Yıllar
Konular
Favoriler

Mütareke imzalandığı zaman memleketin mühim ve verimli kısımları işgal altına alındı. Silahlarımız elimizden alındı. Vaziyet pek ümitsiz bir halde bulunuyordu. Her şeyden evvel düşmanı memleketten dışarı atmak lazımdı.

Bu her düşüncenin, her bakışın üstünde bir gereklilikti. Uzun emekler, gayretlerden sonra buna muvaffakiyet hasıl oldu. Düşman çekilmişti.

Lakin memleket harap bir halde kalmıştı. Yıkılmış şehirlerin imarı lazımdı.

Mutlaka yapılması lazım gelen şimendiferler, yollar ve limanlar vardı. Su tesisatını unutmamalı.

Kısacası koca bir memleket baştan aşağıya kadar donatılmak ihtiyacındaydı.

Mustafa Kemal Atatürk - 9 Kasım 1930
Buraya tıklayarak sayfayı yenileyin ve her yenilediğinizde Atatürk'ün bir başka sözüyle karşılaşacaksınız
X

Atatürk'ün, ABD ticaret müsteşarı Dr. Klein'la görüşmesinden.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 24. Cilt, s.310

Ordularımız 9 Eylül 1922 sabahı İzmir'imizi ve yine 9 Eylül 1922 akşamı Bursa'mızı muzafferen kurtardılar.

Akdeniz, askerlerimizin zafer teraneleriyle dalgalanıyor.

Asya imparatorluğuna yeltenen küstah bir düşmanın muharebe meydanlarına gelmek cesaretinde bulunan ordu kumandanları ile kumanda heyetleri, günlerden beri Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetinin harp esiri bulunuyorlar.

Mustafa Kemal Atatürk - 12 Eylül 1922

Atatürk'ün, İzmir'in kurtuluşundan 3 gün sonra millete beyannamesi.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 13. Cilt, s.274

Müşküllerinizin halinde daima Başvekil İsmet Paşa'ya müracaat edeceksiniz, başka kimseye değil.

Çünkü her büyük işin ehli ve faili olduğu gibi, bu işin de yüksek etkeni İsmet Paşa'dır.

Mustafa Kemal Atatürk - 1932

Atatürk'ün Türk Dili Tetkik Cemiyeti'ne direktifleri

"müşkül" güçlük, engel, sıkıntı anlamına geliyor.

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri 26. Cilt, s.41

İnsan bilmediği işe burnunu sokmamalı!

Mustafa Kemal Atatürk - 2 Şubat 1938

Tamburi Selahattin'in tamburunun akortunu düzeltirken bir teli koparması üzerine Atatürk'ün söyledikleri.

Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu anlatıyor:

Tamburi Selahattin çalarken Atatürk pek enginlere dalmıştı. Birdenbire ürperir gibi oldu. Selahattin'e işaret etti: 'Dur' diye bağırdı. 'Bu akort bozuk... La ve si kulağıma yabancı geliyor. Ver bana tamburu.'

Selahattin hürmetle doğruldu ve bir mihraba mukaddes bir kitap koyar gibi tamburunu Şefin asabî parmakları arasına bıraktı. Bu parmaklar teller üzerinde bir iki dolaştı. Sonra mandallardan bir ikisini sıkıştırdı. Fakat üçüncü bir hareket Şefin dudaklarında bir hayret nidası çıkarttı:

'Vaaay!..'

La teli mi, si teli mi, hangisiyse işte biri kopuvermişti.

'Ne yapacağız şimdi? Başka tel yok mu?'

'Yanımda yok, fakat otelde var!

'Güzel... getirt.'

Yüzünde komşu çocuğunun oyuncağıyla oynarken kazaen oyuncağı kırmış bir yavrunun masum hicabı belirdi.

Vaziyeti korumak ister gibi, hatta hatasının affedilmesini istiyormuş gibi etrafına bakındı.

Orgeneral Cebesoy'a hitap etti:

'İnsan bilmediği işe burnunu sokmamalı.'

Fakat bu derece tevazuu da kendine yediremedi. Ani bir rücu ile:

'Mamafih...' dedi,' hepiniz de farkına vardınız ki akordu bozuktu'."

Kaynak: Can Dündar - Sarı Zeybek, s.13

Karşıyakalılar! Ben karşı yaka beri yaka bilmem. Ben İzmir'in tamamını tanırım. İzmir'in tamamını severim. Güzel İzmir'in temiz kalpli insanları­nın da beni sevdiklerinden eminim.

Yalnız bir tesadüf beni Karşıyaka'ya daha ziyade bağlamıştır.

Karşıyakalılar! Anam sizin sinenizde, sizin topraklarınızda yatıyor.

Mustafa Kemal Atatürk - 12 Ekim 1925

Karşıyakalılara Nutuk

Kaynak: Atatürk'ün Bütün Eserleri, 18. Cilt, s.55

Veritabanında
717 söz
bulunuyor.
Arama
Görüş Bildir

ve Arasında