11 Haziran 1920'de sabahleyin, Hacıbayramkapısı'ndaki İslam mahallelerine hücum eden Ermeni göçmenleri, bütün İslamları cebren evlerinden sürüp çıkararak bütün eşyalarını gasp etmişlerdir. Neye uğradıklarını bilemeyen İslamlar, Kahyaoğlu Çifliği ve Küçükdikili yoluyla göçe mecbur olmuşlardır.
11 Haziran öğleden sonra saat üçte, bu biçare ahali yolda Kahyaoğlu Çiftliği'ne vardıklarında, otuz silahlı Ermeni'den meydana gelen bir çetenin taarruzuna uğrayarak, bütün erkekler bir eve, kadınlarla çocuklar diğer bir eve doldurulmuş, kırk üç erkek, yirmi bir kadın ve miktarı tespit edilemeyen çocuklar kamadan geçirilmişlerdir.
Ayrıca, dördü erkek ve on sekizi kadın olmak üzere yirmi iki yaralı vardır. Kadınların kollarını ve kulaklarını kesmek suretiyle bilezik ve küpelerini almışlardır.
Atatürk'ün General Gouraud'a yolladığı mektup.
Kahyaoğlu Katliamı, 11 Haziran 1920'de Adana'nın Yeşiloba ilçesinde en az 64 sivilin Ermeniler tarafından öldürüldüğü katliamdır. Katliam, Kaç Kaç Olayı sırasında gerçekleşti. Kaç Kaç Olayı, 1919-1922 yılları arasında Türkiye'nin çeşitli yerlerinde yaşanan Ermenilerin Türklere karşı gerçekleştirdiği saldırı ve katliamlar dizisidir.
Kahyaoğlu Katliamı'nda, Adana'dan Toros Dağlarına kaçmak isteyen 150 kişilik bir kafile, Karaisalı ve Belemedik arasında, Yeşiloba Tren İstasyonu civarında Ermeniler tarafından durduruldu. Esir alınan siviller Kahyaoğlu Çiftliğine götürüldü. Kadınlar ve çocuklar farklı bir bölüme, erkekler farklı bir bölüme dolduruldu, elleri bağlandı ve kurşuna dizildiler.
Bazı kurbanlar süngüler ile öldürüldü. Olaylar sırasında birçok kadına tecavüz edildi. Katliam, Ermeniler bir silah sesinden sonra Türklerin geldiğini zannedip dağılınca sona erdi.
General Gouraud, Çanakkale Savaşı sırasında Fransız birliklerinin komutanıydı. Sonrasında Suriye ve Güney Anadolu'da “Yüksek Komiser ve Fransız Kuvvetleri Komutanı” olarak atandı ve bunun yanı sıra Fransızların Doğu Orduları ve İşgal kuvvetleri Komutanı idi.
Ben evvela millete bu sözde rehberlerin hakiki cehaletini göstermeye çalıştım.
Atatürk'ün Marianne gazetesi muhabiri M. Herriot'la görüşmesi sıradına söyledikleri
Yeni esaslar ve yeni anlayışlar dairesinde bütün cihan ile en yeni münasebetleri tesis etmiş olan Türkiye Cumhuriyeti barış yolunda sarf olunan büyük gayretlerin gelişmesini derin bir alaka ile takip etmekte ve insanlığın en büyük ideali olan barışın lazım ve esaslı unsurlarını iyi niyetle imzalanan ve bilhassa doğrulukla tatbik edilen karşılıklı taahhütlere riayetin teşkil ettiği kanaatinde bulunmaktadır.
Atatürk'ün itimatnamesini sunan Fransa Büyükelçisi Kont De Chamrun'un nutkuna verdiği cevap
Maraş'ın Kayabaşı Mahallesi'nde sakin, Bitlis Defterdarı'nın eşi hanımın İslamların masum kanının haksız yere akıtılmasından ve birçok ocakların söndürülmesinden galeyana gelerek, hanesinden açtığı mazgaldan, dindaşlarımızı imha için İslam mahallelerine canavarca saldıran düşmanlarla vuku bulan çarpışmalara katılarak akşama kadar sekiz düşman telef etmeye muvaffak olduğu ve akşam üzeri erkek elbisesiyle ve tam bir yiğitlikle, ırzını muhafaza ve can kaygısıyla silahına sarılmış bulunan İslam mücahitleri sınıfına katılmakla fiilen çarpışmalara, girmekte bulunduğu bildirilmiştir.
Harp sahnelerinde bile kadınları erkekleriyle yarışan milletimizin fedakarlığı sayesinde mevcudiyetimizin muhafazasını ve bağımsızlığımızın kurtarılmasını hedef alan milli gayede muvaffak olacağımız hakkındaki sonsuz kanaatimizi, bu fedakarlık misali de takviye etmektedir.
Atatürk'ün Mudafa-i Hukuk Cemiyetlerine gönderdiği telgraf
İngiltere Hükümeti başbakanı Lloyd George'un, İstanbul ve Boğazların milletlerarası bir hale sokulmasına, Türk hükümetinin yeni merkezinin Anadolu'da olacağına ve İstanbulun yalnız hilafet merkezi ve dini bir payitaht olarak kalacağına dair Barış Konferansı'na tekliflerde bulunacağı gazetelerde görüldü.
Milli ananelerimize ve dinimize aykırı olan böyle bir kararın milletimizce asla kabul edilemeyeceği tabiidir.
Temsilcilere bu konuda şiddetli protestolarda bulunulması rica olunur.
Atatürk'ün 3. Kolordu Komutanlığı'na telgrafı
