Dahili vaziyetimizdeki iyileşme ve sağlamlık sayesinde cihanın genel vaziyeti hergün daha fazla lehimize gelişmektedir.
Bu gelişmelerden, milletimizin bekasını ve bağımsızlığını temin edecek maddi neticelerin çıkarılması zamanını pek uzak görmüyorum.
Atatürk'ün kendisine "Genel vaziyetimizi nasıl görüyorsunuz efendim" diye soran Ruşen Eşref'e verdiği cevap.
Esas, Türk milletinin haysiyetli ve şereflı bir millet olarak yaşamasıdır. Bu esas ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla temin olunabilir.
Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, bağımsızlıktan mahrum bir millet, medeni insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye layık olamaz.
Tarihin en karanlık günlerinde sihirli kalemiyle daima Türk milletinin hakkını teyit ve müdafaa etmiş olan büyük üstad için, Türk milletinin beslediği derin, sarsılmaz sevgi hislerine, Kurtuluş Savaşı'nda şehit düşen erkeklerimizin yetim bıraktığı kızlarımız tarafından gözyaşları arasında dokunmuş olan bu halı tanıklık edecektir.
Atatürk'ün, Ankara Anlaşması'ndan sonra ünlü eşcinsel Fransız yazar Pierre Loti'ye yazdığı mektup. Kendisine mektupla beraber bir de halı hediye edilmiştir.
Pierre Loti, Fransa'nın en büyük gazetelerinde daima Türkleri savundu ve haklı olduklarını ispatlayarak yazılar yazdı. 1913 yılında Turquie Agonisante (Can Çekişen Türkiye) adlı kitabında yine Türkiye'yi savundu.
Ankara Anlaşması (20 Ekim 1921), TBMM ve Fransız Hükûmeti arasında imzalandı. Bu anlaşmayla Türk millî emellerinin haklılığı ilk defa olarak İtilaf devletlerinden birisi tarafından da resmen haklı görüldü ve onaylandı.
Ankara Anlaşması ile İtilaf Devletleri Cephesi bozuldu ve yeni Türk Devleti, Fransa tarafından tanındı. Bu anlaşma sonunda Güney Cephesindeki savaş resmen sona erdi ve Türkiye'nin Güney sınırı belirlendi.
İstanbul'da Eyüpsultan ilçesindeki Pierre Loti Tepesi ismini bu yazardan alır ve 1934 yılında Pierre Loti Tepesi olarak değiştirilmişti.
Bu pek mühim ve büyük teşebbüste asıl hedef İngilizleri Hindistan'da vurmak olmasına göre, Türkistan ve bilhassa Afganistan'da belki maksada kafi askeri kuvvetler vücuda getirmek için evvelemirde pek ciddi milli teşkilat meydana getirilmesi lüzumunu ben de takdir eder ve bu hususta buraca icrası mümkün olan yardımın yapılmasını bittabi canı yürekten arzu eylerim.
Ancak dört taraftan düşmanla kuşatılmış olan asıl anavatanın müdafaası işlerine her şeyden evvel bağlı olmak ve ihtimam etmek açık lüzumu ve malum hadiseler üzerine İstanbul'dan buraya gelebilen subayların adedi ise ihtiyaca ancak kafi olduğundan şimdilik o konudaki yüksek arzularının kabulüne ne yazık ki maddi imkan görülememiştir.
Atatürk'ün Taşkent'te bulunan Cemal Paşa'ya yolladığı telgraf
Türkiye'nin gelecekteki hükümet şekli kelimenin tam manasıyla demokratik olacaktır.
Hakimiyet hakkı halka tanınacak ve halk tarafından seçilen üyelerden meydana gelen Milli Meclis tarafından tatbik edilecektir.
Milli Meclis kendi iradesini, üyeleri arasından seçtiği heyeti vekile vasıtasıyla nöbetleşe icra edecektir.
Atatürk'ün The New York Herald gazetesine verdiği röportaj
