Ben Almanların bu savaşta muzaffer olacaklarına katiyen emin değilim. Gerçi bir şimşek hızıyla demir kaleler devirip çiğneyerek Paris üzerine yürümektedirler.
Fakat Ruslar da Karpatlar'a dayanmışlar ve Almanların müttefiki olan Avusturyalılara baskı yapmaktadırlar. Bu nedenle Almanlar bir kısım kuvvet ayırarak Avusturyalılara yardım etmek mecburiyetinde kalacaklardır.
Bu defa Fransızlar kendi karşılarında bulunan Almanların kuvvet ayırdığını görerek karşı taaruza geçecekler ve Almanlara baskı yapacaklardır.
Kendilerinin sıkıştırıldığını gören Almanlar, bu defa da Avusturyalılara gönderdikleri kuvvetleri çağırmak mecburiyeti karşısında bulunacaklardır ki, bu şekilde zikzakvari hareket edecek olan bir ordunun akıbeti pek feci ve vahim olacağından, ben bu harbin neticesinden emin olamıyorum.
Atatürk'ün Salih Bozok'a mektubu (1914'ün son günlerinde yazılmıştır).
Psikolojik bir hadisedir ki, insan, hayatta bazı dostluklar elde etmek için fevkalade çalışmak ve fedakarlıklar yapmak zorundadır.
Mesela siz bana sormuştunuz: "Siz ne zaman albaylığa terfi edeceksiniz?" diye.
Benim cevabım şu olmuştu: "Bu, bir harp meydanında kazanılır"
Siz bana karşılık verdiniz: "Bunu ispat ediniz"
Sizin arzunuza uyarak beş günden beri albayım.
Atatürk'ün Hildegard Christianus'a mektubu
Atatürk, bu mektubu Almanca yazmıştı ve kendisi aynı zamanda Christianus'dan Almanca dersleri de alıyordu. Mektubun sonunda yazımda çok samimi bir dostunun kendisine yardımcı olduğu yazılı ama bu kişinin kim olduğu bilinmiyor.
Ancak hatalarını kabul edenler, affedilmeye layık olurlar. Çünkü bunlar hatalarını anlamış, pişman olmuş, bir daha aynı hatayı istememeye karar vermiş kimselerdir.
Fakat suçlarını saptırmaya ve savunmaya kalkışanlar aynı yolda devam edecekler demektir ki, bunları hoş görüp affetmek kesinlikle uygun değildir.
Milli bağımsızlığımızı boğan ve vatanın parçalanması tehlikelerini hazırlayan İtilaf devletlerinin icraatı ve merkezi hükümetin esir ve aciz vaziyeti malumunuzdur.
Milletin mukadderatını bu mahiyette bir hükümete teslim etmek, maazallah yok olmaya boyun eğmek demektir.
Atatürk'ün 1. Kolordu Komutanı Cafer Tayyar Bey'e yolladığı telgraf
Saltanat ve hilafet mevkiini işgal eden Vahdettin, soysuzlaşmış, şahsını ve yalnız tahtını temin edebileceğini tahayyül ettiği alçakça tedbirler araştırmakta.
Nutuk, başlangıç paragrafı. Atatürk'ün 19 Mayıs'da Samsun'a çıkması üzerine yaptığı durum değerlendirmesi.
