Yıllar
Konular
Favoriler

Ümit

Kelime, "umut" şeklinin incelmişidir.

Etimolojik şekli:

(um + ut)

um: Köktür; burada "arzu, talep, emel, intizar, bekleme, gözetme" anlamları­nadır.

ut: Sahip, haiz manasına köktür.

Um + ut = umut: Arzunun, talebin, emelin, intizarın, beklemenin, gözetmenin kendisidir.

"Um" kökünün işaret ettiğimiz anlamıyla şu sözlere de tesadüf ediyoruz:

I. Umaç = emel

II. Umu = arzu, bekleme

III. Umdı = arzu

IV. Umdu = talep, tamah

V. Ummak = beklemek, gözetmek

Mustafa Kemal Atatürk - 1935
Buraya tıklayarak sayfayı yenileyin ve her yenilediğinizde Atatürk'ün bir başka sözüyle karşılaşacaksınız
X

Atatürk'ün Ulus 4 Ekim-17 Aralık 1935 tarihleri arasında "Dil Hakkında Etimolojik ve Morfolojik Anket" başlığıyla yayınladığı yazısında "ümit" kelimesinin açıklanması

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 28. Cilt, s.39

Bir milletin kültürü arttıkça, bireysel özgürlüğün sahası genişler ve çoğalır. Mesela ilkel bir insanla, medeni bir insanın özgürlük ihtiyaçları aynı değildir.

İnsan cemiyetleri medenileştikçe; türlü şekilde, biribirinden ayrı ve müstakil bireysel özgürlükler meydana çıkar.

Mustafa Kemal Atatürk - 31 Ocak 1930

Özgürlük hakkında

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 23. Cilt, s.48

Türkiye Büyük Millet Meclisi ordularının kazandığı kati muzafferiyetin tabii neticesi olmak üzere vukuu yakın olan barış konferansında, Türkiye devleti yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti tarafından temsil olunur.

Mustafa Kemal Atatürk - 18 Ekim 1922

Atatürk'ün, Hamit Beyfendiye telgrafı

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 14. Cilt, s.25

9 Temmuz akşamı cepheye giderek vaziyeti inceledim.

Genel durum memnuniyet vericidir.

Yunanlılar için bozgun ve mağlubiyet zamanı gelip çatmış olup, çok geçmeden bunun fiili eserleri görülmeye başlayacaktır.

Mustafa Kemal Atatürk - 10 Temmuz 1920

Atatürk'ün İznik, İnegöl ve Yenişehir kaymakamlarına yolladığı telgraf

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 9. Cilt, s.34

Gerçi gayet geniş bir sınıra ve o sınır içinde muazzam bir imparatorluğa sahip bulunuyorduk. Fakat o sonsuz sınır içindeki insan kütleleri hiçbir vakit asli unsurun lehine bir mevcudiyet değillerdi; belki aleyhine.

Bu küçük unsur geniş bir sahaya dağılmaya ve hepsinin üzerinde bir baskı gibi bulunmaya, onları ve sınırları muhafazaya mecburdu. Yani bekçilik ediyordu.

Herhangi bir maddeyi gayet geniş bir sahada dağıttığımız zaman o madde yoğunluktan, kuvvetten mahrum olur. Fakat aynı unsuru kendisiyle, mevcudiyetiyle orantılı ebatta bir tabii muhite koyarsanız elbette daha yoğun ve kuvvetli olur.

Mustafa Kemal Atatürk - 22 Ocak 1923

Atatürk'ün Bursa Şark Sineması'nda halka yaptığı konuşmadan

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 14. Cilt, s.363

Veritabanında
717 söz
bulunuyor.
Arama
Görüş Bildir

ve Arasında