Biz, Batı emperyalistlerine karşı yalnız kurtuluş ve bağımsızlığımızı muhafaza etmekle yetinmiyoruz.
Aynı zamanda Batı emperyalistlerinin kuvvetleri ve malum olan her vasıtaları ile Türk milletini emperyalizme vasıta yapmak istemelerine de mani oluyoruz.
Bu suretle, bütün insanlığa hizmet ettiğimize kaniyiz.
Atatürk'ün, Sovyetler Birliği Dışişleri Komiserine yolladığı telgraftan.
Lozan Konferansı'na delegelerimiz gitti. Konferans devam ediyor. İnşallah arzu ettiğimiz neticeyi alacağız.
Gerçi düşmanlarımız çok çetindir. Memleketimizi bir sömürge haline getirmeye uğraşıyorlar.
Fakat bu defaki delege heyetimiz her vakit karşılarına çıkanlar gibi değildir. Neticeyi emniyetle bekleyelim.
Bu hususta hayatımıza kastetmekte inat edilecek olursa ordularımız hukukumuzu müdafaaya daima hazırdır.
Biliyorum, bu yolda konuşmak benim için de, senin için de ağır bir şey.
Ama başka çaremiz yok. Konuşmaya mecburuz çocuk.
Şu vasiyetname meselesi. Bugün, yarın o işi bitirmeliyiz. Ne olur, ne olmaz.
İhtiyatlı olmalı.
Mal olarak neyimiz varsa bir listesini yap, bana getir.
Atatürk, Hasan Rıza Soyak'a bu sözleri söyledikten sonra Soyak Atatürk'ün bütün mallarının bir listesini yapar ve taslak bir vasiyet yazar. Atatürk bu taslaktaki birkaç şeyi değiştirir.
Özellikle dikkatimi çeken yaptığı şu değişiklik:
Taslakta, Atatürk'ün kızkardeşi Makbule ve manevi kızlarına *vefatlarına kadar* şu kadar aylık verilecek yazıyor.
Atatürk çok ince bir düşünceyle, *vefatlarına kadar* ibaresini *yaşadıkları müddetçe* olarak değiştirdi.
Atatürk'e göre yaşamak esastı. Bir vasiyetnamede olsun, bir insanın ölümünden bahsetmeyi nezakete uygun bulmuyordu.
Avrupalıların her gün yeniden yeniye yapmış oldukları zulümlere karşı elimizdeki silahlardan başka bir kuvvetimiz olmadığı şu mühim zamanda tek bir kurşun bile teslim etmek, maazallah vatana bir suikasttan başka bir şey olamayacağı yüksek malumları olacağından, hatta hükümet emir vermiş olsa bile, ahali kuvvetlerine dayanmak suretiyle hiçbir silah ve cephanenin düşmana teslim edilmemesi ve düşmanın fazla kuvvet getirerek cebren ellerinden alabilmesi mümkün mevkilerdeki depolar muhteviyatının gizlice dahildeki emin mahallere naklini vatanperverane gayretlerinden bekler ve istirham eyleriz.
İngiliz General Milne, İstanbul Hükümeti'nden İstanbul, İzmit, Çanakkale ve bütün sahil illerindeki cephane depolarında bulunan silahların teslimini ister.
İstanbul Hükümeti ise bunu kabul eder. Atatürk ise bu duruma karşı çıkar ve 1. Kolordu Komutanlığına bu telgrafı yollayıp, silahların asla teslim edilmemesini emreder.
Tembellik, bütün fenalıkların anasıdır.
Vatandaş için Medeni Bilgiler...
Atatürk'ün başyazarı Falih Rıfkı'nın dediği gibi:
"En iyisi çalıșmak, unutabilecek kadar çalıșabilmek... Bedbahtlar ölümü düșünmeye vakit bulanlardır."
