Dahili vaziyetimizdeki iyileşme ve sağlamlık sayesinde cihanın genel vaziyeti hergün daha fazla lehimize gelişmektedir.
Bu gelişmelerden, milletimizin bekasını ve bağımsızlığını temin edecek maddi neticelerin çıkarılması zamanını pek uzak görmüyorum.
Atatürk'ün kendisine "Genel vaziyetimizi nasıl görüyorsunuz efendim" diye soran Ruşen Eşref'e verdiği cevap.
Osmanlı devletinin, devlet ve millet siyaseti olarak, bağımsız olarak ve muntazaman takip olunmuş hiçbir siyaseti yoktur.
Osmanlı tarihinde fetihlere, şaşaalı hareketlere tesadüf ediyoruz. Bu, bütün cihanı zapt etmek, cihangir olmak siyasetidir. Fakat bütün bu fetihler ve şaşaalı hareketler, hiçbir vakit devleti vücuda getiren ve bu hareketleri yapan unsura emelinin mevcudiyetini ve menfaatini temin etmiyordu.
Millet, evini, köyünü, bağını, tarlasını, öküzünü unutmuş, atına binmiş Viyana kapılarında dolaşıyor, Viyana'yı, Osmanlı memleketlerine dahil bir vilayet yapmak istiyordu.
İşte bu hareket tarzı, asil unsurun kendi hayati icaplarıyla, memleketin icaplarıyla uğraşmasına, kuvvetli olmak için, zengin olmak için uğraşılması icap eden çiftçilikle iştigale mani oluyordu. Fakat bu kadarla da kalmıyordu. Asli unsur, anavatanı terk edip harice gidiyor ve gittiği yerlerde ölüyordu.
Asya'ya, Avrupa'ya, Afrika'ya giden o fetih orduları ne oldu? Onlar gittikleri yerlerde ölmüş, kalmış, mahvolmuş.
Bunun neticesi olarak anavatan böylece bomboş ve harap kalmış.
İşte her şeyimiz gibi çiftçiliğimizin de arz ettiği sefalet manzarası bundandır!
Atatürk'ün Bursa Şark Sineması'nda halka yaptığı konuşmadan
Ok = Akıl, zeka
Yar = Dost, arkadaş, yardımcı, yar köktür.
Ok+Yar = Her iki kelimenin manalarının kaynaşmasını ifade eden "Akıl arkadaşı".
Ali Fethi;
Fethi Okyar
Atatürk'ün, Fethi Okyar'a "Okyar" soyadını verdiği mektubu.
Gerçekten Türkçenin muhteşem kullanımına ve yaratıcılığa bir örnek.
Arkadaşlar, Nilüfer Çayı ve onunla birleşen birçok derelerle sulanan ovasıyla, 2500 metre boylu dağının buzlu ve kaplıcalarının kaynar sularıyla, Mudanya gibi iskelesiyle, dağlarında ve ovalarındaki büyüleyici manzaralarıyla her türlü ilerlemeye aday olan bu latif, bu verimli, bu feyizli memleket, mutlaka layık olduğu medeniyet mertebesine ulaştırılmalıdır.
Bursa'nın kurtuluşunun ikinci yılında Bursa halkına nutuk
Bugün burada tamamen sulh içinde bir memleket görüyorsunuz.
Sahip olduğumuzdan tek bir metrekare bile fazla toprağa ihtiyacımız yoktur, memleketimiz çok büyüktür; vatandaşlarımız için hiç de küçük değildir.
Bütün memleketlerle barış ve dostluk anlaşmamız var ve ordu sadece yeni hücumlardan korumak için bulunuyor.
Atatürk'ün "Vossische Zeitung" gazetesi muhabiri yazar Emil Ludwig'le görüşmesinden...
