Evet, çok şeyler yapacaksınız; fakat yapacağınız şeyler korkarım ki memleketi çıkılmaz bir girdaba sokmaktan başka bir şeye yaramayacaktır.
Eğer ben ve benim gibi düşünenler o gün hayatta bulunursak, sizin bugünkü sözlerinizi takdir ile yad etmeyeceğiz; temenni ederim ki bizi çıkılmaz zorluklar içinde terk etmeyesiniz
Atatürk'ün ordunun Alman askeri kontrolüne verilmesine karşı çıkması ve 1. Dünya Savaşı'nı Almanların kazanması ihtimalinin düşük olduğunu belirtmesine karşılık Hafız Hakkı Paşa'nın "Kemal. Kemal, bizi rahat bırak, sonra vicdanen sorumlu olursun; biz öyle şeyler yapacağız ki neticesinden sen de memnun olacaksın. dünya da hayrette kalacaktır" sözlerine verdiği yanıt.
1914-1919 yılları arasında Atatürk'ün yazdığı bu notlar, 1926 yılında Hakimiyet-i Milliye gazetesinde yayınlandı.
Türkiye Cumhuriyetinde kimsesiz bir birey yoktur. Cumhuriyet, böyle bir kavramı asla kabul edemez.
İnsan hakları, yasalarımızın güvencesi altındadır. En güçsüz ve en kimsesizlerin yardımcısı devlet ve onun kamu hukuku temsilcileri olan Cumhuriyet Savcılarıdır.
Kendilerini kimsesiz görenlerin, yanlarında her an haklarını aramakla görevli Cumhuriyet Savcıları bulunduğunu asla unutmamaları ve bundan emin olmaları gerekir.
Atatürk'üm Cumhuriyet savcılarına seslenişinden.
Lozan'da doktora yaptıktan sonra Atatürk tarafından "Hukuk Reformu yapmakla" görevlendirilen Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, savcılar için "Cumhuriyet Savcısı" unvanının isim babasıdır.
Atatürk'ün huzurunda "Hukuk Reformu" için fikir fırtınası yapılırken, Mahmut Esat Bozkurt çok tepki alır ve sıkıştırılır:
"Neden sadece savcılara Cumhuriyet Savcısı denilir?
- Cumhuriyet Başbakanı,
- Cumhuriyet Bakanı,
- Cumhuriyet Müsteşarı,
- Cumhuriyet Valisi,
- Cumhuriyet Büyükelçisi olmuyor da,
Neden Cumhuriyet Savcısı?
Savcılara neden bu imtiyaz?
Atatürk, Bozkurt'a "Ne diyorsun?" diye sorar.
Bozkurt'un cevabı çok net olur:
"Çünkü öyle zaman olur ki, cumhuriyeti korumak için başbakandan, bakandan, müsteşardan, validen, büyükelçiden bile hesap sormak gerekebilir. İşte o hesabı soracak olan Cumhuriyet Savcısı'dır."
Atatürk, gülümseyerek hoşnut kaldığını belli eder. "Devam et Bozkurt" der.
Cumhuriyet Savcısının bu cumhuriyeti korumak ve kollamak yetkisi hukuk reformuna ve Atatürk'ün yorumuna kadar uzanır.
İnkılaplar, insanlığı olgunluğa götüren büyük ve kurtarıcı araçlardır.
Kanunlarımız, hukuk bilgimiz, çağımızın en medeni ilkelerinin bir ifadesi olan inkılabımızın yaptırımı olmalıdır ve olacaktır.
Efendiler; ben de bazı arkadaşlarım gibi Batı milletlerini, bütün dünyanın milletlerini tanırım.
Fransızları tanırım, Almanları, Rusları ve bütün dünyanın milletlerini şahsen tanırım ve bu tanışmam da harp sahalarında olmuştur. Ateş altında olmuştur. Ölüm karşısında olmuştur.
Yemin ederek size temin ederim ki, bizim milletimizin manevi kuvveti bütün milletlerin manevi kuvvetinin üstündedir.
Atatürk'ün Büyük Millet Meclisi'nde yaptığı konuşma
Bence bir milletin doğrudan doğruya hayatıyla, yükselmesiyle, düşkünlüğüyle alakadar olan en mühim etken, milletin ekonomisidir.
Bu, tarihin ve tecrübenin tespit ettiği bir hakikattir.
Bu hakikat bizim milli hayatımızda ve milli tarihimizde de tamamıyla görünmektedir.
Türk tarihi incelenirse birçok sebeplerin başında bütün yükselme ve çökme sebebinin ekonomi meselesinden başka bir şey olmadığı anlaşılır.
Bu münasebetle diyebiliriz ki, Türkiye Cumhuriyeti'ni layık olduğu mertebeye çıkarabilmek için ekonomimize birinci derecede önem vermek lazımdır; zamanımızın bir ekonomi devri olduğu düşünülürse bu önemin derecesi kolaylıkla meydana çıkar.
