Napolyon; yıldırımlardan oluşan bir rahimden dünya sahasına düşmüş bir dahidir.
Hayatı top tüfek sesleriyle yankılanan bir sima... Kanlı derelere cereyan sahnesi olmuş bir zemin, talih bulutlarına bürünmüş ufuklar arasında bir gemiydi.
Lakin heyhat! Dünyada en az devam eden, saadettir...
Bu parlak cihanın parlak güneşi olan o koca kumandanın, çevresindeki denizin kara dalgalarının müthiş darbeleri altında inleyen bir kara parçasında nefsini tükettiğini görmek ne matemi bir haldir.
Atatürk'ün not defterinden
Bir gece hilafeti kaldırmaya karar verdiğim zaman, bu kararı hemen ertesi sabah tatbik ettim.
Atatürk'ün Marianne gazetesi muhabiri M. Herriot'la görüşmesi sıradına söyledikleri
En büyük hakikatler ve ilerlemeler, fikirlerin serbest ortaya konması ve alışverişiyle meydana çıkar ve yükselir.
Yunan-Türk Pacte d'entente cordiale'ı çok doğru olarak işaret buyurduğunuz gibi Yakındoğu için bir barış ve sükun vasıtasıdır.
Bu suretle yalnız memleketlerimizin kendi ihtiyaçlarını karşılamakla kalmayacak aynı zamanda vazifelerini müdrik her devlet adamı tarafından en ziyade mukaddes tutulması ve inatla müdafaası lazım gelen ve davaların en yükseği olan barış davasına hizmet etmek suretiyle bu mıntıkadaki bütün milletlerin menfaatlarına da faydalı olacaktır.
Dolayısıyla hükümetlerimiz bu söz konusu antlaşmayı müzakere etmek ve iyi suretle neticelendirmekle iyi bir surette ilham kaynağı olmuşlardır. Kendilerini hararetle tebrik etmek isterim.
Atatürk'ün Atina'daki beşvekalet vekili Kondilis'e yolladığı telgraf.
Pacte d'entente cordiale yani "Samimi Uzlaşma Anlaşması" Türkiye ve Yunanistan arasında 14 Eylül 1933 tarihinde imzalandı.
Türkiye ile Yunanistan, 1930 yılında yaptıkları antlaşma ile temelini attıkları dostluk ilişkilerini daha ileri götürmek için 14 Eylül 1933’te, Yunanistan Başbakanı Çaldaris ile Dışişleri Bakanı Maksimos’un Ankara’yı ziyaretleri sırasında “Yürekten Uyuşma Paktı” (Pacte d’Entente Cordiale) imzalamışlardır. Yakın bir zamanda savaşmış olan iki ülke arasındaki Antlaşma, yeni kurulan Cumhuriyet’in çevresi ile uyumlu ve barış içinde olduğunu gösteren “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesinin en önemli örneklerinden biridir.
Yunanistan Başbakanı Panagis Tsaldaris, 10 Eylül 1933’te, Yunanistan donanmasına ait Helli Kruvazörü ile İstanbul’a geldi. İstanbul’da kendisine tahsis edilen özel bir tren ile 11 Eylül’de Ankara’ya geçen Panagis Tsaldaris, burada Başbakan İsmet İnönü tarafından resmi tören ile karşılandı ve Ankara ziyaretinin ilk gününde Cumhurbaşkanı Atatürk tarafından kabul edildi. 14 Eylül’de ise Türkiye ile Yunanistan arasında dostluk ve işbirliğini öngören Samimî Anlaşma Misakı’nın imza törenine katıldı.
Atatürk barışa öylesine önem veriyor ve bu uğurda öylesine mücadele ediyordu ki 1919 yılında Anadolu'yu işgal eden Yunanistan başbakanı Venizelos, Atatürk'ü 12 Ocak 1934'te Nobel Barış Ödülü'ne aday göstermişti.
Bir toplumun, zamanla kökleşmiş, örf, adet, duygu ve algılamaları önemlidir.
Toplumun bu vasıfları ve huyları, içinde bulunduğumuz yüzyıl medeniyetinin gereklerini kolaylıkla ve çabucak kabule uygun olmadığı takdirde; ilk anda akla gelen yol, tedbirli bir şekilde, okul ve diğer vasıtalarla bilim ve teknik alanında ilerleyerek fikirlerin aydınlatılmasına çalışmak ve zamanla amaca ulaşmak.
Yalnız bu metoda bağlı kalarak başarılı olmak isteyenler ya başarıyı yakalamakta çok geç kalmışlar ya da hiç başarılı olamayarak, bunu kabullenmek durumunda kalmışlardır.
Oysa milletler için zamanın beklemeye tahammülü yoktur.
