Ben Almanların bu savaşta muzaffer olacaklarına katiyen emin değilim. Gerçi bir şimşek hızıyla demir kaleler devirip çiğneyerek Paris üzerine yürümektedirler.
Fakat Ruslar da Karpatlar'a dayanmışlar ve Almanların müttefiki olan Avusturyalılara baskı yapmaktadırlar. Bu nedenle Almanlar bir kısım kuvvet ayırarak Avusturyalılara yardım etmek mecburiyetinde kalacaklardır.
Bu defa Fransızlar kendi karşılarında bulunan Almanların kuvvet ayırdığını görerek karşı taaruza geçecekler ve Almanlara baskı yapacaklardır.
Kendilerinin sıkıştırıldığını gören Almanlar, bu defa da Avusturyalılara gönderdikleri kuvvetleri çağırmak mecburiyeti karşısında bulunacaklardır ki, bu şekilde zikzakvari hareket edecek olan bir ordunun akıbeti pek feci ve vahim olacağından, ben bu harbin neticesinden emin olamıyorum.
Atatürk'ün Salih Bozok'a mektubu (1914'ün son günlerinde yazılmıştır).
Burada benimle beraber harp eden bütün askerler kati olarak bilmelidirler ki bize düşen namus görevini yerine getirmek için, bir adım geri gitmek yoktur.
Rahat uykusu aramanın, bu rahattan yalnız kendimizin değil, bütün milletimizin ebedi olarak yoksun kalması ile sonuçlanacağını hepinize hatırlatırım.
Atatürk'ün, Arıburnu Çıkarmalarından hemen önce askerlerine yaptığı konuşmadan
Üzüntü verici geçmiş ebediyen kapanacaktır.
Artık aramızda savaş olmayacaktır.
Atatürk'ün Yunanistan başbakanı Venizelos'la yaptığı 2 saatlik radyo görüşmesinden sonra söyledikleri
İngilizlerin desteğiyle iktidarı ele aldıktan sonra 1919'da Türkiye'yi işgal eden ve aslında bu işgalin arkasındaki en önemli güç ve beyin olan aynı Venizelos, 1928'de Yunanistan'da tekrar başbakan oldu. Fakat artık çok değişmişti.
Bu tarihten sonra Venizelos Türk-Yunan ilişkilerinin düzelmesinde büyük rol oynamıştı. Ek resimlerde gördüğünüz gibi, Türkiye'ye gelerek 29 Ekim 1930'da Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına bizzat katıldı.
Balkan Paktı imzalanmadan kısa bir süre önce de, dünya siyasi tarihinde bir ilki gerçekleştirerek, Balkan Paktı'nın gerçek kurucusu olduğuna inandığı Atatürk'ü 12 Ocak 1934'te Nobel Barış Ödülü'ne aday göstermişti.
Gazetecilik aleminin sahte kavgaları, kapitalist siyaset aleminin gösteriş düşkünü riyakarlıkları kadar, benim de Anadolu'nun da nefret ettiğimiz şeylerdir.
Atatürk'ün Dünya gazetesi başyazarı Arif Oruç ve yazı kurulu müdürü Mustafa Nuri Bey'e mektubu
Bilim ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişmesini idrak etmek ve ilerlemelerini zamanında takip etmek şarttır.
Bin, iki bin, binlerce sene evvelki bilim ve fen lisanının çizdiği düsturları, şu kadar bin sene sonra bugün aynen tatbike kalkışmak elbette bilim ve fennin içinde bulunmak değildir.
Atatürk'ün Samsun'da öğretmenlere yaptığı konuşmadan
