Muhtelif milletleri müşterek ve genel bir ünvan altında toplamak ve bu muhtelif unsur kütlelerini aynı hukuk ve şartlar altında bulundurarak kuvvetli bir devlet tesis etmek, parlak ve cazip bir siyasi görüştür; fakat aldatıcıdır.
Hatta, hiçbir sınır tanımayarak, dünyada mevcut bütün Türkleri dahi bir devlet halinde birleştirmek, elde edilmesi imkansız bir hedeftir.
Bu, asırların ve asırlarca yaşamakta olan insanların çok acı, çok kanlı hadiseler ile meydana koyduğu bir hakikattir.
Ümmetçilik ve turancılık siyasetinin muvaffak olduğuna ve dünyayı tatbik sahası yapabildiğine tarihte tesadüf edilememektedir.
Nutuk - Atatürk'ün Turancılık hakkındaki genel fikri
Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir. Merkezi hükümetimiz İtilaf devletlerinin tesir ve denetimi altında mahsur bulunduğundan, üstlendiği mesuliyetin icaplarını yerine getirememektedir.
Bu hal, milletimizi yok olmuş tanıttırıyor. Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
Milletin hal ve vaziyetini göz önünde tutmak ve haklarının sesini cihana işittirmek için her türlü tesir ve denetimden uzak bir milli heyetin varlığı elzemdir.
Amasya Genelgesi, açılış paragrafı
"Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır"
Üzüntü verici geçmiş ebediyen kapanacaktır.
Artık aramızda savaş olmayacaktır.
Atatürk'ün Yunanistan başbakanı Venizelos'la yaptığı 2 saatlik radyo görüşmesinden sonra söyledikleri
İngilizlerin desteğiyle iktidarı ele aldıktan sonra 1919'da Türkiye'yi işgal eden ve aslında bu işgalin arkasındaki en önemli güç ve beyin olan aynı Venizelos, 1928'de Yunanistan'da tekrar başbakan oldu. Fakat artık çok değişmişti.
Bu tarihten sonra Venizelos Türk-Yunan ilişkilerinin düzelmesinde büyük rol oynamıştı. Ek resimlerde gördüğünüz gibi, Türkiye'ye gelerek 29 Ekim 1930'da Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına bizzat katıldı.
Balkan Paktı imzalanmadan kısa bir süre önce de, dünya siyasi tarihinde bir ilki gerçekleştirerek, Balkan Paktı'nın gerçek kurucusu olduğuna inandığı Atatürk'ü 12 Ocak 1934'te Nobel Barış Ödülü'ne aday göstermişti.
Tarih, vazifesini yaparken muhtaç olduğu bilgileri temin için hemen her ilim ve fenden istifade etmek mecburiyetindedir. Bilhassa, coğrafya ile daima yan yana yürür.
İnsan topluluğunun dünya yüzünde hangi mevkii işgal ettiği, bu mevkiin vaziyeti, yeryüzü şekilleri, iklimi, denize yakın veya uzak olması, toprağı, nehirleri, bitki ve hayvan yetiştirme kabiliyeti ile o topluluğun tarihi arasında sıkı bir münasebet vardır.
Aynı şekilde bir milletin, hangi milletlerle iktisadi toplumsal, siyasi münasebetlerde bulunduğunu bilmek lazımdır.
Bütün bunları coğrafya öğretir.
Tarih kitapları için el yazısıyla taslak metin
Gerçi bir toplumun zamanla kökleşmiş örf, âdet, duygu ve düşünceleri önemlidir.
Bu itibarla, toplumlar, girişimci bireyler üzerinde âdeta amir ve hâkim bir etki yaparlar.
Fakat doğal yetenek ve hüneri ile gelişme ve yükselmeyi elde etmiş milletler, medeniyetin bugünkü gelişmelerinden etkilenmiş aydın çocukların, yol göstericiliği ile geçmişte kaçırdıkları fırsatların meydana getirdiği gecikmeleri telafi çaresini bulmakta gecikmezler.
Bu hususta, topluma iyi örnek olmanın etkili ve yararlı olduğunda şüphe yoktur.
