Yıllar
Konular
Favoriler

Zavallı Talat Paşa, kendisinin bir çapkın Ermeni kurşunuyla Berlin sokaklarında yere serildiğini işittiğim zaman ne kadar üzülmüştüm

Mustafa Kemal Atatürk - 1926
Buraya tıklayarak sayfayı yenileyin ve her yenilediğinizde Atatürk'ün bir başka sözüyle karşılaşacaksınız
X

Atatürk'ün 1926 yılında Hakimiyet-i Milliye gazetesinde yayınlanan 1. Dünya Savaşı hatıralarından..

1914-1919 yılları arasında Atatürk'ün yazdığı bu notlar, 1926 yılında Hakimiyet-i Milliye gazetesinde yayınlandı.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 3. Cilt, s.20

Bizans'ın son günlerinde, Fatih'in teslim davetine karşı: "Allah'ın bana bir emaneti olan bu memleketi, ancak Allah'a teslim ederim" diyen son Rum kayzerinin tahtına varis bir hanedandan gelen bugünkü halife ve sultanın hükümeti, esir olmamak isteyen milleti kendi eliyle bağlayarak düşmanlara teslim etmeye çalışıyor.

Mustafa Kemal Atatürk - 4 Şubat 1921

Atatürk'ün Tevik Paşa'ya yolladığı telgraf.

Atatürk, burada Fatih'in İstanbul'u fethettikten sonra kendisini "Roma İmparatoru" ilan etmesine vurgu yapıyor.

Aynı zamanda padişah ve ona bağlı hükümetin ihanetine dikkat çekiyor.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 11. Cilt, s.31

Büyük zafer büyük milletimizin sönmez hürriyet ve bağımsızlık aşkından ve ba­şında Zatı Devletleri bulunmuş olan kahraman ordumuzun kendine has fedakarlıklarından doğmuştur.

Tren şebekemizin Sıvas'a varması münasebetiyle bu sahada da elde edilen parlak muvaffakiyet, milletin yüksek idrak ve kabiliyetinin ve reisi bulunduğunuz hükümetin takdire layık mesaisinin eseridir.

Hakkımda gösterdiğiniz muhabbetkar hislere teşekkür eder ve muvaffakiyetten dolayı Zatı Devletleriyle muhterem mesai arkadaşlarımızı tebrik eylerim.

Mustafa Kemal Atatürk - 1 Eylül 1930

Sivas Demiryolunun açılışı nedeniyle İsmet Paşa'ya gönderdiği telgraf.

Cumhuriyet Türkiye’si, Osmanlı Devleti’nden yalnızca 4138 km demiryolu devralmıştır. Bu demiryollarının çok büyük bir kısmı ise, uzun süren savaşların verdiği tahribat, maddi imkânsızlıklar ve teknik personel yetersizliği gibi nedenlerle bakıma muhtaç durumdadır. Demiryollarının büyük bir kısmı, yabancı sermayenin elinde olduğundan Türkiye Cumhuriyeti kuruluş yıllarından itibaren özellikle demiryolu politikasına büyük bir önem vermek zorunda kalmıştır.

Osmanlı'da, Demiryolları emperyalist devletler tarafından, çıkarlarına uygun olacak şekilde, kıyılardan içerilere doğru döşendiğinden Osmanlı toprakları kolayca işgal edilmiştir. Anadolu insanı, demiryolu işletmeciliğinden bilinçli olarak uzak tutulmuştur. Demiryollarının yöneticileri ve kilit personeli yabancı olup, işletme dili Fransızca’dır. Yabancı şirketler trenlerdeki makinist, biletçi, kontrolör gibi elemanları Rum ve Ermeni azınlıklardan seçmişlerdir. Ödemeler dahi Frank ile yapılmaktadır.

Milli Mücadele’nin başlangıç döneminde yeterli sayıda vagon ve lokomotif de yoktur. Bu nedenle teknik bakımdan büyük sıkıntılar çekilmiş, arızalar zamanında giderilememiş, bu olumsuzluklara yakıt, yedek parça tedarikindeki zorluklar eklenmişti.

Lord Kinross "Bir Milletin Yeniden Doğuşu" isimli kitapta şöyle anlatır:

"İsmet Paşa, sıkı bir devlet denetimi sisteminden yana olmasına karşın, ekonomik sorunlarla pek ilgilenmez, özellikle siyasi konularla ve askeri strateji ile uğraşırdı. Büyük Savaş ve Kurtuluş Savaşı boyunca hep ulaştırma eksikliğini düşünüp durmuştu. Bu yüzden en çok önem verdiği iş, demiryolu yapımı oldu."

