Les Partis Politiques Sous La III. Republique adındaki 540 sayfalık eserin 8 Temmuz 1923 tarihine kadar bir hafta zarfında Türkçeye tercümesine acil lüzum hasıl olmuştur.
Eser, 10 parçaya ayrılarak, aynı zamanda tercüme edilmek üzere arkadaşlara dağıtılmıştır. Zatıalinize de bir hisse takdim ediyorum.
Lütfen, belirtilen müddet zarfında tercümesiyle beraber iade buyurulmasını rica ederim.
Tercümede, mümkün mertebe aslından ayrılmamaya ve mürettiplerin okuyabilecekleri gibi açık ve okunaklı olarak temize çekilmesini de ayrıca rica ederim. Başta ve sonda eksik cümlelerin tercümesi daha sonra tamamlanır, Efendim.
Atatürk'ün, Reşit Saffet Atabinen'e yazdığı mektup.
Dikkatinizi çekerim, Atatürk bu kitapları, savaştan yeni çıkmış ve daha cumhuriyet bile kurulmamışken tercüme ettiriyor ve insanların okumasını sağlıyordu.
Reşit Saffet Atabinen, Atatürk'ün çok yakın bir arkadaşıydı ve dönemin en iyi Fransızca bilen aydınlarından biriydi. Kütüphanesinde yaklaşık 12.000 kitap bulunuyordu.
Bugün hala aktif olan Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu'nun da kurucusu Saffet Atabinen'di.
Kendisi aynı zamanda Lozan heyeti içinde yer almış ve Atatürk'ün büyük eseri "Nutuk'u" Fransızcaya çevirmişti.
Çeviri işte bittikten sonra "Artık çok daha mutluyum" dediği söylenir.
Mürettip: matbaada harfleri dizen kişi.
Kitabın Türkçe adı: Üçüncü Cumhuriyette Siyasi Partiler
Kitabın yazarı: Léon Ernest Jacques
Nerede ise şafak sökecek.
Yıllarca bu vatanın ufuklarında parlak bir güneşin doğmasını bekledim.
Bakalım bu sabaha...
Atatürk 1911 yılında Kolağası rütbesindeyken Selanik'de bulunan 38. Piyade Alayı Komutan vekilliğine tayin edildi.
Kısa zamanda 38. Alayı kolordu içinde örnek hâle getirdi Herkesçe anlaşılmıştı ki bu 30 yaşındaki kolağası, rütbelerin basit sınırları içinde kalacak ve ölçülecek bir kimse değildi.
Bir gece tatbikattan sonra Selanik'in doğusunda bulunan Karaburun'a doğru yürüyorlardı. Ufuk ağırmış ve güneş doğmak üzereyken Atatürk gökyüzüne bakıp bu sözleri söylemişti.
Güneş doğduktan sonra geceden kalma bulutların güneşi engellediğini görünce:
"Hayır, hayır! Beklediğim bu kara bulutlarla örtülü güneş değil. Ben bulutsuz, gölgesiz bir güneşin doğmasını bekliyorum ve bekliyeceğim" der.
Türk milletimiz eski ve şerefli bir millettir. Zaten Orta Asya'nın yüksek Altay yaylasında doğup yetiştiği için, kartalın meziyetlerini, uzak görüş, süratli uçuş ve bu ruhu barındıracak beden kuvvetini daha ilk başta kazanmıştır.
Esasen fiziki ya da zihinsel, sınırlayıcı hiçbir ortamda kalamaz.
Bu sebeple o yüksek merkezi doğum yerinin tecrit vaziyetine isyan etmiştir.
İşte o ilk Türkler sonra hem batıya, hem doğuya, her ikisine doğru ilerlemeye cesaret etti.
Atatürk'ün, Amerikan elçisi Scherril'le yaptığı konuşmadan...
Yeni Türkiye devletinin teşekkülünden evvel millet hiçbir vakit kendi tarihine, kendi hayatına, kendi refah ve saadet vasıtalarına sahip olamamıştı.
Hatta bu, kendisine düşündürülmemişti.
Sanki milletin vazifesi, herhangi bir padişahın hırs ve hevesini, herhangi bir serdarın geniş ve şaşaalı hayatını temin için sürüler halinde şuraya buraya gitmekten ibaretti.
Atatürk'ün Bursa Şark Sineması'nda halka yaptığı konuşmadan
Bireyler fikir sahibi olmadıkça, haklarını idrak etmiş bulunmadıkça, kitleler istenilen istikamete, herkes tarafından iyi veya kötü istikametlere sevk olunabilirler.
Kendini kurtarabilmek için, her bireyin geleceği ile bizzat alakadar olması lazımdır.
Atatürk'ün Ankara eşrafı ve ileri gelenleriyle konuşması.
