyüktür.
Hukuk memurları yetiştirmekten çok; bugünkü yönetim şeklimizin, inkılabın, Cumhuriyet’in esaslarını tespit ve bu esasları bilimsel şekilde aydınlatabilecek “Cumhuriyet hukukçuları” yetiştirmek olacaktır.
Bu okuldan çıkacak hukukçular, Cumhuriyet ve Milliyet devrinin yeni söz sahibi kişileri olacaktır.
Ankara Hukuk Fakültesi Hakkında
Atatürk'ün not defterinden
