Gaye, bugünkü ve yarınki Türk'ün medeniyetini kucaklayacak en güzel ve en ahenkli Türkçedir.
Türkçe hakkında... Ahmet Cevat'ın 12 Kasım 1932 tarihli Hakimiyet-i Milliye gazetesinde yazdığı makaleden.
Biliyorsunuz ki, samimiyetin lisanı yoktur. Samimiyet ifade edilemez. O, gözlerden ve yüzlerden anlaşılabilir. İşte size yüzümü, gözlerimi çeviriyorum. Bakınız, görünüz. Oradan anlayacaksınız ki, kalbim çok şiddetli bir muhabbetle çarpmaktadır.
Zannettiler ki, ordumuz zayıftır. Zannettiler ki, ordumuz taarruz ve takip etmek değil , yerinden kıpırdayamayacak bir halde bulunuyor. Zannettiler ki, Meclis'imiz ve hükümetimiz zayıftır ve ümitsizdir.
Dışişleri ve İçişleri bakanlarımızı gönderdik.
Bütün insani hissiyatımızla barış istediğimizi cihana ispat ettik.
Fakat muhataplarımız insaniyetten değil, kanlı manzaralardan zevk alan insanlar tesadüf etti ve öyle oldu.
Bu sebeple çok fazla Yunan kanı aktı ise kabahat bizde midir?
Sahil seyahatine devama imkan yoktur. Erzurum halkını, maruz kaldıkları acı felaket içinde ziyareti pek münasip ve lüzumlu görüyorum. Acı bir lisanla da davet ediyorlar. Hemen harekete karar verdimse de, Trabzon-Erzurum yolu bozuk, güvenilir otomobil yoktur.
Yarın öğlende buradan hareket ederek yalnız çok hazırlıkla davet edilmiş olduğum Rize ve Giresun'a çıkmak ve oraya Ankara'dan gelecek otomobillerle Sivas-Erzincan üzerinden Erzurum'a gitmeyi ve orada halkla bizzat meşgul olmayı düşündüm. Görüş ve cevabınızı makine başında bekliyorum.
Atatürk'ün, İsmet Paşa'ya yolladığı telgraf.
13 Eylül 1924 günü Erzurum Pasinler'de büyük bir deprem meydana geldiği sırada Atatürk, Karadeniz gezisindedir ve Hamidiye Kruvazörü'yle Trabzon'a yeni ulaşmıştır.
Atatürk hemen geziyi iptal edip Erzurum'a gitti.
Pasinler Depremi'nde ne yazık ki 60 vatandaşımız hayatını kaybetti.