17 Şubat 1923'de, İzmir İktisat Kongresi'nde Atatürk şöyle der:

"Memleketimizi bundan başka trenler ile ve üzerinde otomobiller çalışır şoselerle şebeke haline getirmek mecburiyetindeyiz. Çünkü Batı'nın ve cihanın vasıtaları bunlar oldukça, trenler oldukça, vapurlar oldukça, bunlara karşı deve ile merkepler ve kağnı ile ve tabii yollar üzerinde müsabakaya çıkışmanın imkanı yoktur."

Mustafa Kemal, ülkenin demir ağlarla örülmesini, “bir karış fazla şimendifer” parolasıyla “milli vahdet, milli mevcudiyet, milli istiklal meselesi” olarak görmüştür.

Cumhuriyet Hükümeti Ankara'yı başkent seçtiğinde, yeni hükümet merkezinin İstanbul, İzmir, Aydın, Konya, Eskişehir, Adana gibi şehirlerle bağlantısı olup, ülkenin diğer bölgeleri ve Sivas, Samsun, Erzurum, Kayseri, Malatya, Diyarbakır gibi önemli şehirleriyle demiryolu bağlantısından tamamen yoksundu. Halbuki hükümet merkezinin önemli şehirlerle demiryolu bağlantısı ilk akla gelen zorunluluktu.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 24. Cilt, s.260

Üçüncü Ordu Müfettişi Cevad Paşa'yı telgraf başına çağır. Depremde yaralanmış vatandaşlarımızı hemen ordu sağlık kurulları bakım altına alsın.

Evi yıkılmış vatandaşlara ordu çadırları verilsin. Ordu gezgin fırınları hemen deprem bölgesine gönderilip halka ekmek pişirmeye başlasın.

Erzurum Valiliği ile sıkı bir işbirliği kurulsun ve gelişmelerden beni haberdar etsin

Mustafa Kemal Atatürk - 1924

Mustafa Kemal ve beraberindekiler Hamidiye Kruvazörü'yle Trabzon'a ulaştıkları an çok tatsız bir haberle karşılaştı. Erzurum'da büyük bir deprem olmuştu.

Sahil Bozok anlatıyor:

"Erzurum'da bir deprem olmuş, evler çökmüş, insanlar ölmüştü... Yıkıntı büyüktü...

Mustafa Kemal Paşa hemen Samsun'a dönüleceği ve oradan Erzurum'a geçileceği emrini verdi. O akşam içki içilmedi."

Mustafa Kemal sonra telsizle görseldeki emri yolladı.

"Erzurum'a ulaşınca Mustafa Kemal Paşa, çadırları bir bir gezdi; hastalan, yaralıları yokladı, ço­cuklarla ilgilendi.

1924'de meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki deprem, 60 vatandaşımızın canına mal oldu. Erzurum'a Türkiye'nin her yerinden yiyecek, kıyafet ve para yardımı gönderildi.

İstanbullu bir kitapçı, İbrahim Hilmi Bey ise depremzede çocuklar için 1000 adet kitap yolladı! Bunun üzerine Mustafa Kemal kendisi bizzat kitapçıya telgraf yolladı ve teşekkür etti.

Atatürk, deprem sıkıntısını 1902 yılında yaşamıştı. O yıl Temmuz ayında Selanik'te 6.6 büyüklüğünde bir deprem oldu. Atatürk, İstanbul'daydı.

Çok sayıda ölü ve yaralı olduğu haberleri geliyordu ve Atatürk annesine ve kız kardeşine ulaşamıyordu. Telefon veya telgraf yoktu.

Neyse ki 1 hafta sonra depremde şehir merkezinde can kaybı olmadığı anlaşıldı.

Atatürk de deprem endişesini yaşamıştı.

1. görsel, Mustafa Kemal, Erzurum Vilayet Konağı'ndan çıkarken (9 Ekim 1924)

2. görsel, Mustafa Kemal Pasinler'de depremzedelerle beraber (2 Ekim 1924)

Kaynak: İsmet Bozdağ - İki Aşk Arasında Atatürk s.157

Uluslar, egemenliklerini geçici bile olsa, bırakacağı meclislere dahi gereğinden fazla inanmamalı ve güvenmemelidir.

Çünkü meclisler bile despotluk yapabilir ve bu despotluk bireysel despotluktan daha tehlikeli olabilir.

Meclislerin öyle kararları olabilir ki, bu kararlar ulusun yaşamına giderilmesi olanaklı olmayan zararlar verebilir.

Mustafa Kemal Atatürk - 15 Ocak 1923

Atatürk'ün Eskişehir Mutasarrıflık Dairesi'nde yaptığı konuşmadan

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 14. Cilt, s.253

Veritabanında
718 söz
bulunuyor.
Arama
Görüş Bildir

ve Arasında