Çabuk bana yeni bir din bul!
Ağaç dini.
Bir din ki ibadeti ağaç dikmek olsa!
Atatürk'ün, Diyarbakır'ın çöllerinde atıyla gezerken Kurmay Başkanı İsmet Paşa'ya söyledikleri.
Mustafa Kemal Paşa, Aralık l9l6'da Ahmet İzzet Paşa'nın izinli olarak bir süre İstanbul'a gitmesi üzerine vekâleten 2. Ordu Komutanlığı'na tayin edildi. Karargâhı Diyarbakır'da olan bu ordunun Kurmay Başkanı Albay İsmet (İnönü) Bey'di. Büyük Komutan'ın, İnönü ile yakından tanışması, emir-komuta zinciri içinde çalışması bu tarihlere rastladı.
Atatürk, Ankara yeni kurulduktan sonra onun ağaçlandırılması için büyük bir çaba harcadı.
Öyle ki İngiltere Büyükelçisi Sir Geroge Clarck, Falih Rıfkı Atay'a "Birçok bina yapmışsınız, yollar yapmışsınız. Bunları çimentoyla yaparsınız. Ama neye şaştım biliyor musun? O yeşilliğe hayran kaldım. Bu mucizeyi nasıl yaptınız?" demişti.
Şimdi gayet dostane münasebetlerde bulunduğumuz Yunanlılar bir zaman Cumhuriyet merkezi Ankara'ya top menzili bir mesafeye kadar gelmişlerdi.
Milletin mevcudiyetini muhafaza için Yunanlıları geri sürmek vazifesi bana verilmişti. Vazifemi başarıyla yaptım. Fakat sonradan tekrar Yunanlılar ile dost olduk.
Bunu size söylemekten maksadım, Türklerin savaştıkları herhangi milletle ebedi düşman kalmak istemediklerini göstermektir.
Ben askeri hayatımda asla mağlubiyet görmedim. Bunun sebebi yalnız milli bütünlüğümüzün savunması için savaşmış olmamdır.
Atatürk'ün İngiliz gazeteci Edwin Keliher'le yaptığı görüşmeden
Bu cemiyetin iki cephe ve mahiyeti vardı.
Biri aleni cephesi ve medeni teşebbüslerle İngiliz himayesini talep ve temine yönelik mahiyeti idi.
Diğeri gizli tarafı idi. Asıl faaliyet bu tarafta idi.
Memleket dahilinde teşkilat yaparak isyan ve ihtilal çıkarmak, milli şuuru felce uğratmak, yabancı müdahalesini kolaylaştırmak gibi hainane teşebbüsler, cemiyetin bu gizli kolu tarafından idare edilmekte idi.
Atatürk'ün İngiliz Muhipleri Cemiyeti hakkında sözleri. Bu cemiyete üye olanlar arasında Vahdettin, Damat Ferit Paşa, Ali Kemal, Adil ve Mehmet Ali Beyler ve Sait Molla bulunuyordu.
Anlayacağınız, hain çoktu
Nutuk
Efendiler! Bir hükümet ancak adalete dayanabilir.
Bağımsızlık, gelecek, hürriyet, her şey adaletle ayaktadır.
Atatürk'ün Bursa Şark Sineması'nda halka yaptığı konuşmadan
Fransa'da bir onbaşı, ordu başına geçip Harbiye Nazırı oldu. Ekselans Mösyö Maginot. Bu adamın aklına uyarak koca Fransız devleti kuzeydoğu sınırına bir Maginot Hattı kurdu. Milyarlar döküldü topraklara, milyarlar...
Almanya bir Avusturyalı manyak onbaşıyı başbuğ edindi. O da boş durmadı. Alman onbaşısı Hitler de çelik, çimento, taş ne bulduysa ortaya attı ve milyarlarca markla Siegfried Hattı'nı yaptı.
Komşumuz Yunanistan'ın başında bir erkanıharp general vardı. Sayın Metaksas Hazretleri. Eh, onbaşılar hat yaparken durur mu? Hemen o da kendine bir müstahkem hat inşa ettirdi. Metaksas Hattı...
Şimdi Mareşal Çakmak da buna dayanıp bir Çakmak Hattı kurmak istiyor.
Yağma yok. Ancak üç beş günlük ömrü olan bu hatlar için ben milletimin parasını toprak altına atamam. Harp, oldum olasıya toprak üstünde yapılmıştır. Kazanmak isteyen milletler toprak üzerinde dövüşürler. Söyleyin Mareşal'a bu sevdadan vazgeçsin.
Atatürk'ün Bursa'da Çelik Palas'ta arkadaşlarıyla yaptığı sohbetten
