1919 senesi Mayıs'ının 19. günü Samsun'a çıktım. Genel vaziyet ve manzara:
Osmanlı devletinin dahil bulunduğu grup, Harbi Umumi'de mağlup olmuş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir mütarekename imzalanmış.
Büyük Harbin uzun seneleri zarfında, millet yorgun ve fakir bir halde. Millet ve memleketi Harbi Umumi'ye sevk edenler, kendi hayatları endişesine düşerek, memleketten firar etmişler. Saltanat ve hilafet mevkiini işgal eden Vahdettin, soysuzlaşmış, şahsını ve yalnız tahtını temin edebileceğini tahayyül ettiği alçakça tedbirler araştırmakta.
Damat Ferit Paşa'nın riyasetindeki kabine; aciz, haysiyetsiz, korkak, yalnız padişahın iradesine tabi ve onunla beraber şahıslarını koruyabilecek herhangi bir vaziyete razı.
Ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta...
Nutuk, başlangıç paragrafı
Bu cennete düşman sokulur mu?
Atatürk, İzmir'in kurtuluşundan bir gün sonra İzmir'e girdi ve Kordonboyu'nda Salih Bozok'u beklemeye başladı.
Orası o anda bir savaş sahasından daha tehlikeliydi çünkü Ermeni fedaileri ortalığı ateşe vermişler, sağa sola rastgele bomba savuruyorlardı.
Salih Bozok anlatıyor:
Etrafımız ateş içinde idi. Ve Atatürk, parkta gezintiye çıkmış kadar sakin, denizi seyrediyordu. Bir aralık bana:
-Güzel memleket! dedi. Ve ilave etti:
-Bu cennete düşman sokulur mu?
Ben, onu bu ölüm yağmurunun altından uzaklaştırmaktan başka bir şey düşünemiyordum. Tehlikeyi anlatabilmek için:
-Paşam, dedim. Şimdi şu sokağın içinde bomba atan iki fedaiyi yakalayıp vurdular.
O gayet sakin eseflenip:
-Yazık, göremedik.
Cumhuriyet'imiz öyle zannolunduğu gibi zayıf değildir. Cumhuriyet bedava da kazanılmış değildir.
Bunu kazanmak için çok kan döktük. Her tarafta kırmızı kanımızı akıttık.
İcabında müesseselerimizi müdafaa için lazım olanı yapmaya hazırız.
Tercüman-ı Hakikat gazetesi başyazarı Hüseyin Şükrü Beye demeç
Bizim kanaatimizce milletlerarası siyasi emniyetin gelişmesi için, ilk ve en mühim şart, milletlerin hiç olmazsa barışı muhafaza fikrinde samimi olarak birleşmesidir.
Biz iktisadi genişliğin temelini de, ancak her milletin refahla yaşamaya ve ilerlemeye hakkı olduğunu kabul eden bir zihniyetle bütün milletlerin birlikte çalışmaları yolunun bulunmasında görüyoruz.
Atatürk'ün "TBMM 4. Devre, 2. Toplanmı Yılı Açılış Konuşması
Milletin esaretten kurtarılması, hakim ve bağımsız olarak topraklarımızda yaşayabilmesi ancak kararlı ve namuslu ellerin milleti kısa ve doğru yoldan haklarını ve bağımsızlığını savunmaya sevkiyle kabil olacaktır.
Mülkiye memurlarından güvenilir kişilerle el ele vererek bağımsızlığımızın savunulmasının emrinde gerekli teşkilatın (tabii ki gizli) ve dışarıdan fark edilmeyecek şekilde kurulmasını zaruri görüyorum.
Bu husus, ihtisası dolayısıyla biz askerlerin vatanperverliğine düşmektedir.
3. Kolordu Komutanı Refet Bey'e, 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir'e ve Ankara'da 20. Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa'ya gönderilen gizli telgraf
