Mütareke imzalandığı zaman memleketin mühim ve verimli kısımları işgal altına alındı. Silahlarımız elimizden alındı. Vaziyet pek ümitsiz bir halde bulunuyordu. Her şeyden evvel düşmanı memleketten dışarı atmak lazımdı.
Bu her düşüncenin, her bakışın üstünde bir gereklilikti. Uzun emekler, gayretlerden sonra buna muvaffakiyet hasıl oldu. Düşman çekilmişti.
Lakin memleket harap bir halde kalmıştı. Yıkılmış şehirlerin imarı lazımdı.
Mutlaka yapılması lazım gelen şimendiferler, yollar ve limanlar vardı. Su tesisatını unutmamalı.
Kısacası koca bir memleket baştan aşağıya kadar donatılmak ihtiyacındaydı.
Atatürk'ün, ABD ticaret müsteşarı Dr. Klein'la görüşmesinden.
Haysiyetsiz subayların nasıl felaketler hazırlamaya yatkın olduklarını, maalesef lüzumundan fazla tecrübe ettiğimiz için, ordudaki subayların yetiştirilmesi hakkındaki esas fikrin, şeref ve haysiyeti yüksek tutmaya yönelik olması gerektiği inancındayım.
Kilikya'da Ermeniler, Fransızlar tarafından silahlandırılmakta ve İslam ahaliye fiilen musallat edilmektedir.
Kozan'da birçok Müslüman'ı kiliseye, doldurdukları, akıbetlerinin meçhul bulunduğu ve birçok namusa tecavüz edildiği ve Feke kazasının Ermeniler tarafından kuşatıldığı, telgraf tellerinin kesildiği ve İslam ahalinin işgal bölgesi haricine koşarak imdat niyaz eyledikleri, akıbetlerinin vahametinden bütün İslam ahalinin galeyan ve heyecanda bulunduğu, mahallinden bildirilmiştir.
Atatürk'ün Sivas Müdaafa-i Hukuk Cemiyeti'ne telgrafı
Kayıtsız şartsız Rus tabiiyeti demek olan dahildeki komünizm teşkilatı gaye itibariyle tamamen bizim aleyhimizdedir.
Gizli komünizm teşkilatını her surette durdurmak ve tebit etmek mecburiyetindeyiz.
Atatürk'ün Batı Cephesi Kumandanı Ali Fuat Paşa'ya yazdığı telgraf
İnsanları istediği gibi kullanan kuvvet, fikirler ve bu fikirleri kişiselleştirip yayan kimselerdir.
Fikrin özelliği de, hiçbir itirazın bozamayacağı bir mutlak şekille kendi kendini kabul ettirmektir.
Bu ise, fikrin yavaş yavaş hissiyat haline geçerek inanca dönüşmesi ile mümkündür; ve böyle olduktan sonradır ki, onu sarsmaya başka hiçbir mantığın, muhakemenin hükmü yetmez.
